27.04.2021, 05:03

Ülkemizin sorunları

Sorunlarımız öylesine ağır ki. Covid-19 belasından mı bahsetsem, komşularla ilişkilerden mi, Kanal İstanbul’dan mı bahsetsem, Montrö Antlaşmasından mı, 128 milyar dolardan mı bahsetsem, ABD’nin tehcir açıklamasından mı bilemedim. Biz Türk halkı olarak böylesine karamsar tablolarla uğraşmak yerine ülke ekonomisinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapsak, üretim ekonomisine geçsek, vatandaşlarımızı yoksulluktan kurtarıp da refah seviyemizi yükseltsek, kardeşçe ve dostça bir arada yaşamanın en büyük kuralı olan demokrasimizi geliştirsek; din, dil, ırk, mezhep ayrımı olmaksızın yaşamayı öğrensek fena mı olur? Bunca sorunlardan uzaklaşıp, Eduardo Galeano’nun Franco döneminde eğitim nasılmış ona bakalım.

 

İspanyollar, Araplar ve Yahudiler hakkında: şunu da yüksek sesle dile getirebiliriz ki İspanya hiçbir zaman geri kalmış bir ülke olmadı. Nitekim daha ilk çağlardan beri at nalı gibi çok faydalı icatlar yapıp dünyanın en gelişmiş halklarına öğretti. Araplar İspanya’ya geldiklerinde çölün cahil ve vahşi savaşçılarıydılar. İspanyollarla ilişkileri, onlarda sanat ve bilim hayallerinin doğmasına neden oldu. Yahudiler, birçok yerde Hıristiyan çocukları korkunç işkencelerle öldürmüşlerdir. Halk bu yüzden onlardan nefret ediyordu.

 

Amerika hakkında: günün birinde Kristof Kolomb adında bir denizci, Katolik kraliçe İsabel’in huzuruna çıkıp denizleri aşmayı, sahibinin onlar olacağı topraklar aramayı ve herkese iyi insan olmayı ve de dua etmeyi öğretmek istediğini söyledi. Amerika’nın yoksul insanları, İspanya’nın yüreğine çok dokunacaktı.

Dünya hakkında: İngilizce ve Fransızca o kadar bozulmuş diller ki, tam bir yok oluşa gidiyorlar. Çinlilerin hafta sonu tatili yoktur. Hem fizyolojik hem de zihinsel açıdan insanlardan daha aşağıdadır.

Zenginler ve yoksullar hakkında: her taraf kar ve buzla kaplandığında kuşlar yiyecek bir şey bulamazlar, yoksul duruma düşerler. Ben bu yüzden onlara yiyecek veririm, tıpkı zenginlerin yoksullara destek olup onların karınlarını doyurmaları gibi.

Franco Döneminde Adalet

Yukarıda, kürsünün yüksek kısmında kara cübbesine bürünmüş olan mahkeme başkanı oturuyor. Onun sağında, avukat solunda savcı. Daha aşağıdaki basamaklar, sanıkların oturduğu sıra, henüz boş. Yeni bir duruşma başlayacak. Hâkim mübaşire seslenir: “Mahkûmu getirsinler”… Franco faşizminin tanımı.

Yorumlar