Hakkı Ülkü'nün 17 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Geriye dönüp baktığımızda, ne çok iş yaptığımızı görmemek mümkün değil. Mesela, Belediye hizmet binası. Tüm katları elden geçirip tadilatla, işler hale getirdik. Duruşma salonu olarak kullanılan mekanı, Atatürk Kültür Merkezi adı altında yeniden hizmete sunduk. Aynı zemin katta Nadir Nadi Belediye Kütüphanesi’ni hizmete soktuk. Kaymakamlık, adliye ve diğer müdürlükler yeni hizmet binasına geçince boşalan bürolardan birisini Belediye Polikliniği yaptık. Bunu yapmamızın nedeni de yoksul vatandaşlarımızın Menemen’e, Çiğli’ye gitmelerini önlemekti.

        Halkımızın jimnastik ve aerobik salonlarından yararlanmaları için alet edevatları satın alarak kentin gelişme alanlarına monte ettik.

        Belediyenin geçmişte kendi memurlarına kiralamış olduğu binalardan (ki dört daireliydi) birini kreş ve misafirhane olarak kullanıma açtık.

        Mezbahayı yeniledik.

        Sanayi kentinde umumi kantar yoktu, bu bir noksanlıktı. O noksanlığı giderdik.

        Asfalt plentini kurduk. Asfaltlama çalışmalarını kendi olanaklarımızla yapmaya başladık.

        Beton taş, parke- karo atölyesini kurduk. Kendi ürettiğimiz taşlarla ilçeye yeni bir canlılık kattık.

        Şehir içi otobüs duraklarını kentin uygun yerlerine kurduk.

       Belediye araçlarının tamir ve bakım atölyelerini bir yerde topladık.

        Yol süpürme aracı ve çöp kamyonları aldık.

        Çöp kovası imalat atölyesi oluşturup kendi kovalarımızı kendimiz imal ettik.

        Hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için belediyenin elemanlarının çalıştırdığı Tansaş’ı kurduk ve hizmete açtık. 

        İstiklal Caddesi’nde Merkez Camii ile belediye binası arasındaki dükkan ve evlerin kamulaştırmasını yapıp kaldırdık. Yine o yıl, şu anda kent parkı olarak kullanılan zeytinlik alanı kamulaştırdık.

        Deniz kenarında, hükümet konağının doğusunda Cumhuriyet Meydanı olarak isimlendirdiğimiz alanı ilçemize yaraşır bir şekilde düzenledik, Atatürk heykelini de uygun bir yere yerleştirip kalıcı bir meydanı halkımızın hizmetine sunduk.

        Televizyon verici istasyonunu 102 Evler'in uygun bir yerine monte ettik ve halkımızın o günkü koşullara göre en az 10 kanalı izlenebilir düzeye getirdik.

        Kısa bir süre içerisinde 180 kişiye, tüm uygulamaları yasal şekle getirip gecekondulara tapu verdik.

        Artan hızlı nüfusun çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için bir dizi kamu hizmeti yaparken, o arada İmar Yasası uyarınca sakıncası olmayan yerlere çocuk oyun alanları yaparak önemli bir hizmeti yerine getirmiş olduk.

        Aliağa’da yaşayanlar 102 Evler’i gayet iyi bilir. Oralardaki eski binaları kaldırıp yasalara uygun şekilde tadilat yapılmasını sağladık. Avcı Ramadan’ın bulunduğu alandaki mum fabrikasını kaldırdık. Adına 70.Yıl dediğimiz alana Cumhuriyet Ormanı ismiyle 100 bin ağaç diktik ve o yıl başlatılan Ağaç Bayramı, dönemim bitinceye kadar (Ağustos 2002) düzenli kutlandı.

        Bütün bunları yaparken kanalizasyon projesinin de tamamlanması için her türlü gayreti gösterdik. Az kalsın unutuyordum, halen kullanılmakta olan mezarlık da o dönemin ürünüdür. Bir yandan biz bu işleri belli bir tempoda yürütürken diğer yandan da su kuyularını çoğaltıyorduk. O günkü notlarıma baktığımda, 210 bin nüfusa yetebilecek kapasitede Aliağa’daki su sorununu çözmüştük.

        Toplu konut bizim en önemli projelerimizden birisidir. Arıtma da bunun tamamlayıcısıdır ama bütün bunları yapabilmek için de iyi bir organizasyon şarttır. 1989 yılında İzmir’de bulunan meslek odalarının tümüyle koordinasyon oluşturduk. Konut yapımında da en önemli unsurlardan birisi olan Sanayi Ticaret İl Müdürlüğü ile  LPG ve akaryakıt kalite kontrolünü düzenli bir şekilde sağlamak için protokol imzaladık.

        Bu arada yöremizin sorunlarını mümkün olduğunca aza indirmek için 18 belediyenin oluşturduğu Bakırçay Belediyeler Birliği’ni kurduk. Gençlere daha iyi olanaklarla yetişmeleri için yüksekokul kursları açtık. Daha sonra da İ.Ö 1046 yılında antik Kyme Kenti kurulmuş; Strabon, Aliolia kentlerinin en büyüğü, en güzeli olarak tanımlamıştır Kyme’yi.

         İşte bizim Aliağa’mız budur. Merak edenlere duyurulur.