23.08.2021, 07:00

Uyanalım uyuyanları uyandıralım!

Dün çok güzel bir gündü… Pazar… Mutlu uyandım. Eşim ve çocuğumla birlikte güzel bir kahvaltı yaptım. Ardından gazeteye gelmek için yola çıktım. Öyle şeyler gördüm öyle şeyler aklıma geldi ki mutluluğum daha da arttı.

Mesela yolda yürürken pazar gününün sessizliğini bozacak hiçbir ses duymadım. Mesela eteğinde çocuğuyla birlikte kağıt toplayan kadınlar görmedim. İnsanlar sessiz sessiz otobüslerinin gelmesini bekliyordu. Metroyu kullananlar da oturan vatandaşlara günaydın deyip boş koltuklara geçiyordu. Trafikteki araçlar birbirlerine yol veriyor, korna dahi çalmıyorlardı.

Sahil boyuna gittiğimde de İzmir Körfezi’nde yüzen aileleri gördüm. Çoluk çocuk nasıl mutlu anlatamam. Simitini kolluğunu kapan gelmiş yüzüyor. Yaşlı kesimi pek göremedim. Sanırım emekli maaşını alan yurtdışına gitmiş. Malum Ege kıyıları bu mevsimde sıcak olur serin ülkelere gitmek lazım. Yine de gezilerden fırsat bulup torunlarıyla da vakit geçirseler iyi olurdu tabii. 

Ben de bir kahve içeyim deyip duraklıyorum sahilde. Tabii artık eskisi gibi yazılı mecralar yok. Akıllı telefon, akıllı hayatlar var. Dijital hayat. Takip ettiğim (follow ettiğim) bir kaç siteyi açıp haberlere bakıyorum. TÜİK’in açıklamaları dikkatimi çekiyor. Çocuk gelinimiz kalmamış. Oh şükür sonunda toplum olarak kendimizi eğitebilmişiz. Kadın istihdamı erkek istihdamını geçmiş, asgari ücret açlık sınırının 4 katı kadar yükselmiş. Açlık sınırı rakamları neredeyse Avrupa ile yarışır durumda. Peki işsizlik? İşsizlik yok! Okuldan mezun olan bireyler hemen bir işe yerleştiriliyor, emeklilik yaşı da düştüğü için genç istihdam rakamları rekor kırıyor. Kadına şiddet olayları artık yaşamadığımızdan sanırım rakamsal olarak bir değeri kalmamış. Bir dönem neydi yahu her gün bir kadın ya eşi ya ailesi tarafından dövülüyor hatta ve hatta öldürülüyordu. Hele hele kadın tecavüzcüsüyle evlendirilirse tecavüz eden erkek mahkum olmaktan da kurtuluyordu! Çok şükür ki bunlar da bitti. 

10’ar 15 kişilik sınıflarda eğitim pek de güzel oldu. Sınıflarında özel dolapları, akıllı tahtaları, ders kitapları, tabletleri herşeyiyle dört dörtlük oldu. Öğretmenleri, sanat, spor, müzik, tiyatro, yabancı dil dersleri ile adeta eğitimde çığır açıldı. Bırakın doğudaki karla mücadele eden, yolu olmayan okullardaki çocukları, İzmir’in göbeğinde cami avlusuna yerleştirilmiş konteynarda eğitim gören çocuklarımız vardı! 

Nöbet ücretlerine öyle zamlar yapıldı ki memur ve sağlık çalışanları adeta nöbet tutmak için yarışıyor. Malzeme sıkıntısı bile yaşamayan birçok hastane, bilimsel araştırmalara ayırdığı bütçe ile başarılarına başarı katıyor. Mesela kansere çare buldular daha ne olsun! Kovid-19 belası için 3 doz mu 4 doz mu aşı yapılsın tartışmalarını bir düşünsenize. Kaşı yarılmış çocuk için doku bantı bulunmayan üniversite ve devlet hastaneleri vardı. Saat 22.00’den sonra çalışmayan ultrason teknikeri ve nöbet ücretlerini beğenmeyen sağlıkçılar nedeniyle vatandaşın çektiği çileler vardı. Neyseki artık bunlar da bitti.  

Mülteci sorunu, yaşam sıkıntısı, işsizlik, sağlıkta ve eğitimde sorunun olmadığı, kadın istihdamının arttığı, kadının adının var olduğu bir iş dünyasına uyanmak dileğiyle...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@