Birçok insan iş hayatında tanıştığı kişiyle evleniyor. Peki, aynı sektörde çalışan çiftler mi daha mutlu yoksa tam tersi mi?

Uzun ilkilerin sırrı hep merak edilir. Birçok kişi eşiyle aynı sektörde çalışırken birçok kişi de eşiyle aynı yerde çalışmaktan korkar. Peki, aynı mesleği yapan çiftler mi farklı sektörlerde çalışan çiftler mi daha mutlu?

Independent'te yer alan habere göre aynı sektörde çalışan çiftlerin birbirini anlaması daha kolay. Çiftlerin birlikte aktiviteler yapmasının önemini vurgulayan Psikiyatrit Doç. Dr. Gamze Erzin, "Bunlar sevilen bir yemeğin birlikte hazırlanması, birlikte yürüyüşe çıkılması olabilir. Birçok çiftin beraber dizi izlemenin birlikte yapılan bir aktivite olduğunu düşünmesi maalesef doğru değil. Bu iletişimi yalnızca film üzerine birlikte yorum yapıldığında ya da fikirler paylaşıldığında geliştirebilir." diye uyarıyor.

Uzun yıllar aynı mesleği yapan çiftlerin hayatı ve mutluluk sırları merak ediliyor. Özellikle hem işte hem de evde dengenin sağlanması için nelere dikkat ediyorlar? Uzmanlar, eşinizle veya sevgilinizle iletişim kurarken hangi noktalara dikkat etmenizi öneriyor? İşte aynı mesleği yapan çiftlerin mutluluk sırları...

Annesi bulunamayan ayı yavrusu 'Haçuvan' hayata tutunuyor Annesi bulunamayan ayı yavrusu 'Haçuvan' hayata tutunuyor

14 Şubat Sevgililer Günü her sene sevginin sembolü olarak kutlanıyor. İyi günde ve kötü günde birbirini seven çiftler bir arada olmak için özen gösteriyor yenigün

İlklere imza atarak başarıyı ve mutluluğu yakalayan: Özlenen ve Ömer Özkan

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki çalışmalarıyla Türkiye'de birçok ilke imza atan Özlenen ve Ömer Özkan çifti, hekimlik gibi mesai saati olmayan, büyük fedakarlık isteyen bir mesleği yapıyorlar.

İki çocukları olan başarılı çift, kendilerine en büyük hediyenin de dokundukları yaşamlar olduğunu düşünüyorlar.

"Bu çalışma temposunu anlayan bir meslektaşımla hayatı paylaşmak çok önemli" diyen Prof. Dr. Ömer Özkan, "Birlikte çalışmanın en güzel yanı da özellikle bizim gibi zor mesleklerde, çok zor durumlarda birbirine danışabilmek, farklı bir yaklaşım duymak ve stresli anınızda sizi çok iyi anlayan ve çözüm bulmaya çalışan birinin yanı başınızda olması." diye anlatıyor.
Prof. Dr. Özlenen Özkan ile birlikte hayal kurarak başlayan projelerinde birbirlerine hep güç vererek, inanç aşılıyorlar.

Doku nakilleri için bir dönüm noktası olan Türkiye'nin ilk çift kol naklinde gerekli izinleri almak için yetkili merciileri ikna etmeye çalıştıkları süreci Prof. Dr. Ömer Özkan, şöyle anlatıyor:

"Bana inanan, güvenen eşimin yanımda olması en büyük destek oldu. Aynı süreç Türkiye'nin ilk yüz nakli ve dünyanın ilk kadavradan rahim naklinde de yaşandı. Zorlukları birlikte aştık."
Evliliği bir yolculuk olarak tarif eden Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Fırtınaya da beraber göğüs geriyorsunuz, güneşli günlerin tadını da beraber çıkarıyorsunuz. Önemli olan hesapsız bir şekilde saymak ve sevmek. Birbirinizin gelişmesine destek olma." diye anlatıyor.

Bilim insanlarının aşkı: Tuğba ve Tamer Önder

Amerika'da moleküler biyoloji üzerine doktora yaparken tanışan Tuğba ve Tamer Önder'in sıkı arkadaşlıklarının temelinde bilimin yanında dans gibi ortak hobilerinin olması da vardı.

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin Tıbbi Biyoloji bölümünü beraber inşa eden kanser araştırmacısı olan Dr. Tuğba Önder ve kök hücre araştırmacısı olan Dr. Tamer Önder, yan yana ofisleri ve laboratuvar bençlerini paylaşsalar da araştırma alanları ve günlük rutinleri birbirlerinden oldukça farklı.

İş ortamında onları birleştiren ortak noktanın aynı bilimsel dili konuşmak olduğunu söyleyen Dr. Tuğba Önder, "Bir proje yazımından, makale yayınlanmasına geçen süreçlerde yaşananları ikimiz de çok iyi biliyoruz, yeri geldiğinde birbirimize destek oluyoruz. Bilim dilini beraber konuşuyoruz. Farklılıklarımızdan öğrenerek birbirimizi geliştiriyoruz" diyor.

"Tamer ile meslektaştan öte eş olduğum için çok şanslıyım" diyen Tuğba Önder, eşini "Hayata, kadına, ailesine çok değer veren örnek bir insan" sözleriyle anlatıyor.

Aynı dili konuşmanın ve benzer akademik hayatlara sahip olmanın bazen de bir dezavantaj olduğunu söyleyen Tuğba Önder, sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Çünkü stresli ve yoğun dönemler ikimiz için de aynı zamana denk geliyor ve o zaman hayatı dengelemek zor olabiliyor. Yani fırtına kapıyı çalınca her ikimiz için de çalıyor."

İş ortamında onları birleştiren ortak noktanın aynı bilimsel dili konuşmak olduğunu söyleyen yenigün


"STRESİ BİRLİKTE YÖNETEBİLEN ÇİFTLER, DAHA OLUMLU ETKİLENDİ"

İlişkilerde ayrılma ve boşanma oranlarına dair verilere göre, pandeminin ilk yılında oranların arttığını söyleyen Klinik Psikolog Handan Hoşrik, "Stresi birlikte yönetebilen çiftler, daha olumlu etkilendi. Yeni bir ilişkiye başlamak, yeni bir partner ile tanışmak ise sosyal ortamların kısıtlılığı nedeniyle daha çok sosyal medya platformlarıyla sınırlanmak durumunda kaldı" diyor.

Hoşrik, bu süreçte çiftlerin ilişkilerine dair artan farkındalıkla daha çok danışmanlık talebinde olduklarını, sorunların ise, daha çok yakınlık ve sorunlarla başa çıkmaya dair olduğunu kaydediyor.

Tüm bunlardan hareketle ilişkilerde de hayatin kendinde olduğu gibi kaçınılmaz olan sorunları ele alma, sorunları ifade etme ve stresle başa çıkma biçimlerinin belirleyici oluyor.

Aile içi şiddet boyutunda ise Hoşrik, "Veriler sınırlı olsa da pandemide kapanmanın da aile içi şiddet ve bunun kapalı kapılar ardında kalması da ne yazık ki artan oranlarda görüldü. Çiftlerin sorunları konuşabilmesi, gerilimin fazlaca tırmandığı anlarda konuşmaya bir süre mola verilmesi, pandemi veya diğer stres kaynaklarına karşı birbirlerini empati ile destekleyen bir iletişim ve paylaşımda bulunmalılar. Elbette gündelik hayatta ne olursa ilişkileri için zaman ve çaba harcamalılar" diye önerilerde bulunuyor.

Bu konuda bilinçlendirme ve destek sistemleri de ilişkiler için önemli bir noktada duruyor.