Hüseyin Küçükdemirci'nin 22 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

17 Kasım 2020 tarihinde yayınlanan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 21 inci maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen geçici 93 üncü madde hükmü ile İlgili Kanun’da;

·         Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda getirilerek milli ekonomiye kazandırılması ve

·         Yurt içinde bulunan ancak Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerinin kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet, diğer sermaye piyasası araçları ve taşınmazların vergi dairesine bildirilerek, kanuni defter kayıtlarına alınması uygulanmasına yönelik usul ve esaslar belirlenmiştir.

Yazımızda, daha çok yurtiçinde bulunan varlıkların bildirimi kısmına değineceğiz.

Kanun detaylarına girmeden söylemem gereken en önemli nokta “VARLIK BARIŞINDAN FAYDALANANLARIN BİLDİRİLEN VARLIKLAR NEDENİYLE HİÇBİR SURETLE VERGİ İNCELEMESİ VE VERGİ TARHİYATI YAPILMAMASIDIR.”

Kanunda;

·         Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, 30.6.2021 tarihine kadar vergi dairelerine bildirilir  (30.06.2022 olarak uzatılmıştır).

·         Bildirilen söz konusu varlıklar, 30.6.2021 tarihine kadar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın kanuni defterlere kaydedilebilir (30.06.2022 olarak uzatılmıştır).

·         Bu takdirde, söz konusu varlıklar vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmeden çekilebilir.

·         Bu fıkra kapsamında bildirilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması hâlinde, sermaye artırım kararının bildirim tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın bildirim tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilir.

·         Türkiye’ye getirilen veya kanuni defterlere kaydedilen varlıkların elden çıkarılmasından doğan zararlar, Gelir veya Kurumlar Vergisi uygulaması bakımından gider veya indirim olarak kabul edilmez.

·         Bu madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz.

·         Bu hükümden faydalanılabilmesi için birinci fıkra uyarınca bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren üç ay içinde Türkiye’ye getirilmesi veya Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi şarttır (yurtdışı varlıkların Türkiye’ ye getirilmesi hususu).

·         Cumhurbaşkanı, bu maddede yer alan süreleri, bitim tarihlerinden itibaren her defasında altı ayı geçmeyen süreler hâlinde bir yıla kadar uzatmaya; Hazine ve Maliye Bakanlığı, madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirime esas değerlerin tespiti, bildirimin şekli, içeriği ve ekleri ile yapılacağı yeri, maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.” (Cumhurbaşkanı yetkisini kullanarak 30.06.2022 tarihine kadar uzatılmıştır).

Kanun metni çok açık ancak farklı senaryolar üretildiğinde cevapsız sorular kalabilmekte.  Bazı varlıkların ekonomiye kazandırılması hakkında 1 seri no'lu Genel Tebliğ ile bildirim kısmı açıklanmaya çalışılmış.

Türkiye’de bulunan varlıkların bildirimi, Tebliğ'in 6. maddesinde,

1) Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan, ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, madde kapsamında 30.6.2021 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Ek-2’de yer alan bildirim ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine elektronik ortamda bildirilebilecektir (30.06.2022 olarak uzatılmıştır).

(2) Yurt içinde sahip olunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, madde kapsamında bildirim konusu yapılabilecektir.

(3) Anılan madde kapsamında, taşınmazlar dışındaki bildirime konu varlıkların, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması gerekmektedir. Bu minvalde, bildirime konu kıymetlerin banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlıklarının ispatlanması ve banka ve aracı kurumlarca düzenlenmesi zorunlu belgelerle tevsiki şarttır ( Kanun’da yazmamakta ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı, madde kapsamına giren varlıkların Türkiye’ye getirilmesi ve bildirimi ile işletmeye dâhil edilmelerine ilişkin hususları, bildirime esas değerlerin tespiti, bildirimin şekli, içeriği ve ekleri ile yapılacağı yeri, maddenin uygulanmasında kullanılacak bilgi ve belgeler ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir açıklaması ile Maliye bakanlığına yetki vermiştir.).

(4) Geçici 93’üncü madde kapsamında bildirilen taşınmazların ayni sermaye olarak konulmak suretiyle işletme kayıtlarına alınması halinde, sermaye artırım kararının bildirim tarihi itibarıyla alınmış olması ve söz konusu kararın bildirim tarihini izleyen onuncu ayın sonuna kadar ticaret siciline tescil edilmesi kaydıyla, bu madde hükümlerinden faydalanılabilir.

(5) Yurt içinde bulunan varlıklar için Gelir veya Kurumlar vergisi mükelleflerince vergi dairelerine tek bir bildirim verilmesi esastır. Ancak, 30.6.2021 tarihine kadar birden fazla bildirimde (düzeltme amacıyla yapılan bildirimler dâhil) bulunulması mümkündür (30.06.2022 olarak uzatılmıştır).

Kanun’da ve Tebliğ’de görüldüğü üzere Kanun’dan faydalanabilmenin iki kilit noktası bulunmakta:

1.       Bildirim

2.       Tevsik edici belge

Bildiğiniz üzere, Kanun’da “Bu madde kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz.” denilmektedir ancak bildirim ve tevsik edici belge Kanun’da belirtilen usul ve esaslara uygun yapılmadığı zaman Kanun’un getirdiği hükümlerden faydalanmak bir yana incelenme sebebiniz bile olabilir.

Mali müşavir, avukat, doktorlar başta olmak üzere son zamanlarda incelemeye alınan sektörlerdeki kişilerin, eğer kayıt dışı kazançları varsa varlık barışını gündeme alabilirler.