16.03.2019, 09:27

Varoluş...

‘Sen birvaroluş hissettiğini söylüyorsun, bense bir yokluk duyumsadım. Kaynağı olmayan,muğlak bir sızı. Doktora neresinin ağrıdığını gösteremeyen, ancak canı acıyanbir hasta gibiydim’ diyen Khaled Hosseini, bize ‘varoluş ve yokluk’ arasındakiince çizgiyi göstermekte.

*

Siz bu inceçizginin ‘neresinde’siniz?

Dünyaaleminde bir ‘yabancı’ mısınız?

Sınava tabi‘tutulan’ mısınız?

Şans eseri mi‘var’sınız?

Yoksa, sadecekendinize mi ‘tanık’sınız?

*

Belki de‘kendi varoluşunu’ hissetmeye gelmiş olabilirsin.

Bir yerdenbaşlayabilirsin.

Bütünüylevaroluşa teslim olabilirsin.

Ya da ‘o’varoluşta kaybolup, tekrar kendini bulabilirsin.

Bunu birdüşün.

*

Senin neolduğundan haberin var mı?

Enderinlerini biliyor musun?

En dibini.

En diptekihalini.

‘Basitlik’ile ‘karmaşıklık’ arasındaki sınırını.

*

En derinlerdeve en dipte hayatın anlamını bulduğunda uyanmanın vaktidir.

Uyanmarüyanın bitimidir.

Rüya ilebaşlayan yolculuğunun bitimi.

Sonrasıuyanmış bir kişilik olarak kişiliğini de bulursun tam anlamıyla.

Kimsin?

Nesin?

Hepsi açılırönünde.

*

Basitçeuyanmak ile başlayan süreç başka bir yolculuğunla devam eder.

Bizler bir‘beden’ miyiz sadece?

Yoksa o‘ruh’u taşıyan ‘kılıf’ mı?

İşte bu noktada düşünce perdelerini aralarsın.

*

Düşünürsün,düşünürsün.

Beden bizeverilmiş kılıfsa şayet, ruhumuz ile varız demektir.

O kılıfımızlao kadar uyum içine gireriz ki her gün, her saat, her dakika, her salise.

Unuturuz‘kılıf’ olduğunu.

‘Salt ruh’ isesıkışıp kalır her gün yaptıklarımız içine.

*

Sabahkalktığımız ‘an’dan, uykuya daldığımız ‘an’a kadar sıkışır kalırız.

Belki rüyaaleminde özgürdür ruh.

Ruh ve bedenbirlikte iken sorguladınız mı hiç varoluş amacınızı?

Sorgulamalısınız.

Çünkü herbirey mutlaka bir ‘amaca’ hizmet ediyor kanımca.

Bunubulmalısınız.

*

 

Yaratıcımızgereksiz hiçbir şeyi ortaya çıkarmaz, yaratmaz.

O bizi, budünya içinde şekillendirdiğine göre mutlaka bir eksiği tamamlamak için, biryapıtaşını tamamlatmak için var etmiştir.

Bir görevinmutlaka vardır.

Bu ‘evren’deki amacın belirlidir.

Amacınıbulmak şunu düşünmeyi gerektirir. ‘Ben hangi eksiği tamamlayacağım?’

Ruhumuzunbedene verdiği enerji ile kalbimiz, tüm organlarımız bize hizmet ediyor ikenacaba biz kime hizmetteyiz?

Belirlenenamacımız ne?

‘Gerçek anakaynak’tan geldiysek bu yeryüzüne, varoluşumuzun amacı ne?

 

*

Bana göre‘vicdanlı’ olmak.

Vicdanlıolmak.

Vicdanlıolmak.

Kısaca‘vicdanlı’ olabilmeyi öğrenmek. Deneyimlemek. Bilmek. Siyahı beyazın içindekaybetmek.

İşte tam dabu noktada etrafıma bakıyorum ki, ‘vicdan’ falan kalmamış.

Vicdanlıolmak nerede, biz insanlığın ona ulaşması nerede?

*

Işıldayan birruh olabilmek için...

Vicdanlıolmak için...

Merhametiçin...

İnsanlığahizmet etmek için...

Yaratıcıyıbilmek ve yaradılışı anlamak için buradayız biz.

Oysa tamtersi olmuş dünya.

Vicdansatılmış.

*

Ruhumuzun tamolarak hakkını vermek için buradayız biz.

Serüvenlerimizbu yüzden.

Verebilenvarsa ne mutlu.

Çünkü tam daişte bu nokta da düzene yine bakıyorum.

Ruhun hakkınıvermek şöyle dursun daha da ‘canını çıkarmak’ için uğraşanlar gırla.

*

İpin ucukaçmış görünüyor.

Vicdanvicdansızlıkla yer değiştirmiş, namus namussuzlarca, şeref de şerefyoksunlarınca linç edilmiş.

Bunlargerçekler.

O nedenle;görünenin ardındaki gerçekliği dileyin.

Umut edinyine de.

Aydınlanmanızıdileyin hep.

*

Bizler‘beden’in değil, ‘ruh’un yönetimi altındayız. Bu nedenle, aydınlanmakkurtuluşumuz ve varoluş amacımızdır inanın.

Varoluş  içsel dengeniz, iş hayatınız, duygularınız, aşkhayatınız içindir.

Varoluşaslında kendimizi bulmak içindir.

Daha sağlıklıve daha bilinçli bir aşamaya geçmek istiyorsanız, kendinizdeki gerçekliğigörmelisiniz artık.

Bu dünyayıbir sınav gibi düşünelim. O sınavda o bütün resmi en iyi şekilde yapmaktıramaç. Çünkü her ferdin kendisinin çizdiği bir resmi var.

*

Bize bu dünyada bu şans verildi.

Biz o şansile, verilen bedeni  kullanarak ruhumuzubeslemek, vizdanımızı beslemek ve ışık gibi parıldamak zorundayız.

O parıltımızıyaymak, arttırmak zorundayız.

İnançlar,dinler hep bunun için varlar.

Yaradılışı,var oluşu anlatmak için.

‘Bize bizi’anlatmak için.

*

Yani,ruhlarımızı kurtuluşa erdirmek için uyanmalı ve bu yaşamdaki yerimizialmalıyız.

Bu bilinçleyaşamalı, insanlığa faydalı olmanın yollarını aramalı ve dünyamızı,toplumumuzu, ailemizi güzelleştirmek için çaba sarfetmeliyiz.

Vicdanımızı,merhametimizi ‘daha çok nasıl büyütebiliriz’, diyerek umutla yürümeliyiz.Varoluşumuzu şekillendirmek ve güzelleştirmek bize kaldı.

Vicdanımızıgüzelleştirecek ve şekillendirecek herşey bizim içimizde. O içimizdeki gücüharekete geçirdiğimizde sonsuz ve gerçek olan alemlere ışıldayarak kapı açmışoluruz.

 

*

Hızlıküreselleşme hepimizi kimlik sorunu ile karşı karşıya getirdi. Ve bukimliklerin güçlenmesi için yine güce başvuruldu.

Bu arada, okadar çok ani değişimler olduki ona eşlik eden. Bu değişimlerle birlikte birvaroluş sıkıntısı hepimizi sardı.

İşte, buyüzden manevi olarak çöküşler başladı.

*

Çöküşü yokedecek ilk şey umuttur.

Bilinçli veumutlu yaşar, ruhumuzla bedenimizi ne kadar bütünleştirirsek o kadar mutlu, okadar huzurlu oluruz ki, varoluşumuzu destekleriz.

Biz bedenleışıldamak için yaratıldık.

Karanlıklaragömülmek için değil.

*

Gün gelir tüminsanlık bir olabilir, yeryüzünde hüzünü sevince dönüştürebilir ve sonsuzyaşamda, gerçeklikte var olabilir.

Uzak değil,bir düş mesafesinde aslında düşüncelerim.

‘Varoluş dinamiktir,statik değil’ der Osho.

İçimizdeki odinamiklikte düş mesafesinden gerçekliğe akış değil mi?

*

Asıl önemliolan sizin şahsınız değil.

Biyolojinizde değil.

Etiniz,kanınız değil.

Bedeniniz hiçdeğil.

Asıl, siznasıl ‘var’olur sunuz?’ Önemli olan bu.

Asıl siz butoplum için nasıl faydalı olursunuz? Önemli olan bu.

*

Bu milletiçin.

Bu dünyaiçin.

Size sunulangüzellikler için.

İşte bunlarmanadır.

İşte varoluşiçin savaşmak budur.

*

Descartes'inşu cümlesi oldukça meşhurdur:

"Düşünüyorum,o halde varım" şimdi buna denk diyebileceğimiz, “insanın dörtzindanı’nda, Ali Şeriati der ki; “insana özgü olan en üstün varoluş,‘başkaldırıyorum, o halde varım’dır.”

 

 

Dip notlar;

Dilenci ve Turgenyev

 

Büyük Rusyazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış.

Yolda birdilenci kendisinden para istemiş.

Bütünceplerini kurcalayan Turgenyev, ne yazık ki hiç para bulamamış.

Bunun üzerinekendisine uzatılan soğuk elleri kendi elleriyle ısıtarak:

"Kusurabakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok" demiş.

Dilenci;"Verdiniz ya efendim" demiş.

"Bana kardeşimdediniz."

 

 

Hikaye...

'Bir gün,çelimsiz, bir kız çocuğu, sokağın köşesine oturmuş;

Yiyecek, paraya da herhangi bir şey için dileniyordu.

Üzerindeyırtık pırtık giysiler vardı; yüzü gözü kir içindeydi ve perişan bir haldeydi.
Kız dilenirken, sokaktan genç, canlı ve iyi görünümlü bir adam geçti.

Kızı fark etmiştiama belli etmemek için dönüp ikinci kez bakmadı.

Büyük ve lüksevine, mutlu ve rahat ailesinin yanına geldiğinde, çok güzel hazırlanmışakşam sofrası onu bekliyordu.
Fakat az sonra düşünceleri tekrar o fakir kıza takılıverdi.
Duyguları bir şeylere itiraz ediyordu. Sonra kolay yolu tercih etti veitirazlarını Allah'a yöneltti.

Böyledurumların var olmasına izin verdiği için. Ve öyle bir cümleyle yakındıiçinden;
'Allah'ım böyle bir şeyin olmasına nasıl müsaade ediyorsun?

Neden o küçükkıza yardım için bir şeyler yapmıyorsun!"
Sonra ruhunun derinliklerinden gelen bir cevap işitti:
“Yaptım seni yarattım!”

(Alıntı...UğurKoşar. ''Allah De Ötesini Bırak”

 

Mutlukalın...

 

Fıkra;

9 Akçe mi 10Akçe mi?

Bir günNasreddin hoca rüyasında bir adamla konuşuyormuş.

Adam: "9akçe" diyormuş.

NasreddinHoca da: "10 akçe" diyormuş.

NasreddinHoca rüyadan uyanmış bakmış ellerinde hiç akçe yok.

Geri uykuyadalmış "tamam 9 akçe olsun.”

 

Günün sözü;

‘Özgürlüğekavuşmuş, bağlarını koparmış varoluş üstüme taşıyor. Varoluşmaktayım...’ Jean-Paul Sartre.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@