13.08.2021, 10:41

Yangın söndürme gönüllüleri ve Orman şehitleri anıtı!

28 Temmuz’da Antalya’nın Manavgat ilçesinde başlayan ve yazımı yazdığım 10 Ağustos öğle saatlerinde TV’lerden canlı yayında izlediğime göre Muğla-Köyceğiz’in yukarı yaylalarında
devam ederek Denizli sınırına ulaşan orman yangınlarında her yazar konuya başka bir
noktadan baktı. Yüzü aşkın orman yangını çıktı, çoğu söndürüldü, birkaçının da söndürülme
çalışmaları sürüyor.
 Sosyal medyada her olayda olduğu gibi küçük guruplar bilerek veya bilmeyerek kargaşa
çıkarmaya çalıştı. Oysa sahada yangını söndürmeye çalışan gerek resmi görevliler ve gerekse
gönüllüler bu kısır tartışmalara aldırmadan ‘yeşil vatanı’ savunmak, orman yangınını
söndürmek için elleri ve ayakları yanma pahasına ve hatta ölmek pahasına çalıştılar.
 Ben önceki yazımda “kalk ayağa koca yörük” diye halkın içinden çıkan mesajı manşete
taşıdım. Bana göre bu yangından geriye; halkın dayanışması, gerek yangını söndürmede
gerekse de ihtiyaçların tespiti ve giderilmesinde gösterilen birliktelik kaldı. Sivil toplum
kuruluşları, doğaseverler, hayvanseverler, sanatçılar, ve sıradan neferler olağanüstü bir
duyarlılık ve dayanışma ile “gönüllülük” temelinde bir araya geldiler ve adeta tarih yazdılar.
Sosyal medyada olumsuz yayın yapanlara inat, sosyal medyayı nasıl doğanın, ormanın,
hayvanların ve insanların yararına kullanılabileceğini gösterdiler.
 Benim yazılarımda kuru bir ‘her şeyi ben bilirim’ edası yoktur. Bu köşe okurların köşesidir.
Okurlar, aynı zamanda düşünen, araştıran yazardırlar. Onlar sağolsunlar görüşlerini benimle
paylaşırlar ve ortaya, gerek mürekkep kokan kağıtlara basılı, gerek internette gazete olarak
yazılı bu satırlar çıkar.
 Okurlarımın üzerinde birleştiği konulardan biri ‘küresel ısınma’ sorunu. Bu konuya bilimsel
temelde yaklaşılması gerektiğini özellikle vurguluyorlar. Yağmur yağdırma deneylerindeki
gelişen aşamaya göre bu tür orman yangınlarında yağmur bulutu oluşturma, üzerinde
çalışılması gereken bilimsel bir olgu diye görüş belirtiyorlar. Tarım ilaçlama uçaklarının
orman yangınlarında kullanılmasına yönelik teknolojik çalışma yapılabilir, diyorlar.
 Okurlarımın bu yazım ve önceki birçok yazımda bana yönelttikleri katkılardan biri konuyu-
konuları kapitalizm kavramına bağlayışımın soyut kaçma riski ile meramını tam anlatamama
üzerine yoğunlaşıyor.
 Bu orman yangınlarında sosyolojik tespitlerin yanında siyasal ve ekonomik tespit yapacak
olursak hemen her yetkilinin dilinden düşmeyen ‘yangın söndürme uçak ihalesi’ gibi tanımlar
beni ister istemez kapitalizm kavramına götürüyor ve ben de sorumlu olarak kapitalizmi
görmek zorunda kalıyorum. Öyle ya, orman yangınlarını ‘ihale’ söndürmüyor. Orman
yangınlarını elele veren orman işçileri, gönüllüler, yeşil vatancılar, sanatçılar, ormancılara su
taşırken motosikletiyle kaza yapıp ölen Şahin Akdemir söndürüyor.
 Gönüllülerin yangın söndürme çalışmalarının bedeli ne? Kapitalizm ne kadar bedel çıkarır
buna? Parayla ölçebilir mi kapitalizm bunu?
 Parayla ölçülemeyen fedakarlık yanında neden orman yangınlarının söndürülme işi ihale
sistemine veriliyor? Bu sistemi eleştirmeyecek miyiz? Orman yangınlarının nedeni de
kapitalizm, söndürülememesinin nedeni de kapitalizm!
 Değerli okurlarımın soyut kalmasın diye uyardıkları kapitalizm konusunu zaten bildiklerini
varsayıyorum. Sağlık, eğitim, kültür ve benzeri konular piyasa ekonomisine terkedilemeyecek
düzeyde önemlidir.
 Aynı duyarlılığı taşıyan okurlar 2016 yılında yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşmasına dikkat
çekiyorlar. Madem sorun küresel o zaman çözüm de küresel olmalı diyenler büyük ekonomik
imkanlara sahip ülkelerin bu anlaşmanın gereklerini yerine getirmelerini bekliyorlar. Tam bu
konular konuşulurken dün BM İklim Raporu yayımlandı. Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası
İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) raporu, küresel ısınmanın önüne geçilemezse bazı
bölgelerin yaşanılamaz hale gelebileceği uyarısında bulunuyor! Ve hatta önlem alınmadığı
takdirde "yeryüzünden silinebilecekler” diyor!
 Daha ne desin!
 Tüm bunlara dikkat çekmek ve yangınlarda gönüllülerin çalışmalarını öne çıkarmak için
Akdeniz ve Ege’nin birleştiği bir yaylada orman şehitleri için anıt ve anı merkezi yapılmasını
öneriyorum!

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@