03.11.2018, 08:23

Yardımlaşmak...

"Yardım etmek"dir bir adı da.
Yardımlaşma olmayana maddi katkıdır.

Taşıyamadığına bir omuz yardımı olmaktır.

Karşıdan karşıya geçemeyen yaşlıya bir el olmaktır.

Yorgunluğa bir kahve ikramı dost olmaktır.

Çaresizdir ona bir fikir olmaktır.

*
 

Ancak şimdilerde, "Sen benim şu işimi yaparsan, bende senin işini hallederim” düşüncesinin hakim olduğu bir çağda” yine de adı yardım etmek.

Ne yazık...

*

Yardımlaşmak, paylaşmak insanın ‘merhameti kendine yakıştırmasıdır’ aslında.

Ancak bu yakışma hayatımızdan öyle bir çıkmış ki, bir çok birey için uzaklarda kaldığı gibi maddi anlamda bir yardımlaşmadan söz edildiğinde akıllara on soru gelir oldu.

*

Maalesef ki yardımlar dernekler, para toplamalar şekline de dönüştüğünden birilerinden para toplanıp diğerlerine yardım edileceği söylendiğinde insanın inanası gelmediği gibi, yardımlaşma da yok edilir oldu.

İşin içinde para var diye midir?

Emrivakilerden midir? Bilinmez.

Eski paylaşımların esamesi kalmadı.

Hepsi sözde, hepsi sosyal medyada yazı paylaşımlarında.

 

*

Günümüzde yardım isteyen insanlarla pek diyalog kurmak istemeyen binlerce kişi var.

Sebebi suistimal eden  ‘’ bi bakar mısın abi, abla?’’ çağrıları.

Ancak diğer bir gerçek var ki yardım isteyenlere karşılık verdiğinizde insanı manevi hazza ulaştıran eylem olarak karşımıza çıkar.

Duyulan bu manevi haz, tetikler her seferinde paylaşmayı.

Topluma olan güveninizi kaybettiğiniz bir anda ise geri çekilir aniden, sessizce.

*

Bir hastalığa yakalanan ve maddi durumu olmayan birileri için ülkemizde yardım kampanyası başlatmak bile üzücü ve güvensizlik verici.

Katılan insanların azlığından yardım ve paylaşımın artık korku ile örtüldüğünü daha iyi görebilirsiniz.

Bunda da aslında ‘yardım etmek’ içgüdüsü ve merhametini kullanan ve bundan çıkar sağlayanların payı oldukça büyük.

*

Yardım etmek fiilinin bizler için oldukça uzaklarda kalması ne kadar da acınası bir durum. Lakin neden suistimal ediliyor anlam verilemeyen de bir konu.

Bilin ki; içinizden geldiği gibi yardımlaşmak istiyorsanız güzeldir, hoştur, ancak bir beklenti içindeyseniz egonun tavan yaptığı durumdur.

*

 

Bu nedenle; yardım etmek eylemi yardım kuruluşlarına yapılan yardımlarla sosyal seviye yükseltme gibi olduğundan bu zehirli durumun her iki tarafı da, yani hem kuruluşları hem de kişileri etkilemesi durdurulmalı.

Uyduruk misyonlu dernekler vs vs’reler bizi kilitler.

Yanlış anlaşılmasın dernekler yardımına karşı hiç değiliz.

Ancak kısıtlanıyoruz diye düşünüyorum.

*

 

Bir bakarsınız bir afet sonrası yardım toplamak için konser, organizasyon düzenlenir ve gelirini aktarmaktan bahsedilirken bir çok kişide şu soru kafaları karıştırır.

Mağdur insan muhtaçlık durumundayken konserde eğlenebiliyor musun?

O nedenle kılıflar gün gelir düşer.

*

 Amacımız yardım edebilecek potansiyel insan sayısını arttırmak olmalı.

Yoksa ülkemizde de yardım davranışı daha da düşüşe geçecek.

Kimin eli kimin cebinde ülkeler de insiyatiflerin yeri de belli.

Sisteme değil, kendinize, özünüze güvenin.

Endişelerimiz var, ilişkilerimiz, sorumluluklarımız sınırlı.

Ancak hayat içinde unutmamamız gereken iki eylem var.

Yardım etmek ve şükretmek.

*

"Yardım etmek, ellerin zikr etmesi; hem ayaklar zikri, dosta gitmesi" der Feridüddin Attar.
Şimdi düşünelim. Biz neyiz?

Yeri  gelir kendi insanlığımızı unuturuz, yeri gelir toplum refahı için bir sürü konuşmalar düzer, bir sürü fikirler beyan ederiz.

Ancak unuttuğumuz şu ki; ‘kendimizi törpülememek.’

 

*

Kendi egomuz için milyonları harcarız da, bir insanın hayatı için bir lira cepten çıkaramayız.
Bu acınası durum içinde insan kendi şahsi eğlencesi için bir gecede çok fazla parayı gözden çıkarabiliyor da, duygu sömüren tacirler yüzünden yardıma muhtaca veremiyor. Gerçek ihtiyaç sahipleri arada kaynıyor, görülemiyor.

Sebep güvensizlik.

İşin trajik boyutu da bu zaten.
 

*

Aslında geçmişte bir kişinin yardıma ihtiyacı olduğunu görüp yardım etmek bir incelikti. Kimse duymazdı. Bu güzel sıfatlar saklanırdı. Merhamet dahi karşıyı kırmamak adına gizlenirdi.

Onlarda olmayan bişeyi paylaşmak aslında sorumluluktu.

İhtiyacı olanla paylaşmak onurdu.

Çok basit ama çok yoğun duygular içeren anları yaşamaktı.

Kısaca çok iyi hal bırakan eylemdi.

*

Düşünün ki, şimdi şovlarla yardım yapılır oldu. İhtiyacı olduğunu düşündüğünüz bir canlıya yaptığınız yardım onun duygularını inciltiyorsa, ne anlamı var bu eylemin.

Ve bilelim ki; konu yardım ise ne olur bir elinizin yaptığını bir el bilmesin, kırmayın, inciltmeyin, yoksunlukları hissettirmeyin.

*

Sadece paylaşın. Çünkü yapılan yardım ruha yakışır.

Bu hayat içinde ne ekerseniz onu biçersiniz.

Bu kuraldır.

Paylaşırsanız bir gün gelir ihtiyacınız olduğunda sizinle de paylaşırlar.

*

Ancak, her bireye eşit derecede yardımını yapamıyorsan yapma.

Ayrımcılık kalbine sokma.

Bir dindaş göçmene yardım yapabiliyorsan, din ayrımı gözetmeden  senin dininden olmayana da  o yardımını yapabilmelisin.

Çünkü yardım insanlık içindir.

*

Duyarlı insanlar sayesinde yüzlerimiz güler.

Bilgi sahibi olmadığımız ancak yaşam şartları kötü, yardıma muhtaç kişilere el uzatabiliyorsanız şunu da bilirsiniz hepimizin yardıma ihtiyacı var.
O nedenle; şükretmeyi  ve paylaşmayı unutmamalıyız.


*
 

Yolda ağlayan birine bir mendil uzattığınızda bilemezsiniz fırtınalarını.

Ne yaşadığı hakkında hiçbir fikriniz olmaz.

Ancak yardım edersiniz iç güdüsel.
İnsanın içinde bir dürtü vardır ve adı da ‘içgüdü’dür.

Kendini görür orda.

İnsanlığını görür.

*

Orada tercih yoktur.

Rencide etmeden birine el verdiğinde el alırsın.

Mutlu olmak için bundan daha güzeli var mıdır?

Yardımı birilerine duyurma telaşında olmadan yaptığımızda ki haz kalbimize yeter.

Kendinize yardım etmeye çalıştığınızda aksini aynada göreceksiniz ve hep sizden yardım talep edenlerle karşılaşacaksınız.  Doğru zamanda doğru yerde ‘yardım edeyim mi?’ nidasını duyacaksınız.

Ve merhametimizi kalbimizden ne ara attık onu bulalım, ne olur geri alalım!

 


 

 

Dip notlar;

 

29 Ekim-4 Kasım Kızılay Haftası...

 

Türk Kızılay'ı her zaman farkındalık yaratır.

Yürüttüğü insani yardım faaliyetlerine yönelik farkındalık yaratır.

Amacı budur.

1868 yılında kuruldu.

Ve o günlerden bu yana toplumsal dayanışmayı sağlar.

Ayrıca sosyal refahın gelişmesine katkıda bulunur.

Ülkemizde  yoksul ve muhtaç insanlara barınma, beslenme ve sağlık yardımı ulaştırmak için önemli görevler üstlenir.

Uluslararası yardımlarda en önde koşar.

Türk Kızılay'ı bizim için var.

Afetler de bizim için var.

Kan, ilkyardım, sağlık, sosyal hizmetlerde bizim için var.

İyi ki var...

 

Sosyal deney...

İnsanlara ihtiyaç duymadıkları konularda değil, ihtiyaç duydukları konularda yardımda bulunmak gerekli. 
Mesela bir sosyal deneyde Londra'da metro çıkışında bir adam yatmış ‘yardım edin’ diye inliyor, dakikalar geçiyor, bir kişi bile durup bakmıyor.

Başka bi gün aynı yerde bir kadın aynı şekilde yardım istiyor yine bakan yok.

Ancak deneyin üçüncü bölümünde pahalı takım elbise giyen bir adam merdivenlerde yatmış ‘yardım edin’ diye inliyor.

Ve insanların yardıma gelme süresi 6 saniye.

Demek ki görünüş ve güven aynı orantıda.

 

Ama biz kalbimizde yardımı kendimiz belirleyelim.

Yardım etmede şu dört adım yanımıza yoldaş olsun.

İyi gözlemci ol.

Problemi iyi tespit et.

Nasıl yardım edeceğine karar ver.

Yardımın kaynağına ulaş ve harekete geç.

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

 

Bir gün Temel kiremitleri onarırken çatıdan düşmüş.

Bunu gören komşuları koşturup olay mahalline gelmişler.

Temel üstünü başını temizlemeye koyulmuş. Sonrasında komşulardan biri sormuş
- Ula uşağum nooldi?

Temel:
- Valla ben de noolduğuni bilmeyrum yeni geldim da...

 

Günün sözü;

Mutluluğu tatmanın tek çaresi, onu paylaşmaktır.’’ Byron

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@