17.09.2016, 21:00

Yasaklansın, ‘Ciğerimiz yanmasın?’

Kurban Bayramı'nda vatandaşlarımızın orman yangınlarına karşı dikkatli olmasını isteyen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, "Orman yangınları daha çok piknik sonrasındaki ihmallerden kaynaklanıyor. Bu çerçevede sorumluluk alanlarımıza giren mesirelik alanlarda vatandaşlarımızın huzur içinde vakit geçirmeleri ve yangın riski için her türlü tedbiri aldık. Ormanlarımızı yangınlara kurban etmeyelim" diye konuşmuştu ya...

Sanki yangın olmadı...

Sanki vatandaşlarımız dinledi de tedbir aldı...

*

Öncesine gidelim.

Temmuz Bodrum'un Dereköy Mahallesi Kavakderesi Piknik Alanı'nda yangın çıktı.

Ateş yakıp mangal yapanlar, küllerini tam söndürmeden ayrıldıkları için 15 hektarlık alan gitti...

Bu kadar büyük bir sorumsuzluk olamaz.

Yazık. Kuşları, ağaçları, dereleriyle bir cennet olan bu yeri, küle çevirdiler. 

Sebep ne? Piknikçi ateşi...

*

Agustos’un başı.

Kazdağları’nda piknik ateşi 40 futbol sahası kadar alanı kül etti.

Piknik alanı olarak kullanılan yeri kaplayan alevler, şiddetli rüzgarın da etkisiyle 10 kilometrelik alana yayılarak Havran ilçesine bağlı Beyoba köyü yakınlarındaki karaçam ormanına sıçradı. Fıstık çamı ve kızılçam ağaçları yandı.

Yaklaşık 40 hektar alanın kül olduğu yangında ölen canlıları saymıyorum bile.

Sebep ne? Piknikçi. Güzelim ormana ciddi zarar verdi.

*

Ve Ağustos sonu.

Bursa'da rüzgarın etkisiyle büyüyerek Aksungur, Çağrışan ve Gündoğdu köylerini tehdit eden büyük yangın 12 saat sürdü ve bir çok ağacımız yok oldu.

Bursa'nın Osmangazi ilçesi köyünün ormanlık alanında başlayan daha sonra Göynüklü, ormanlık alanlarına da sıçrayan yangın rüzgar nedeniyle büyüdü.

Sebep ne? Piknikçi...

*

Eylül ayı...

Denizli’nin Pamukkale İlçesi'nde, bilinmeyen bir nedenle çıkan çıkan orman yangınında 10 hektar alan yanarak zarar gördü.

Ve daha nicesi.

Çatalca, Antalya, Marmaris, Balıkkesir, Kaş.

Say say bitmez.

En son bayramda ise Karaburun’a kıydı piknikçi.

Yediğiniz iştiğiniz kurban etleri size kalsın da, pisliğinizi ve ateşinizi bırakarak güzelim ağaçları katlettiniz ya, daha da birşey demek gelmiyor içimden.

*

Nedir bu pikniçilerden yana bu ağaçların çektikleri?

İki et yiyeceksiniz diye ormanları yediniz, kıydınız.

Piknik yapılsın, ancak ateş yakılmasın, mangal keyfi bitsin artık.

Yüzde 90’ı insan kaynaklı yangınların temelinde dikkatsizlik yattığını bile bile şu mesire alanlarında şu mangal halen yasaklanmıyor ya, ona şaşıyorum.

Mesire alanlarında gerekli tedbiri alacağınıza, kökten çözüm olarak ne olur şu ateşle oynama işini lütfen tamamen, her yerde yasaklayalım.

‘Özellikle mangal yakacak halkımız, orman yangınına sebebiyet vermeme adına tesis ettiğimiz mesire alanları kullansınlar.’deniyor.

‘Mesirelik alanlar, orman yangınları riskini azaltıyor’deniyor sevgili yetkililerce.

Bu bana göre tümden yanlış.

Piknik demek, mesire alanı demek mangal mı demek ülkemizde?

*

Yarım yamalak yasaklar ülkesiyiz.

Vatandaşlarımızın, şehrin gürültüsünden, stresinden biraz olsun uzaklaşıp, huzurlu bir ortamda tabiatla iç içe vakit geçirmek ve piknik yapmak istemeleri gayet doğal.

Sorun ise piknikte mangal keyfini bırakamamak. Bazı yerlerde kontrollü mangal yakılması var. Mangalı, ateşi onlara ait. Çok isteyen oralara gider.

*

Lütfen hassasiyet ve duyarlılık sahibi olalım artık.

Ormanlarımız; hava filtremiz, oksijen fabrikamız, iklim düzenleyicimizi yakıyorsunuz.

Erozyon önleyicimizi yok ediyorsunuz.

Sık sık kullandığımız bir tabir var ya orman yangınları için “Ciğerimiz yanıyor” diye.

Evet; her orman yangınında, ciğerlerimizi yakıyorsunuz.

Yeşil örtüyü yok eden alevler bizi de, sizi de yakıyor bilesiniz.

Yeşil cennetleri kavuran yangının yaşattığı acı ve dehşet hepimizin acısı.

Biliyor musunuz?

Ormanları yangından sadece ‘siz’ koruyabilirsiniz.

 

 

Dip notlar...

 

Dikkatsizlik...

 

İhmal, tedbirsizlik, dikkatsizlik bizim adımız.

Ormana sönmemiş sigara, kibrit atılması ve tarım alanlarında istenmeyen otların yakılarak temizlenmesi sırasında oluşan yangınlar ile piknikçi ateşi en belirgin dikkatsizlik yangınıdır.

Her yıl uyarılır halkımız. Ancak yine yakar.

Orman içinde ve kenarında çöpler yakılır mı? Halkımız yakar.

Arı kovanlarını tütsüler, söndürmeden atar.

Piknik amacıyla, yemek pişirmek, su ısıtmak amacıyla yakılan ateş terk edilir.

Havai fişekler gelişi güzel kullanılır.

Cam ve cam kırıklarını ormana atarlar.

Özellikle seyahat anında sigara izmaritlerini söndürmeden camdan dışarı atarlar mı? Atarlar.

Çam ormanlarının bulunduğu alanlarda ‘Piknik yapma yasağı’ var. Piknikçi, bakar, görür ama aldırmaz. Ateşini yakar.

Peki, orman yangını felaketiyle nasıl savaşacağız?

Eğitim ile.

Peki Türkiye'de meydana gelen orman yangınlarının insan kaynaklı olduğunu bilmek içinizi acıtmıyor mu hiç?

Acıtmalı.

Mangal yerlerinin tam denetlendiğine inanıyor musunuz?

Ben inanmıyorum. Orman alanlarının hele hiç.

Denetimin olmadığı yerde, halk başıboş davranmaz mı? Davranır.

İşte o nedenle eğitim baştan sona şart.

Ve unutulmamalıyız ki, yanan sadece ağaçlar değil bizim geleceğimizidir.

Çocuklarınıza daha güzel bir gelecek sunmak istemiyor musunuz yoksa?

Daha bilinçli bir gelecek nesil yetişmesini istemiyor musunuz?


Sonuçlar...

 

Orman yangınlarını sonuçlarına şöyle bir göz atalım...

Karbon, oksijen dengesi bozulduğu için atmosferde karbondioksit birikimi ve iklim değişiklikleri...

Erozyon-sel baskınları...

Ekolojik denge bozulması...

Gelecek kuşaklara orman alanı bırakamama...

Odun ürünlerinde ve tıbbi bitkilerde kayıp...

Rekreasyon alanının azalması...

Ekonomik kayıplar ...

Turizmin körelmesi

 

 

Tedbirler...


Yaşanabilir bir dünya için orman yangınlarını önlemede alacağımız tedbirler büyük önem taşır. Kişisel tedbirler;

Toplum olarak yeşil veya ormanlık alanlarda piknik ateşi yakmamak...

Kırılan cam şişe parçalarını ormanlık alana atmamak...

Bozuk çakmak, sönmemiş sigara, şişe, cam parçasını atmamak... (Özellikle seyir halindeki arabadan fırlatıp atmak adetleridir.)

Öncelikle ormanda çok zorunlu bir halde ateş yakmak istediğinizde etrafına taş koyarak yakmak ve mutlaka söndürmek...

Orman yangının çabuk başladığını ve hızla yayıldığını idrak ederek" zaman" yani erken müdahaleyi kullanmak...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Temel ile Dursun ormanda geziyorlarmış.
Temel demiş ki :
-Ula Tursun ormanın şu güzelliğine pak!
Dursun:
-İyi de ağaçlardan göremeyrum!

 

Günün sözü; Bazen akışına bırakmak gerekir; yaprakları, suyu, mevsimleri, olayları, insanları. Ve bekleyip görmek gerekir sonuçları.

Ralph Waldo.

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@