10.08.2021, 04:10

Yaşam bencilliği!.

Yaşlı dünyamız; insanların varoluş günlerinden sonra inanılmaz “doğal afetler ve felaketler” yaşadı. Bunları da, insanoğlunun antik çağlardan itibaren kendilerini korumaya çalıştıkları mağaraların duvarlarına çizdikleri resimlerden, toprak altından çıkan taş tabletlerden, mezar taşlarının üzerindeki yazılardan öğreniyoruz…

Antik Çağ; Milat’tan Önce 5 binli yıllarda sona ermiştir. Bundan sonra yine Milat’tan Önce, 3 bin 500’lü yıllarda Mezopotamya'daki Sümerlerin icat ettiği yazıların çözümünü okurken; kendimizi o tarihlerde yaşayan insanların çektiği acıların içinde buluyoruz…

Sümerlerin yazılarından okuduklarımızdan, öğrendiklerimizden yaşlı dünyamızın varoluş gününden, 2109 yılının son aylarına kadar insanoğlunun birden çok daha fazla “doğal afet ve felaket” ile yaşam savaşı vermediğini de anlıyoruz.

Neden Corona?.

Çin’in Wuhan Kenti’nde başlayan virüse “Corona’ya” verilen ismin Latince karşılığı “taç”tır. Yüzeyinde bulunan sivri uçlarının fazlalığı nedeniyle böyle adlandırılmıştır. Bu; aynı zamanda “farklı zamanlarda, farklı hastalıklar” yaratacağı anlamını da taşımaktadır!.

Dünya üzerindeki olumsuz gelişmeler Corona ile de kalmadı. İnsanoğlu; daha rahat bir yaşam sürmek için, daha fazla para kazanmak için doğayı “katletmekten, teknolojiyi kötü kullanmaktan hiç bir zaman çekinmedi…”

Bunun sonucunda da yaklaşık 1 ay önce; olumsuz olarak değişen iklim şartları nedeniyle başlayan aşırı yağmurlar sonucunda ortaya çıkan seller oldu. Bu “doğal afet” bütün dünyada can almaya başladı…

Ülkemizin güneyinde başlayan aynı zamanda dünyanın pek çok ülkesinde yaşanan “yangınlar” ise ormanların “sessiz çığlığının eyleme dönüşmesi” şeklinde oldu…

Ülkemizde ve dünyada “hava sıcaklıklarının 1-2 derece artması” ormanların sonunu hazırladı…

Ancak ne acıdır ki; insanoğlunun; “havalar serinleyince, ağaçların gölgesini unuturuz” fikri değişmedi ve bizleri böyle bir felaket içinde bıraktı…

Şu anda sadece bizler değil; dünyanın bütün ülkeleri “virüs, sel ve yangın kâbusunun içinden” nasıl kurtulacağının hesabını yapıyor…

“Sağlıklı ekonomi; sağlıksız olmaz diye düşünürken; yaşanan felaketlere karşı ekonomi nasıl korunur?” diye hesap yapmaya başladık…

Bence; “doğal afetler, felaketler, hastalıklar bitecek” ancak; insanoğlu bu dönem sonunda ekonomik olarak yaşananlara nasıl tepki verecek?

İşte bunun hesabını şimdiden hiç kimsenin yapması mümkün değil…

Bana göre; “yaşam bencilliği” bu şekilde sürerse; insanoğlu daha büyük afetlere, felaketlere hazırlıklı olmalı…

3 yıl önce bir “çevre yazısı ilgili köşemde” Kızılderili Duwanish aşiret reisi Seattle’ın; “Doğa, bize dedelerimizden kalan bir miras değil, torunlarımıza bırakacağımız bir emanettir…” cümlesini tekrarlamak istiyorum..

Haftaya buluşmak dileği ile…

 

Yorumlar