Çeşme / Alaçatı
Reklam
Ahmet Bülent GÖKSEL

Ahmet Bülent GÖKSEL

Çeşme / Alaçatı

12 Temmuz 2016 - 00:00

Bu yazının başlığında sadece iki güzide ilçemizin adı yazmakla birlikte bu başlığa, başta Bodrum olmak üzere daha pek çok turistik ilçemizin adını yazmak mümkün. Ama ben bir İzmirli olduğum ve bir İzmir gazetesinde yazdığım için özellikle Çeşme ilçesi ve onun bir köyü olan Alaçatı ile ilgili söylenenlerle bağlantılı düşüncelerimi yazacağım.

Daha önce de yazmıştım. Alaçatı’da ve Çeşme'de fiyatlar fahiş diye. Ama sonra düşündüm. Alıcısı varsa, arz talep dengesi yüksek fiyat noktasında oluşuyorsa, bize ne? Ödemek isteyen ödesin, satabilen de satsın dedim kendi kendime. Ama Çeme'deki turizmciler, kendilerini, savunma noktasında yanlış yollara sapınca konu üzerinde birkez daha yazmak farz oldu.

Savunma şu: Efendim, yerli turistler Yunan adalarına kaçmamalıymış. Kaçanlar yerli turizme balta vuruyorlarmış. Diğer taraftan, Yunan adalarında vergiler düşükmüş, devlet desteği daha fazlaymış. Dolayısı ile Çeşmeli mekan sahiplerinin onların fiyatına inebilmesi mümkün değilmiş.

Sevgili turizmciler, mekan sahipleri. Birincisi, siz nasıl ki istediğiniz fiyattan satmayı kendinize hak görüyorsanız, turistin de bu fiyatları kabul edip etmeme hakkı vardır. Kendi memleketinde kazıklanmak istemeyen, İstanbullu olmayan, artist, futbolcu vb. olmadığı için sınırsız para harcama imkanı olmayan, kalabalıkta yaşamayı, sokaklarda et ete dolaşmayı sevmeyen bazı insanlar da, daha rahat davranabilecekleri, daha ucuza yiyip içebilecekleri  Yunan adalarını tercih edeceklerdir. Buna sizin söyleyecek tek lafınızın olmaması gerekir.

Gelelim vergi ve diğer meselelere...  Sattıklarınızın ne kadarına fatura kestiğinizi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey varsa hesap istediğimizde önümüze gelen adisyonda KDV yazmasına rağmen fatura istemediğimizde o KDV’nin hesaptan düşülmediğidir.

Otel fiyatlarının yerliye fahiş, yabancıya oldukça ucuz olduğu da bilinen bir Türkiye gerçeğidir. Almanya'ın, İtalya'nın, Amerika'nın sıradan insanı, parasının TL karşısında değerli olmasının da  verdiği avantajla, yabancı acentelerin oldukça ucuza kapattığı odalarda ailecek uzun uzun tatil yaptığını, buna mukabil aynı tesislerde varlıklı vatandaşlarımızın bile  zorlanarak kalabildiğini duyuyoruz.

Bu yazının amacı kimseyi, hiçbir sektörü kötülemek değil. Mesele birbirimizi yermek de değil. Ama bir taraftan vatandaş diğer taraftan da işletmeciler olarak bir orta yolun bulunması zarureti olduğu ayan beyan ortada.

İnternette dolaşan bir fatura veya adisyonda gördüğüm üzere  alokolü içeceğe 300, kalamar ve karidese 100’er TL yazılmış. Stok maliyetiniz nedir ki alkollü içkiye 300 TL yazıyorsunuz? Diğerlerinin kilosu kaç paradır, kaç TL sabit ve değişken maliyet yüklenmiştir ki porsiyonu 100 TL olmuştur? Kalamarın kilosu bildiğim kadarı  ile 40 TL civarında, yine bildiğim kadarı ile 1 kg’dan 5 porsiyon çıktığına göre 40’a al 500’e sat. Şayet bu adisyon doğru ise bu hesap  hakkaniyetle de ticaretle de bağdaşmaz. 

Bodrum'da lahmacun fiyatları ile ilgili ama asparagas ama gerçek, haberler epeydir hem sanal ortamda hem de yazılı basında dolaşıp duruyor. Biz lahmacundan vazgeçtik. Yiyen yesin. Ama söylenen fiyatlardan bir yiyeninin bir daha yemeyeceğini sanıyorum.

Değerli turizmciler, mekan sahipleri, turizm mevsimi çabuk geçer. Ondan sonra sen ben bizim oğlan kalırız yine baş başa. Şayet bu imajınız yerleşirse kış mevsiminde yalnız kalırsınız ona göre. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum