Darbeler, darbeler, darbeler….
Reklam
Ahmet Bülent GÖKSEL

Ahmet Bülent GÖKSEL

Darbeler, darbeler, darbeler….

03 Ağustos 2016 - 00:00

Ülkemiz 15 Temmuz günü ne yazık ki tam anlamıyla kabusu yaşadı ve son derece karanlık bir askeri darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kaldı. 

Bu girişimin ardından ülkemizin başına gelebilecek en korkunç iş geldi. Ne yazık ki bu ülkenin askeri bu ülkenin askerini vurdu.

Bu ülkenin subayları kendi halkını, toprağını, meclisini bombaladı.

Darbe girişimi püskürtüldükten sonra ayaklanmaya katılan birçok general, subay ve astsubay tutuklandı.

Ordu komutanından, askerî şûra üyesine, tugay ve tümen komutanlarından, Cumhurbaşkanı baş yaverine kadar binlerce kişi vardı tutuklananlar arasında.

Anlayacağınız korkunç geceyi milletçe bir ve beraber olarak akamete uğrattık.

Ancak bu girişim sırasında Türkiye, maalesef kendi meclisini, kendi kurumlarını bombalayan, kendi vatandaşına kurşun sıkan bir grubun cinnetine şahit oldu. Ülkesini koruması için kendisine emanet edilen silahları halkına karşı kullananların sergiledikleri bu tavrı Türk milleti asla unutmayacaktır.

Bu girişime kalkışan bir grup cuntacıdır elbette…

Bu sebeple Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bu işin dışında tutmak gerekir.

Tokatlanıp tekmelenen, yerlere yatırılan, elleri arkadan kelepçelenen asker ve subaylar, süklüm püklüm orgeneraller bir askeri darbe girişiminde başarısız olmuşlar ama ordunun prestijine ve otoritesine muazzam bir darbe vurmuşlardır.

Bu cuntacılar sebebiyle silahlı kuvvetler artık yargı gibi içi oyulmuş, moralsizleştirilmiş, iktidarsızlaştırılmış bir kurum görüntüsü vermiştir.

Bu ülkede darbe meraklısı cuntalar yüzünden gün geldi sandıkla gelen silahla gitti.

Gün geldi bir muhtıra bir gece ansızın elektronik postayla geldi. Tam biri geride kaldı derken, bir yenisi kapıyı çaldı. Her seferinde Türkiye bir parça daha sarsıldı.

Darbesi, muhtırası, postmoderni derken bu girişimler ülkemize çok zarar verdi.

Umarım bu darbe girişimi hem askeri cenah, hem milletimiz hem de siyasilerimiz adına milat olur. Dünya ülkelerinin ilkel gelenekleri içerisinde kalan ve ülkemizinde geçmişte çok sancısını çektiği askeri darbeler, bir daha Türkiye’nin kaderi olamaz.

Bu darbe girişimi sonrası milletçe çıkaracağımız en önemli ders; modern çağın insani değerlerine en uygun yönetim tarzının demokrasi olduğunu anlamaktan geçmektedir.

Demokrasilerde iktidar değişikliklerinin yolunun sadece ve sadece sandıktan geçtiği, geçmesi gerektiği on yıllık periyotlarla sivil alana müdahale gereği duyan askeri cenah tarafından da artık anlaşılmalıdır.

Üçüncü dünya ülkelerinin ilkel gelenekleri içerisinde kalan ve ülkemizin de geçmişte çokça sancısını çektiği askeri darbeler, artık bu devirde Türkiye’nin kaderi olmaktan çıkmalıdır.

Tüm bu yaşananların ardından tek temennimiz darbeler ve cuntalar döneminin bir daha açılmamak üzere kapanmış olmasıdır.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum