Hüzünden sevince giden yol
Reklam
Ahmet Bülent GÖKSEL

Ahmet Bülent GÖKSEL

Hüzünden sevince giden yol

16 Ağustos 2016 - 00:00

Cumartesi akşamı hayatımın belki de en zor ama mutlu gecesini yaşadım. Ne yaman bir çelişki değil mi mutlulukla zorluğun aynı yerde harman olup, aynı potada erimesi. Bir taraftan en sevdiğiniz insanın yeni bir hayata adım atmasının sevinci, diğer tarafta ise evde onun boşluğu ile nasıl yaşayacağımızın üzüntüsü. İşte kız evlendirmek böyle bir şey. Sevinç, hüzün, neşe, mutluluk, mutsuzluk hepsi bir arada. Aynı kapta.

Anladığınız gibi, Biricik kızımı, Esra’mı Cumartesi akşamı çok hoş bir düğünle kendi yuvasına yolcu ettim. Söylerlerdi de inanmazdım, ama kız vermek hakikaten zor bir şey. Yaşamın normal seyri öyle emrediyor. Herkes günü geldiğinde kendi yuvasını kurup, kendi çekirdek ailesini oluşturuyor. Ama gel de bunu baba yüreğine anlat. Alışmak çok zor olacak.

Nişanda pek bir şey anlamamışım meğer. Kız gitti, verdin artık tamamdır diyenlere birer birer burun kıvırmıştım. Nereye gidiyormuş canım. İşte kız burada benim yanımda diye azıcık da sitem dolu cevaplar vermiştim. Ama gün gelip de nişanlılık dönemi bitip, sıra nikaha, düğüne gelince bir anda dank etti. Nasrettin Hoca’nın sakızı gibi burnumun ucunda taşıdığım, her şeyden sakınıp kolladığım, peri kızım Esra’m yaşamının bundan sonrasını sürdüreceği kendi yuvasına, gönül verip sevdiği kendi erkeğine uzattı kollarını.

Sonra da düşündüm. Damadım yakışıklı ve iyi bir meslek sahibi. Kızım mutlu ve sağlıklı, eh böyle olunca da aslında tüm kara bulutlar dağılıp bir anda hüzünden sevince hızla geçiveriyor insan. Hele hele, günü geldiğinde bir torun sahibi olma düşüncesi de yayılıverince beyne, sevinç katmerlenip bir başka boyuta taşıyor insanı.

Böyle bir şeymiş meğer bir evladı evlendirmek. Kızını gelin edip evden uğurlamak. Yaşamayan bilemez bu duyguyu. Yaşayanlar ise bu satırları okurken Ahmet hoca ne kadar da haklısın diyeceklerdir diye düşünüyorum. Bu hüzünden sevince uzanan bir garip, bir başka yol.

Ertesi gün evimizde oturup, eşimle düğünün nasıllarını konuşurken bir anda çalan telefonumuz ve ardından kızımın şen şakrak sesi, evdeyseniz kahve içmeye geliyoruz sözcüğü bir anda aydınlatıverdi yüzümüzü. Tatlı bir heyecan, bir başka telaşla hazırlandık, kızımı ve damadımızı beklemeye başladık. Dedik ki birbirimize; İşte bu da yeni bir dönem. Arayacaklar, bekleyeceğiz, ağırlayacağız ve tekrar göndereceğiz.

Buna da alışacağız. Bu dönemi de eşimle birlikte yaşamımızın diğer dönmelerinde olduğu sevinçle, mutlulukla elele yaşayacağız. Dedim ya hüzünden sevince giden bir yol bu.

 

 

  

YORUMLAR

  • 0 Yorum