Basmane Meydanı mı? trafo merkezi mi?
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Basmane Meydanı mı? trafo merkezi mi?

28 Eylül 2017 - 10:41

Toplumsal hareketliliğin genel olarak yaşandığı yerler kentlerin meydanlarıdır. Bu nedenle meydanlar, geçmişten günümüze kent kimliğinin oluşmasında, demokrasi bilincinin gelişmesinde önemli roller oynamışlardır. Çünkü tarihsel olarak meydanlar o toplumun merkezi, geleneksel olarak da o kentin kimliğinin bir aynası olagelmiştir. Meydanların çevresi genelde kentin simgesi olabilecek yapı veya görkemli anıtlarla süslenerek meydanlara kimlik kazandırmaya çalışılmıştır. Dünya üzerinde de örnekleri çoktur. Birçok kent; meydanlarının veya o meydanlara damgasını vuran sanat eserlerinin varlığıyla anımsanır.

Geçmişten günümüze İzmir dışından bir vatandaşa İzmir’i tanıtmak için sözü edilen mekan veya diğer semtlere, gözde mekanlara ulaşım için başlangıç noktası genelde Basmane Meydanı olmuştur

Basmane’nin ‘Yaşayan İzmir’in eski bir şehir dokusu’ olduğunu söyleyen Yazar Orhan Beşikçi’ye göre Basmane adeta bir açık hava müzesidir.

Peki bu tarihi müze nasıl değerlendiriliyor?

Basmane’nin ara sokaklarındaki tarihi doku konusundaki eleştirileri bir yana koyarak gelin Basmane Meydanı’na bir göz atalım.

Ama önce dünyadaki örnekleri hatta onu da bırakın Türkiye’deki diğer kentlerimizdeki meydanları şöyle bir düşünün sonrada meydanın bugünkü görüntüsünü gözünüzün önüne getirin.

Gördüğünüz fotoğraf size ne anlatıyor?

Anımsadığım kadarıyla bu yılın Ocak ayında Belediyemiz 9 Eylül Meydanı (Basmane Meydanı) çevresini setlerle kapattı.

Meydanın çepeçevre kapatılma nedenini pek anlayamamıştık.

Çok geçmedi Belediye yetkililerimizin açıklaması düştü haber sayfalarımıza.

“Cumhuriyet Meydanı ve Fuar tramvay hattının enerjisini sağlayacak yeraltı trafosu için iki ay sürecek çalışmalar başlayacaktır. İki ayın sonunda toplam 150 kazık çakılacak. Yeraltı trafosunun yerleştirilmesiyle bitecek olan inşaa süreci, İzmir trafiğini büyük ölçüde rahatlatacak olan dev projenin bir ayağının daha bitmesini sağlayacak.”

Eylül ayındayız. Yani inşaatın başlamasından bu yana dokuz ay geçti.

Kentin tarihi meydanını çepeçevre saran setler hala duruyor.

İzmir dokuz aydır daha ne kadar süreceği dahi belli olmayan tarihi meydanını çepeçevre saran görüntü kirliliğiyle yaşamaya devam ediyor

Kent içi trafiği de ne denli rahatlatacağı da çok şüpheli.

Ama benim değinmek istediğim bu değil. Yazımın başlangıcında bahsettiğim gibi, meydanlar geçmişle bağlantı kurabilmenin kentsel gelişmeye katkısı düşünülerek; tarihi, kültürel ögelerle beslenir. Peki bizim meydanlarımız nelerle besleniyor?

Trafo merkezine daha uygun bir bulunamadı da mı kentin tarihi meydanı demir- çelik ve saç levhalarla, kasalarla, klima motorlarıyla donatıldı!

Bu mudur bizim tarihimize saygımız, kentsel estetiğe değer verişimiz, ilericiliğimiz?

Kentle ilgili kararlarda vatandaşın düşüncesini almak, STK’lara başvurmak demokrasinin gereği değil midir?

Bu kentte yaşayan insanlar hep ‘ben yaptım oldu’ veya ‘istemezükçülerin’ esiri olmak zorunda mıdır?

Şu gerçektir ki, iktidarların meydanlara ve kentsel estetiğe bakışları onların nasıl bir toplumsal yapı istedikleriyle doğru orantılıdır.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum