Bir cinayetin ardından
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Bir cinayetin ardından

18 Ekim 2018 - 09:42

Kaşıkçı sorunu en azından cinayet mi değil mi belirlenmesi açısından çözüldü.

Ama sorunun bu şekilde bittiğini söylemek herhalde büyük safdillik olur.

ABD'de oturan bir gazetecinin öldürülmek üzere neden Türkiye'nin adres olarak seçildiği bir muamma.

Kaşıkçı Ailesi'nin kollarının nerelere dek uzandığı, Cemal Kaşıkçı'nın sadece bir gazeteci olmadığı, bağlantılarının Rothschild Ailesi'ne dek uzandığı, Suudi Veliaht Selman ile ilişkiler de düşünülürse bu cinayet sıradan bir şey değil.

Bu cinayet yeni dünya düzeni ile ilgili.

Dolayısıyla bu düzende Türkiye'ye biçilmek istenen rol ile ilgili.

'Yani fazla konuşma, biz canımızın istediğini istediğimiz gibi yaparız' tehdidi.

Yapabilirler mi?

Göreceğiz...

Akdeniz'de özellikle Kıbrıs ve çevresinde deniz çok ısınıyor...

Bu da demek ki ısınan suların nasıl soğutulacağı da yeni dünya düzenin bir göstergesi olacak.

Yeni dünya düzeni Türkiye'de de birşeylerin değişimini gerektirecek.

Burada bizim, bize dayatılmak istenen düzene karşı ne türlü bir davranış göstereceğimiz önemli.

Direnmek demiyorum...

Artık direnme dönemi geçti.

İktidarı ve muhalefeti ile bize dayatılana nasıl yanıt vereceğimiz önemli.

15 Temmuz'da atılan adım çok önemliydi.

Her ne kadar birileri sulandırmaya çalıştıysa da.

Aynı kararlılık devam etmeli.

Tıpkı geçmişte İsmet İnönü'nün söylediği gibi...

“Yeni bir dünya kurulur, Türkiye orada yerini alır.”

Birileri istesede istemesede.

Bu nedenle önümüzdeki yerel seçimler dahi çok önemli.

Yerel seçimlerde partilerin gösterdiği performans, Türkiye'ye biçilecek rol ile de bağlantılı olarak çok önem kazanacak

MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli, Cumhur ittifakının öneminden bahsederken işte Türkiye biçilmek istenen bu rolü ya da başımıza örülmek istenen çorabı düşünerek adım atıyor.

Bu düşüncesini de çeşitli şekillerde açıkladı.

Peki, bu hassasiyetin herkes farkında mı?

Pek sanmıyorum.

İzmir'e gelirsek.

CHP'de Büyükşehir'de olduğu gibi, ilçe Belediye Başkanlıkları için de adeta enflasyon yaşanıyor.

Aday enflasyonu.

Doğal olarak, herkesin her yere aday olma hakkı var.

Ama adaylar arasındaki fark geçmişte yaptıkları ile ya da söylemleri ile hemen orataya çıkıyor.

Arkadaşlık, dostluk, yandaşlık ya da maddi ilişkiler öne çıkmadan, liyakat sahibi kişiler seçilebilecek mi?

Asıl önemli olan bu; insanların huzur içinde yaşadığı gelişmiş kentler ortaya çıkarabilmek için gösterilecek çaba.

İzmir Büyükşehir adayları basında hergün boy göstermeye başladı.

Dileriz en liyakatlı olanı ipi göğüsler.

AK Parti açısından durum farklı değil.

İzmir yatırıma, kentsel dönüşüme, çağ atlamaya gereksinimi olan bir kent.

Birilerinin adamına değil bu kente ismini yazdıracak bir başkan adayına yol açılmalı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum