CHP'de neler oluyor?
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

CHP'de neler oluyor?

09 Mayıs 2017 - 09:35

Siyasi hayatımızda bazen öylesine garip şeyler yaşanıyor ki bırakın şaşırmayı, anlamak mümkün değil.

Gerçi bu tür olaylarda da hemen, rahmetli Süleyman Demirel’in ülkemizin siyasal hafızasına nakşettiği ‘Dün dündür, bugün bugündür’ lafı geliyor aklıma ve normaldir diyorum söylenenlere.

Sayın Baykal bir açıklama yaptı referandum sonrası.

Ve CHP karıştı.

Ne demişti Sayın Baykal?

“Kemal Kılıçdaroğlu ben Cumhurbaşkanı adayıyım derse biz de ‘tamam’ deriz, arkasında oluruz, adayımız o olur... Eğer Kılıçdaroğlu aday değilim derse kurultayı toplamalı ve aday olacak kişi genel başkan olmalı. Abdullah Gül yüzde 49’un adayı olabilir. Gül aday olursa değerlendirilmesi lazım.”

Başa dönelim şimdi.

Daha doğrusu Sabih Kanadoğlu’nun açıklamalarıyla başlayan, 367 garabetinin yaşandığı 2007 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelelim.

Bu Baykal değil miydi Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmasın diye 367'ye sarılan?

Peki, ne değişti?

Komik değil mi? Ya da acı mı demeli?

Devam edelim.

Yeni bir referandumdan çıkıldı, Kılıçdaroğlu bu mücadeleyi başarıyla geçti diyebiliriz.

Üstelik hukuksal olarak mücadele henüz bitmedi, sürecek denirken, dün bir bugün iki olmadan; “Kılıçdaroğlu aday değilse çekilsin” ne demek?

Henüz bir şeyler sonuçlanmamış, Anayasa'yı tamamlayacak yasalar, yönetmelikler çıkarılmamışken bu acele niye?

Hele hele Abdullah Gül; “Bu tür söylentileri ciddiye almıyorum” derken sayın Baykal bu görüşleri ile partiye zarar vermiş olmuyor mu?

Peki Fikri Sağlar ne dedi?

"Toplumda herkesi toparlayacak bir CHP gerekiyor, bir sol parti gerekiyor. Ve bunları cesaretle söyleyecek, toplumun arkasında güçlü bir birikim sağlayacak ve herkesin anlayışını güçlendirebilecek bir yönetim anlayışı gerekiyor. Bugünkü kadrolarla bu iş yürümüyor, görünen o.”

Aslında eleştirinin tamamında partinin sağlam bir ideolojik yapıya kavuşması, halkı kucaklaması ve bu kadrolarla bu işin gitmeyeceğini açıklayan bir söylem. Yönetimi eleştiriyor ama parti sahipleniliyor.

Peki neden ihracı isteniyor?

Gelelim sayın Selin Sayek Böke’ye.

Ne oldu da birden bire istifa gereğini duydu?

Ne oldu da birdenbire düne kadar birlikte hiç sorun yaşamadığı yönetime, “Katılımcı demokrasiye, sosyal demokrasinin evrensel prensiplerine inanan ve Türkiye’nin özgürlükçü demokrasiye kavuşmasının yolunun bu değerlerden geçtiğini düşünen bir siyasetçi olarak, gelinen noktada mevcut yönetim anlayışının parçası olmayı uygun bulmuyorum” demek gereğini hissetti!

Neden sokaklarda hak aramaktan bahsetti? CHP tarihinde ilk kez bir parti sözcüsünün sine-i millet çağrısı nasıl oldu da iki saat sonra bir başka genel başkan yardımcısı tarafından yalanlama gereği duyuldu?

Ya Muharrem İnce!

Referandum öncesi o değil miydi

“Türkiye’nin vicdanına sesleniyoruz. 6 seçimde başarılı olamamış bir Cumhuriyet Halk Partisi var. 7. seçimde bunun başarılı olacağını söyleyen bir Allah’ın kulu var mı? Ne olacak, hangi büyük değişim olacak da, 6 seçim yenilmiş bir parti, 2019’daki Cumhurbaşkanlığı, milletvekili seçimini, yerel yönetimler seçimini nasıl başarı ile atlatacak? Kim başarı şansı görüyor? Ben göremiyorum"

Parti yönetimini başarısızlıkla suçlayan, gelecek için de umut vaat etmediğini söyleyen, üstelik korkak bir siyaset yapıldığı eleştirileri ile partiyi ve yönetimi halkın gözünde yüceltti mi dersiniz?

Partiyi halka ‘önderlik’ yapacak bir konumda görmeyen İnce hakkında, Fikri Sağlar’ı ihraç istemiyle disipline gönderen yönetim ne düşünüyor?

Sanırım CHP’yi çok konuşacağız bugünlerde.

“Ya hatalarınızla yüzleşirsiniz ya da hatalarınızla yüzsüzleşirsiniz.”

Kim söylemiş anımsamıyorum ama güzel söylemiş.

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum