Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

CHP nereye?

28 Aralık 2017 - 08:45

CHP nereye?

CHP tüzüğünde 1935 yılında yapılan değişiklik sonrası parti yöneticileri aynı zamanda devletin de yöneticisi oldu. 1950 yılına değin Cumhurbaşkanları devlet başkanlığı ve CHP Genel Başkanlığını birlikte yürüttü. İlginçtir kimse Rejim ve çift başlılık tartışması yapmadı.
Genel Başkan Vekili, Başbakan İsmet İnönü 1936 yılı 18 Haziran genelgesiyle: ““Vilayet ve özel idarelerle, belediyeler ve parti örgütü kaynaştırılmıştır” diyerek; İçişleri Bakanının Parti genel sekreteri, valilerin il başkanı olduğunu kamu kurum ve kuruluşları ile paylaştı.
Zaman çok şeyleri değiştirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan  referandum  ile Parti başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığını birlikte yürütme yetkisi isteyince ‘tek adam’ rejimi tartışmaları başladı. CHP ve muhalefetin bir kısmı bu düzenlemeye karşı çıktı. 
Ama referandum ile bu istek kabul gördü.
Kılıçdaroğlu; Ankara’da yapılan yerel yönetimler toplantısında, belediye başkanları ile bir araya geldi.
Dedi ki: “Kongre süreçleri başladığında o kongrelere müdahil olmayın ve delegelere karışmayın işinize bakın. Örgüt kendi içinde demokratik bir şekilde en doğru kararı verecektir.”
CHP liderinin bu konuşması, uyarısı gayet doğaldı. 
Çünkü referandumda devlet, belediye ve parti işlerinin birbirine karışmaması istemiyle hayır denmişti.
Nitekim birçok ilde bu talimata mümkün olduğunca uyuldu.
Gelelim İzmire.
İlçe Belediye başkanları hemen her ilçede delege seçimlerine müdahil oldu.
Büyükşehir Belediye Başkanımız, delege seçimleri başlamasıyla birlikte bir şekilde rol almaya çalıştı.
İlçe Başkanları seçiminde bu rol çok daha ileri çıktı. Sayın Kocaoğlu’na yakın başkanlar kendi adaylarını seçtirmek için çaba gösterdiler.
Buradaki dedikodulara girmek istemiyorum yeterince konuşuldu.
Bazı yerlerde örgüt gücünü gösterdi. Belediye başkanlarının çabaları boşa çıktı.
Sıra geldi İl Başkanı seçimine.
Başkan Kocaoğlu bizzat dümenin başına geçti.
İlçe başkanları, belediye başkanları, milletvekilleri ve en son olarak İl Yönetimi toplantıya çağırıldı.
Kişilerin değil milletin vekili olduklarını söyleyerek, yapılan yanlışı parti tüzüğünü  anımsatarak  gösteren Tacettin Bayır,  MusaÇAM  ve toplantılara katılmayan veya  görüş belirtmeyen başkanları kutlamak isterim.
Ama CHP örgütünün nasıl bunca sahipsiz olduğunu, örgütün Büyükşehir belediye başkanının bunca kontrolüne nasıl girdiğini anlamak mümkün değil.
Peki ,anladık diyelim.
Bu tüzük denen şey ne işe yarar acaba?
Hani Sayın Bayır’ın Belediye ve il başkanının görevlerini anımsattığı protokolde partiyi kimin temsil ettiğini yazan TÜZÜK.
Sahi,  Aziz başkanın   il başkanlığı için il yöneticilerine soru yönelttiğinde CHP il Başkanı  Sayın  Güven neler düşündü  merak ediyorum.
Hiç kimsenin aklına gelmedi mi Kılıçdaroğlu’nun ‘örgüt kendi içinde demokratik bir şekilde en doğru kararı verecektir sözleri’?
Ya tek adayla seçime gitme çabaları!
Sosyal Demokrasi bu günleri mi görecekti?
 Ne farkı kaldı tek adam yönetimi diye eleştirilen partilerden?
En çok merak ettiğim de; Aziz Başkan, görüşmelerinin sonuçlarını Genel Merkeze götürdüğünde Sayın Kılıçdaroğlu ne diyecek?
Ne dersiniz?


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum