Hoş seda bırakmak
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Hoş seda bırakmak

21 Ocak 2017 - 10:37

Gelin hafızalarımızı bir tazeleyelim.


Yaklaşık on yıldır, hatta daha uzun bir süreden beri aşağıdaki sözleri hep duymuyor muyuz?

“Tehlikenin farkında mısınız”?

“Şu an aramızda basit konuları tartışmaya gerek yok, her geçen gün ülke daha çok batıyor.”

“Ülkenin geleceği söz konusu.”

“AKP ye karşı birlik olunmalı.”

“Ülke bölünüyor.”

“Başkanlık sistemi ile Türkiye federasyonlara bölünecek.”

“Eyalet sitemi olursa ülke bölünür, Kürt devleti kurulur.”

“Teferruatlarla uğraşmayalım anayasa teklifi geçerse çok daha kötü günlere gebe bu ülke.”

Yani klasikleşmiş bir sürü laf, hamaset edebiyatı…

Peki, bu lafları üretip de halkın önüne koyan, bizleri papağan gibi yukarıdaki üretilmiş cümleleri tekrar tekrar söylemeye iten kimler hiç dikkat ettiniz mi?

Bu söylemlerle ilgili tartışmaları açan, düzenleyen, yöneten, hatta seviyeyi her geçen gün daha da düşüren hep aynı çevreler, grupçuklar değil mi?


Peki ya yıllardır süren bu suni tartışmalarla ne amaçlanıyor?

Saklanmaya çalışılan bir gerçek olabilir mi tüm bu tartışmaların ardında?

Çok şeyler söylenebilinir de; tüm bu söylemlere karşın, ‘Tehlikenin farkında mısınız’ derken, solu kimliksizleştiren, sol adına holdingleri TBMM’ye taşıyan politikalara solun sesi çıktı mı?

Yoksa korku politikalarının etkisinde, teslim mi olundu bazı oyunlara ve oyunculara?

Halka söyleyecek bir sözü kalmamış, tüm seçim stratejilerini AK Parti karşıtlığına indirgemiş bir solun bu ülkeye yararı olmayacağı gibi emperyalist taktiklerin oyuncağı olmaktan başka yapacağı bir şey kalmadığı açık değil mi?

Ülkemiz, AK Parti iktidara geldiğinden bu yana bugün battı, yarın batacak söylemleriyle bugüne dek geldi.

Önce ekonomik çöküş söz konusu edildi.

28 Şubat, 17-25Aralık.

Ardından İslamcı tehlike; Endonezya, İran olma korkusu.

Sonra padişahlık.

Eyalet ve bölünme paranoyaları.

Onbeş Temmuz'un sahte darbe olduğu söylemleri.

Anayasa’nın ilk dört maddesi.


Saymakla bitmeyen oyunlar, söylentiler, darbeler.

En kötüsü de padişahlıktan bahsederken; Kemalist, Laik kesimler.

Ülke bölünüyor derken; milliyetçi duyarlığa sahip vatandaşlarımızı korkutarak, insanlarımızın kutuplaştırılma gayretleri.

Şimdi de bazı utanmazlar terörü hükümet besliyor diyecek kadar ileri gitti.

Daha ileride neler çıkacak bilemiyorum.

Ama herkes ‘İran’la savaş çıkarsa ben İran saflarında yer alırım’, ‘Türkiye DEAŞ petrolünü pazarlıyor’ diyen vekili, ABD’nin özrüne rağmen unuttu.

Türkiye’de bombalar patlatan terör, yüzlerce vatandaşımızın canını alırken, “AB’ye girmek istiyorsanız terörle mücadele yasasını kaldırın” diyen AB ülkeleri kime hizmet ediyordu?

Terör bu ülkeyi dört bir yandan sarmışken vatandaşlarına Türkiye’ye gitmeme, sokağa çıkmama, ülkene dön çağrısı yapan müttefik ülkelerimiz Türkiye’nin güvensiz, tehlikeli olduğu imajı yaratmıyorlar mıydı?

Korkuları ve evhamları birleştirerek tabular yaratmadılar mı?


Son oyunlar TBMM’ de oynanıyor.

Utanç verici sahneler görüyoruz ekranlarda.

Tabii sadece Ankara’da değil ülkemize yakışmayan oyunlar.

Bugünlerde İzmir’de de bazı yolsuzluk söylentileri ayyuka çıktı.

Yetkili merciler ne zaman el atarlar bilemiyorum ama dürüst, vatanını milletini seven insanlar her kulvarda aynı anda savaşmak zorundadır.

Geriye hoş bir seda bırakmak isteniyorsa.

YORUMLAR

  • 0 Yorum