Kentimize basit dokunuşlar
Reklam
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Kentimize basit dokunuşlar

15 Aralık 2018 - 08:08

Aklın yolu birdir denir ama gerçekte öyle midir?

Biraz siyasetten ve aday adaylığı karmaşasından uzaklaşarak tüm aday adaylarının allayıp pullayıp anlattıkları projelerin üzerinden kente bakma gereğini duydum.

Çok güzel projeler var, hatta öyle ki, bazen bunu niye hiç düşünmedim diyebiliyorsun.

Geçenlerde Güzelyalı civarında denizde gördüğümüz marullar aklıma geldi.

Tam temizlendi artık denizimiz derken marullarla karşılaştık.

Kokular sardı İzmir’i.

Tabii hemen mazeretini buldu belediyemiz.

Yetkililere sormak istedik ama yanıt vermeye dahi tenezzül etmediler.

*

Kaldırım kenarlarına araçların park etmesini engellemek için konulan dubalara dikkat ettiniz mi?

Elbette yararı var en azından kentin bazı semtlerinin bazı alanlarında yayalar rahatça yürüyebiliyor bu sayede.

Peki dubalar ne halde?

Kimisi kopmuş, yerinde yeller esiyor, kimisi vidaları yok olmuş yan yatmış vaziyette. Kimisinde ise vidaların düz uç kısmı beş santim dışarıda ve gerçekten tehlike arz ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde görmedim.

*

Yağmur biraz uzun süre ve yoğun bir şekilde yağdığında İzmir ne hale geliyor biliyorsunuz.

İZSU’nun internet sitesine baksanız neredeyse olağan karşılayacaksınız doğa olayı diye. Ama bu yerküre üzerinde deniz seviyesi altında yerleşim yeri oldukça fazla ve bizdeki gibi su basmıyor her yeri. İZSU ya bakarsanız kanaletler vasıtası ile yüzeysel yağmur suları sel ve taşkınları önlüyormuş. Sahi kanaletlerin su akışını düzene soktuğunu gören var mı? Takip ettiniz mi kanaletleri? Başlangıç ve bitiş yerlerine baktınız mı? Nereye gidiyor sular? İçinizden mi yoksa sesli mi gülüyorsunuz kanaletlerinin yapılışına bakınca?

Peki ya o suların daha uzaklara gitmesini engellemek için yapılan mazgallar?

Drenajların içine yollardan akıp gelen sular girebiliyor mu yoksa transit mi geçiyorlar? Sular mazgallara girmeden farklı yollara gidiyorsa neden diye merak ettiniz mi?

Değerli yöneticilerimiz yağmurlu bir günde çıkıp baktılar mı hiç nerede sorun diye?

*

Peki ya kanalizasyon tıkanması veya su tesisatları için binalardan yolun ortasına doğru yapılan kazılar nedeniyle yolların günlerce kazılı halde durmasına ne demeli? Yapıldıktan sonra dahi kapatılan yer neden çöker bir çukur oluşur?

*

Engelsiz İzmir güzel bir proje. Bu bağlamda yapılan sarı çizgiler gerçekten çok önemli. Peki, hangi kaldırımda ne kadar kaldı bu bantlardan? Çeşitli nedenlerle parçalananlar neden tamir edilmez? Veyahut ta gelişigüzel yapılan bantlar neden düzenlenmez? Ya bazı PTT ve Elektrik panolarının önünde biten bantlara ne demeli?

*

İzmirgaz’ın bina girişlerine koyduğu, kaldırım üzerindeki beyaz kapaklara dikkat ettiniz mi?

Bazen pes diyor insan.

Kimi yan yatmış, kimi batmış, kimi alçak kimi yüksek.  Bunca özensizlik yakışıyor mu İzmir’e?

*

Kaldırımlarda bulunan ağaçları çevreleyen taşlara baktınız mı?

Çoğu yerinde durmuyor artık.

Ağaç dipleri de çöplük olmuş durumda.

*

Kaldırımlar

Onca çalışmaya rağmen sanki hiç dokunulmamış gibi. Merak ettiğim kaldırımlar birkaç ay veya bir yıl için yapılıp yıkılıyor mu acaba?

Kaldırımların park yeri olduğunu da unutmamak gerekir elbette.

*

Sokaklardaki park etmiş hurda arabalar dikkatinizi çekti mi?

Bu araçlar başlı başına bir tehlike.

Buna bir çözüm bulmak zor mu? Kaldırımları sokakları bu şekilde işgal etmeye kimsenin hakkı var mı?

Belediyemiz buna neden el atmaz?

*

Atık piller için birçok kentte toplama yerleri var her sokak başında.

Neden bu basit çözüm göz ardı edilir?

Yazık değil mi bu kente?

Sonuç olarak; aklın yolu birdir denir ama sorunların çoğunluğunun çarpık kentleşme, plansız büyüme ve adam sendecilikten doğduğu belli. Oysa basit çözümlerle en azından kentin sağlığının bozulmasının önüne geçilebilinir. Nüfus artışı, destek yok, projeler kabul edilmiyor gibi mazeretlere sığınmadan, seçmenlerin gözüne hoş görünecek projelerden önce yapılacak o kadar çok şey var ki.

YORUMLAR

  • 0 Yorum