Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Zeytin

14 Haziran 2017 - 07:09

Bugüne değin zeytin ağaçları üzerine duyduklarım, okuduklarım gösterdi ki, dünya üzerindeki hiçbir ağaç, zeytin ağaçları kadar kutsal kabul edilip kutsal kitaplara girmedi.

Zeytin ağacı öylesine bir geçmişe dayanıyor ki yazılı tarihin başlangıcından bu yana her yerde ondan bahsedildiğini görmek mümkün.

Zeytin ağacına yüklenen bu kutsiyet doğal olarak onun geçmişini araştırmaya yöneltiyor tarih araştırmacılarını.

Geçmişe yönelik en önemli bulgu ise zeytin ağacının milattan önce 12 bin yılına değin uzanan bir geçmişi olduğu.

Geçmişi bu kadar önemsenen, kutsal kitaplara giren bu ağaç doğal olarak efsanelere de konu oluyor.

Kur’an- ı Kerim'de zeytinin Sina Dağı’ndan geldiği, meyvelerinden yağ elde edildiği ve bu yağın yemeklere lezzet vermek için kullanıldığı yazıyor.

Nuh Tufanı’nda ise suların çekildiğini, ağzında dalından yeni koparılmış bir zeytin yaprağı ile gelen güvercin anlatır Nuh’a.

O günden bu yana da güvercin ümidin ve barışın, zeytin ağacı ise direnmenin, ölümsüzlüğün simgesidir.

Eski Mısır'da Firavun Tutankamon'un başındaki zeytin yapraklarıyla örülü taç, adaletin tacıydı.

Keza eski Yunanlıların olimpiyat kahramanları zeytin dalından taçlarla onurlandırılır, Akropolis’in zeytin ağaçlarından gelen zeytinyağı ile ödüllendirilirlerdi.

Bilimsel birçok literatüre göre zeytin ağacının anavatanı Anadolu'nun Mardin, Kahramanmaraş ve Hatay üçgenidir. Zeytin yetiştiriciliği de ilk kez M.Ö. 4000 yıllarında Anadolu'da başlamış, buradan Akdeniz'in diğer ülkelerine yayılmıştır.

Zeytin sadece meyvesi ve zeytin yağı değil üretimden sonra çıkan yan ürünler de (Pirina) sanayiye kazandırılmıştır.

Bu değerli bitki 1959 yılındaki bir anlaşma ile uluslarası kurumların dikkatini çekmiş Uluslararası Zeytinyağı Konseyi kurulmuş ve Türkiye 1963 yılında bu konseye katılmıştır.

Zeytincilik Doğu ve İç Anadolu bölgeleri dışında tüm bölgelerimizde yapılmaktadır. Beş bölge ve 35 il zeytincilik üretiminde adeta yarış halindedir.

Türkiye, dünya zeytinyağı üretiminin %4.5'i, tüketiminin % 3.4'ü, ihracatının % 5.2'si ile 5. ve 6. sırada bulunmaktadır. Öte yandan dünya sofralık zeytin üretiminin %12.9'unu, tüketiminin %10.5'ini, ithalatının %2.8'ini Türkiye'nin karşıladığı fakat, üretim ve tüketimde gösterdiği başarıyı ihracatta gösteremediği görülmektedir.

Peki tüm bu girizgahı niye yaptım?

Böylesine değerli bir ürünün Meclis’te ihtisas komiyonlarına gönderilerek incelenmesi yerine neden Sanayi Komisyonlarına götürüldüğünü anlayamadığımdan.

Böylesine değerli bir ürün konuşulurken neden sektör temsilcilerinin söylemleri ve ikazları önemsenmediğinden.

Daha dün Soma faciası sonrası üzerindeki meyveleriyle katledilen yarım asırlık zeytin ağaçlarının hangi gerekçelerle katledildiğini bildiğimden.

Zeytin ile ilgili tasarıların birçok kez Meclis'e gelip her seferinde toplumsal baskı ile geri çekilmek zorunda kalmasından..

Anlamıyorum ve zeytine vurulacak her darbenin Ege’ye ve diğer beş bölgemize vurulacak bir darbe olacağına inandığımdan.

Bir zeytin kentinin çocuğu olarak karşı çıkıyorum..

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum