Zorlukların arasından
Ahmet ÖZSOY

Ahmet ÖZSOY

Zorlukların arasından

16 Nisan 2019 - 07:00

Uzun yıllar sonra bunca gururlandığım, mutluluk duyduğum bir olay yaşamak sanırım sadece beni değil tüm vatandaşlarımızı mutlu etti.

Elbette bu olaydan mutlu olmayan, sözde vatansever birçok kişi bulunabilir.

Onlar zaten kendilerini bu ülkenin insanı olarak görmezler.

Ama bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kendi kararlarının dışarıdan dayatmalarla alınmasına asla rıza göstermeyen herkesin mutlu olduğu bir olaydı Antalya’daki NATO Parlamenterler zirvesinde yaşananlar. (Tabii ideolojik körlük yaşayanlar dışında)

İki binli yılların ilk onurlu çıkışı 2009 yılında Davos zirvesinde yaşanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şimon Peres’in gözlerine baka baka yaptığı katliamları haykırmıştı.

Karşı çıkmaya çalışan sunucuyu dilimize yerleşen “One minute” çıkışıyla durdurmuş, tüm dünyanın gözleri önünde Peres’in çocuk katili olduğunu haykırmıştı.

İdeolojik körlükleri onurlu bir dış politikanın önüne geçenler bu çıkışı küçümsemeye çalışmışlar ama dünya mesajı çok iyi almıştı.

Gelelim Mevlüt Çavuşoğlu’na.

Davos zirvesi sonrası Fransız parlamentere haddini bildirmesi, yıllar sonra bana tekrar onurlu bir ülke vatandaşı olmanın gururunu yaşattı.

Fransız kibri o toplantıda gerçekten yerlerde süründü ve süpürüldü.

“Soykırım ve tarih konusunda Türkiye'ye ders verebilecek en son ülke Fransa'dır”

Tarihsel gerçekler herkesin gözü önünde Fransız parlamenterlerin yüzüne hiçbir yerde vurulmamıştı.

“Sizler böyle tepeden bakmaya devam edin, biz de size bu şekilde haddinizi bildirmeye devam edeceğiz. Eski Türkiye yok, hak ettiğiniz cevabı alacaksınız. ”

Çavuşoğlu’nun söylediklerine alkışlarla yanıt vermeye çalışan Fransız parlamenter, ikinci bir tepkiyi de demokrasi dersi alarak gördü.

“Ne kadar nezaketli olduğunu görüyoruz. Ne kadar saygılı olduğunuzu görüyoruz. Gerçekleri duymaktan hoşlanmıyorsunuz. Gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. Buna alışacaksınız, başka seçeneğiniz yok.”

- “İşte bu” demiştim Çavuşoğlu’nu dinlerken.

- Özlediğimiz bu.

İnanın bu millet böyle çıkışları, sahneleri yıllardır özlemle bekledi.

Elbette bu çıkışları bize bir şekilde ödetmeye çalışacaklar.

Ödetiyorlar da.

Suriye’de teröre verdikleri destekle, Akdeniz’den bizi uzaklaştırma çabalarıyla, Dolar darbeleri ile.

Peki ya Trump’ın Ankara Büyükelçi adayına ne demeli?

“Büyükelçi olarak onaylanırsam Türkiye’ye, doğru stratejik seçimi yapması için bastıracağım”

Bu cümle bir büyükelçinin söyleyeceği sözler mi yoksa Türkiye’yi  müstemleke gibi gören bir zihniyetin temsilcisinin sözleri mi sizce?

Beka sorunu tartıştık günlerce...  Her şeyden kendimizi soyutlayarak.

Şimdi karar verme sırası bizde.

“Bağımsızlık benim karakterimdir”  diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi onurlu bir ülke mi?

Yoksa bizi düne dek sömürge gibi gören zihniyete teslim olmak mı?


YORUMLAR

  • 0 Yorum