Mevlana Haftası
Reklam
Anıl Talat ERYONTUK

Anıl Talat ERYONTUK

Mevlana Haftası

03 Aralık 2018 - 08:30

Ülkemizde her yıl 2 - 9 Aralık tarihleri arasında, yüzyıllar önce hayata gözlerini yuman Mevlana'yı daha yakından anmak ve anlatmak üzere Mevlana Haftası düzenlenir.

Kendisi Anadolu’da tasavvufun en önde gelen temsilcilerinden birisidir.

Anadolu insanı ona büyük sevgi, saygı beslemiş ve düşüncelerini benimsemiştir.

Bu durum aradan 700 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen değişmemiştir. Mevlana hala Türk halkının ilgisini ve sevgisini çekmeye devam etmektedir.

Onun sevgi ve aşk felsefesi, yaşadığı günden bugüne, yalnız Türk halkının değil, çeşitli din ve kültürden olan bütün dünya insanlarının ilgi odağı olmaya devam etmektedir.

Alevilik ve Bektaşilik üzerine araştırmalarıyla tanınan Türkoloji'nin büyük ismi Prof.Dr İrene Melikoff; “Mevlana’nın eserlerini dünya milletleri kendi dillerine çevirip okusalar, dünyada kötülük, harp, kin, nefret diye bir şey kalmaz” derken ne kadar haklıymış öyle değil mi?

Çünkü büyük bilge Mevlana’yı anlatmaya kelimeler yetmez.

Söylenebilecek en yalın ifadeyle, kendisinin üzerinde durduğu en temel varlığın ‘Tanrı’ olmasıdır. Bu, onun düşüncesinin merkezini oluşturur.

Mevlana bir gün sema halinde iken büyük bir vecde kapılıp: “Hiçbir şey görmedim ki, Tanrı’yı onda görmemiş olayım”, diyerek bu görüşü açıkça dile getirmiştir.

Mevlana'yı anlamak, görüşlerini, fikirlerini ve düşüncelerini yorumlamak insan nefsininin terbiyesi açısından çok önemlidir.

Zaten Mevlana’nın da eserlerinde insanın eğitimini ele alması, Tanrı’ya kuvvetle inanması ve güvenmesi, olayları değerlendirmesi, bütün insanları sevmesi ve bu konuda diğer insanlara tavsiyede bulunması boşa değildir.

Mevlana’ya göre ölüm yok olma değil, yeniden doğmadır. Gerçek sevgili Tanrı ile buluşmadır. Öldükten sonra insan ruhu, beden hapishanesinden kurtulup gerçek mutluluğa erişir.

Zaten tasavvufun amacı insanı olgunlaştırmak değil midir?

Bugün toplumumuzda, insanlar arasında sevgi ve tolerans eksikliği bulunması, bütün anlaşmazlıklar; sevgi, karşılıklı anlayış ile sona erdirilemez mi?

Elbette…

Yeter ki, birbirimizi gerçekten ve gönülden, karşılıksız olarak sevelim ve birbirimize hoşgörü ile yaklaşabilelim.

Mevlana "Gel ne olursan ol yine gel" ve "Umutsuzluk kapısı değil bu kapı, nasılsan öyle gel" sözlerini boşuna söylememiştir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum