Nilgün Belgün ve Dünya Tiyatro Günü
Anıl Talat ERYONTUK

Anıl Talat ERYONTUK

Nilgün Belgün ve Dünya Tiyatro Günü

01 Nisan 2019 - 12:22

Türk tiyatrosunun duayen isimleri geçtiğimiz hafta oyuncu Nilgün Belgün'ün organize ettiği bir projede yer almış ve Dünya Tiyatro Günü ile ilgili hazırlanan bir klipte boy göstermişti.

Projede yer alan Suna Keskin, Haldun Dormen, Göksel Kortay ve Nevra Serezli gibi  sanatçılar tartışma yaratan bu klip sonrası kendilerini Nilgün Belgün’ün arayıp çağırdığını söylediler.

Sanatçılar, klibin Cumhurbaşkanlığı için çekildiğini hatta klibin sonunda yayınlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dünya Tiyatro Günü mesajını bilmediklerini söyledi.

Nilgün Belgün ise yapılan klibin Kültür Bakanlığı desteğiyle yayımlanacağını klipteki sanatçılarla paylaştıklarını, fakat Cumhurbaşkanlığı desteğiyle değil de Kültür Bakanlığı desteğiyle olarak aktardıklarını belirtti.

Şimdi burada netleştirmemiz gereken üç şey var;

1 - Nilgün Belgün klibi Kültür Bakanlığı desteğiyle yayımlanacağını klipteki sanatçılarla paylaştığında, Cumurbaşkanlığı desteğiyle yapıldığını biliyor muydu? Biliyorsa niçin sanatçı arkadaşlarınla paylaşmadı?

2 - Varsayalım Suna Keskin, Haldun Dormen, Göksel Kortay ve Nevra Serezli gibi duayen sanatçıların haberi vardı. Peki o zaman bu sanatçılar niçin yalan söylemeye gereği duysun? Neden haberi olmadıklarını söylesinler?Tüm bunlar sadece mahalle baskısına bağlanabilir mi? 

3- Bu projeyle Türk tiyatrosunun duayen isimleri bir müsamerenin dekoruymuş gibi kullanılarak siyasi erk adına figüran mı yapılmıştır?

Bu açıklamalar doğru bilginin, eksik bilgiyle taçlandırılması mıdır yoksa?

Bunu Nilgün Belgün ve duayen tiyatrocular vicdanlarında cevaplayacaktır elbet.

Üzüntü veren Dünya Tiyatro Günün'nün bu yıl ucuz hesaplar yüzünden tam anlamıyla kutlanamamasıdır.

Bakıldığında tiyatro toplumu harekete geçirme ve farklılıklar arasında köprü kurma konusunda muazzam bir güce sahiptir.

Tiyatro anlamayı, saygı duymayı, sevgiyi ve birlikte varolmanın hazzını algılamaya çalışan evrensel bir dildir aslında.

Barış ve uzlaşma konusunda da maharetlidir…

Bizi aydınlık günlere ulaştırmak için en gerekli, en önemli araçtır belki de...

Türkiye ve dünyada  toplumların büyük  acılar yaşadığı, adalet, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi açısından son derece vahim gelişmelerin ardı ardına yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.

Elbette tiyatro kurumu da bundan etkilendi ve etkilenmeye devam ediyor.

Tiyatronun iyi bir diyalog aracı olduğu unutulmamalı.

Ve bu sebeple bu sıkıntılı dönemi birbirimizi anlamadan, sevmeden atlatmamız çok zor.

Hele hele tiyatro olmadan...

Sonuç olarak tiyatro yerli ve bağımsız bir yaşam alanı içinde eleştiri işlevini ihmal etmeden bu toprağın nabzını tutmaya, bize bizi anlatmaya devam edecektir.

Tiyatro; seyircidir, oyuncudur, ihtirasların, menfaatlerin, kinin, hıncın yok olmasıdır.

Tiyatro yazanların, çevirenlerin, ışıklandıranların, giydirenlerin, dekorunu yapanların, oynayanların, tiyatrocuların, tiyatroya gidenlerindir.

Kısacası tiyatro nefes almaktır.

Aydınlığı tercih eden, karanlığa sanatla direnen tiyatrocuların, tiyatro emekçilerinin ve tiyatro sevenlerin gününü canı gönülden kutluyorum…

YORUMLAR

  • 0 Yorum