İstanbul izlenimleri…
Reklam
Birol KESKİN

Birol KESKİN

İstanbul izlenimleri…

13 Mart 2019 - 10:48

Önceki yıllarda İstanbul’a yolu düşen İzmirli gazeteci arkadaşlar Şişli, Levent tepelerinde yükselen gökdelenleri gördükçe İstanbul’a övgüler düzer ve İstanbul’un gelişip kalkındığını ama İzmir’in geri kaldığını yazarlardı köşelerinde. 

Sonra İzmir’de de adına Manhattan bölgesi denilen aslında denizin alüvyonlarla dolduğu alan olan Bayraklı-Bornova sahil şeridinde gökdelenler yükselince acayip bir sevinçle İzmir in de gelişip kalkındığından dem vurdular. 

Sonra gün geldi, gökdelenlerin şehrin siluetini bozduğu falan yetkili ağızlardan söylenince, geçmiş olsun aslında şehirlerin betona teslim edildiği ve böyle şehircilik olmayacağı yazılıp çizilmeye başlandı.

Bir eğitim sertifikası için bir süredir İstanbul’dayım. Yeğenim Anıl’ın okuduğu İstanbul Üniversitesinde şimdi ben de onunla birlikte tarihi kapısının önünde resim çektirerek tarihi yerde değerli profesörlerden okumanın yaşı yok diyerek eğitim almanın hazzını yaşıyorum.

Aman Allahım, İstanbul bu mu? Hani metropol falan deniyor ya, yok öyle değil, nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum, kent tarihçileri de nasıl aktaracaklar çok merak ediyorum, İstanbul bu mu?

Belediye otobüsünde, Metroda, tramvayda, yolda inanın abartmıyorum, gelin görün ve yaşayın, kucağınıza Türkçe’den başka her dil konuşma yankılanıyor. Afganlısı, İranlısı, Pakistanlısı, Dağıstanlısı, Azerbaycanlısı, Iraklısı, Suriyelisi toplu göç olmuş, İstanbul’a akmışlar sanki. Geçen gün tramvayda bir Afganlı genç iki kıza tacizde bulunmaya kalkıştı ve bir genç delikanlı derhal müdahale etti. Kameradan takip eden makinist tacizci yabancıyı güvenlik çağırarak indirdi. 

Bir gün belediye otobüsünde yolculuk sırasında aşırı kalabalıktan şikayet eden ayaktaki bir yolcuya  oturan bir yolcu ‘siyaset yapma’ diye çıkıştı. Ben de ‘bırakın insanlar kavga etmeden görüşlerini sohbet havasında söylesinler, ben İzmir’den geldim, gerçekten her üç dakikada bir gelen tramvaya kalabalıktan binemedim’ dedim. Ooooo, benim İzmirli olduğumu öğrenen yolcuların hemen sempatik tavırlarını görseydiniz benim gibi nasıl mutlu olurdunuz. Bir amca Erzurumlu olduğunu söyledi, bizim zamanımızda Erzurum yaylaları davar ve sığır sürülerinden geçilmezdi, hayvancılık şimdi göçlerle bitti, dedi. Konyalı atıldı, kim bitirdi diye sordu. Mardinli ‘babam emekli İzmir Bayraklı’da oturuyor, onu İstanbul’a getiremedim, İzmir’de mutlu olduğunu söylüyor’ diye babasını ve İzmir’i anlattı. Ben ‘İstanbul’da bunca sıkıntıya rağmen yaşıyorsunuz, umarım değiyordur’ dedim. Bana bakışlarını nasıl tarif edeyim bilemiyorum, kelimeler yetmiyor. Hayranlıkla, coşkuyla bakıyorlar, büyülü bir diyardan gelen mutlu yabancı  diye bakıyorlar, ağızlarından İzmir öyle tatlı çıkıyor ki, öyle arzulanan, ulaşılmak istenen sihirli kelime olarak çıkıyor ki, bu anı yaşamanızı isterim. Yolda bana gösteriyorlar, bak burada üst geçit vardı, insanlar yararlanıyordu, ama şimdi kaldırdılar ve trafiği tıkadılar. Bak bu deprem riski taşıyan sahilde göğe uzanan üç gökdelen hakkında yıkım kararı var ama uygulanamıyor. İşlerinden evlerine tıka basa otobüste yol alan insanlar, bir yabancıya, sihirli bir kentten gelen bir yabancıya, bana içlerini dökmenin rahatlığını yaşadılar ve ineceğim durakta vedalaşırken sanki kırk yıllık dostlarından ayrılıyormuş gibi hüzünlendiler.

İzmir’de de yerel seçim sloganı aşk, İstanbul’da da. Önce Tunç Soyer kullandı kenti aşkla sevdiğini, sonra İstanbul caddelerini Binali Yıldırım’ın dev afişleri ve aşk sözcükleri doldurdu. Demek ki aşk bulaşıcı, yayılan güzel bir şeymiş. Keşke Yıldırım, İzmir’de aday olduğu dönemde de aşklı söylemde bulunsaymış. 

Kentlere yeni bir bakış açısının gelme zamanı. Kentlerin tarihi, yaşam kültürünün ortaya çıkarılma zamanı. Evinizin her gün tamiratta olmasını ister misiniz, her gün inşaat. Nerede ne zaman yaşayacaksınız evinizi, ömür geldi geçiyor. Kentler de evimiz. Sokakları, parkları, caddeleri, meydanları her yeri evimiz. Ben bu kentte ne mutlu ki yaşıyorum, demenin hazzını özlüyor insanlar. Kente katlanma sıkıntısını değil, kentli olma kültürünü yaşamak istiyorlar. Vakti gelmedi mi?

İstanbul, gerçekten çok güzel bir şehir. Sıkıntılarını küçük dokunuşlarla attığında yaşanabilir bir şehir olmaması için bir neden yok. 

Umarım İstanbul’dan güzel anılarla dönerim, büyülü şehire, İzmirime.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum