"Sen Padişah mısın?"
Birol KESKİN

Birol KESKİN

"Sen Padişah mısın?"

28 Kasım 2018 - 08:57

Kongrede heyecan doruktaydı. Kongre, kongre değil adeta tarihi dönüştüren mekanizma-zaman makinesiydi. Ankara Ulus’ta spor salonunda yapılıyordu parti kongresi ve genel başkan direniyordu. Kendine mi, rakibine mi, tarihe mi direniyordu, bunu kendi de bilmiyordu ama direniyordu. Değişime karşı direniyordu. O güne kadar savaşlardan, cephelerden, meydanlardan akan tarih yeni baştan yazılıyordu.

Basının ilgisi büyüktü. Kurucu partinin 5’inci Olağanüstü Kurultayı yapılıyordu. Yeni Tanin gazetesi sahibi ve parti genel sekreteri salonu dalgalandırdı. Genel başkanına, parti liderine dönerek, bütün salonun duyacağı şekilde bağırdı: “Sen Padişah mısın?”

                       *   *   *

“Sen Padişah mısın?” diye kim kime bağırdı, hangi partinin kongresinde yaşandı bu olay, yazının devamında anlatacağım ama önce Pasaport’a bir gidelim ve çay-kahve ve nargile arasında sohbetin dibine vuralım.

Pasaport’ta oturup haftalık olağan sohbetimizi yapıyorduk. Öcal ağabey her zamanki nezaketli haliyle hem kendinden yaşça küçük gazeteci meslektaşına anlatıyor, hem telefonla arayanlara cevap veriyor ve hem de taşlı okeyde Fahri’nin attığı taşı takip ediyordu.

Ben dayanamayıp sordum, yani kahvehanedeki genç gazeteci, yani aslında yaş almış olmasına rağmen halen ustalarının gözünde genç görünen gazeteci, yani ben sordum; “Öcal abi Aziz Kocaoğlu bağımsız aday olur mu?”

Öcal abi, nerden çıktı bu soru diye hiç bakınmadı. Çünkü akla gelebilecek bütün soruları zaten kendine sormuş ve hatta son röportajını da yapmıştı. Gözlem gazetesinde yayınlanan röportajda Aziz Kocaoğlu ile hemen her şeyi konuşmuştu.

Sevgili okuyucularım, bildiğiniz gibi Aziz Kocaoğlu 1 Ekim’de kararını açıklayacağını duyurmuş ve o gün geldiğinde bir daha CHP’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmayacağını ilan etmişti.Hatta devamında siyaseti bıraktığını açıklamış ve CHP yönetimine 24 Haziran genel seçimlerinden sonra söylediği değişim mesajından daha sert “siyaset stratejisi, sistemi yok” eleştirisini yöneltmişti.

Anlaşıldığına göre ve benim anladığıma göre sayın Kocaoğlu’nu ‘1 Ekim’de kararımı açıklayacağım’ demesinden sonra genel merkezden yetkili kimse aramamıştı. Acaba arasalar, hatta genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu arasa ve deseydi ki, “Sayın Kocaoğlu olası bir sürpriz açıklamanıza karşılık şimdiden söyleyeyim, Mart 2019 yerel seçimlerinde adayımız sensin, hem biz seni Türkiye’ye örnek belediyecilik çalışması olarak gösteriyoruz, bu durumda sizin bırakıp gitmeniz bizim söylemimizi zayıflatır, onun için adayımızsınız.” deseydi Aziz Kocaoğlu’nun kararı yine de bırakmak olur muydu?

Öcal ağabeye göre şimdi bile CHP genel merkezinin önünde böyle bir imkan duruyor. Yani genel merkez Aziz Beyi arayıp, “her ne kadar bir daha aday olmayacağınızı açıkladınız ama biz düşündük taşındık, sizin bir dönem daha İzmir Modeli belediyeciliğinizi devam ettirme kararı aldık, adayımız sizsiniz,”dese Aziz Bey bunu kabul eder.

Bence etmez, hatta etmemeli.

Bilmiyorum, siyaset bu belki de etmeli. Ben siyaseti bilmiyorum, burada oturup yorum yapıyorum. Hatta siyaseti bilmediğim şurdan belli, Aziz Kocaoğlu CHP’ye eleştiri yöneltip bir daha aday olmayacağını açıklamıştı ya, ben o zaman bağımsız aday olacak herhalde diye düşünmüşüm. Hatta bağımsız aday olmalı diye görüşümü soran CHP İl yönetiminden arkadaşlara söylemiştim. Neden derseniz, Aziz Kocaoğlu aday olmayacağını açıkladıktan sonra köy köy dolaşıp kendisinden sonra gelecek adayı belirleme çalışması yaptığını açıklamıştı. Ben de, madem bu kadar güçlü, herhalde görün bakın CHP beni aday göstermedi ama ben bağımsız da koysam kazanırım, işte koyuyorum, der zannettim. Ama bir ara ‘ben adayım desem yüzde 99 CHP beni aday gösterirdi ama ben buna rağmen adayım demedim,’ dedi. Kafam iyice karıştı. Öcal ağabeye, sohbetin dibinde ‘siyasetçiler neden kendisinden sonrakileri yetiştirmiyor?’ Diye sormuş bulundum, Öcal abi anlattı:

                          *   *   *

Bak dedi, sana bir şey söyleyeyim, CHP’nin şimdi rahmetli olmuş efsane iki genel başkanı, iki lideri CHP’li olarak ölmedi. Rahmetli İnönü CHP’nin 5’inci olağanüstü kongresinde Ecevit’e karşı tarihin akışı önünde duramadı, genel sekreteri Kamil Kırıkoğlu’nun “Sen Padişah mısın?” “Neden bırakmıyorsun?”nidaları arasında yenildi ve CHP’den istifa etti. İnönü’yü devirip CHP genel başkanı olan Rahmetli Bülent Ecevit de 12 Eylül darbesinden sonra CHP’nin başına geç tekliflerini kabul etmedi ve ayrı parti kurdu.

Öcal abinin anlattıkları üzerine düşündüm de Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Turgut Özal’ın –Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi, Milli Selamet Partisi, Anavatan Partisi gibi- kurdukları partinin başında veya üyesi olarak vefat etmedikleri gerçeği ile karşılaştım. Siyaset ne garip şey…

Sen Padişah mısın?

Kim, ben mi, bana mı sordunuz, yok canım daha neler?! Ben de her şeyi üzerime alınıyorum!

YORUMLAR

  • 0 Yorum