Tarih tekerrür mü ediyor?
Birol KESKİN

Birol KESKİN

Tarih tekerrür mü ediyor?

08 Mayıs 2019 - 07:00

Bizde köy kahvesinde sohbetler meşhurdur. Gerçi şimdi bir kanunla köylerin çoğu mahalle oldu. Fark etmez, kahve sohbetleri harikadır. Gelmişten, geçmişten, tarihten, güncelden hoş sohbetler yapılır. Mesela, tarladan yeni gelmiş bir kasketli amca şöyle der:

-Tarih tekerrür mü ediyor?

Yine kasketli ama kasketi elinde alnındaki teri silen diğer amca şöyle cevap verir:

-Tarihten ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?

                              *   *   *

Eski köşe yazarı ustalarım bazen yıllar önceki bir yazısını yıllar sonra yeniden yayınlar ve altına bu yazı şu tarihte yayınlandı diye not düşerdi. Mesela Çetin Altan bunu çok sık yapardı. Ben önce yeni yazı yazmaya acaba üşendi mi ki eski yazınsı tekrarladı, diye düşünürdüm. Daha sonra yazı tekrarını, ‘yazının ilk yazıldığı tarihle şimdiki tarih arasında değişen bir şey yok’, anlamında olduğunu anladım. Bazen ben de eski yazılarımı tekrarlıyorum.

                       *   *   *

Kahvede sohbet koyulaşmıştı. Mehmet amca daha önce sayısız anlattığı bir hikayeyi tekrar anlatmaya başladı. Herkes can kulağıyla dinliyordu:

“Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içindeymiş. Zaman dünmüş veya bugünmüş. Zaman hiç geçmemiş, zaman şimdiymiş.

Ben masal anlatıcılarının yalancısıyım. Dede Korkut’un veya Homeros’un.

Ülkeni birinde bir kral varmış. Kral kendini ölümsüz sanırmış. Ölümlüler ve kendi ölümsüz sananlar arasında her dönem bir rekabet olagelmiştir. Rekabet iyidir. Rekabetin kazananı kimdir?

* * *

İşte bu masalı okursak bu rekabetin boyutlarını ve kazananı öğrenmek mümkün olabilir.

Kendini ölümsüz sanan kral bir yarışma ile ölümlülerden üstün olduklarını teyit etmek istemiş.

Yarışmanın konusu müzik. Kim daha iyi müzik çalacak?

Müzik aletleri ikiye ayrılır. Vurmalı, telli çalgılar ile üflemeli çalgılar.

Kralın oğlu lir çalacak, ölümlü halktan biri de zurna çalacak.

Lir bildiğiniz gibi telli bir saz. Zurna da kaval gibi üflemeli bir çalgı. Zurnanın ağzı dar altı geniştir bilirsiniz, hatırlatayım dedim.

Bir Pazar günü yarışma başlamış. Halk toplanmış. Ölümsüzlerden bir heyet karar verecek, kararı krala iletecek ve kral kararı açıklayacak.

* * *

Kralın oğlu lir çalmış.

Halktan temsilen ölümlü biri de zurna çalmış. Homeros bunların adını açıklıyor ama ben şimdi kafamız karışmasın diye yazmıyorum. Ama şu kadarını söyleyeyim. Dağın adı Olimpos.Anadolu’da bir dağ. Kralın adı da Zeus. Siz araştırır bulursunuz zaten.

Yarışma müthiş çekişmeli geçmiş. Yarışmacılar bütün yeteneklerini kullanmışlar. Hangisinin daha iyi olduğunu belirleme için ölümlüler ve ölümsüzler oy kullanmışlar. Kimin kazandığını belirlemek için heyet toplanmış. Bir bakmışlar ki kralın oğlu yerine halktan biri yani lir çalan yerine zurna çalan yarışmayı kazanmış.

Heyet bu sonucu krala nasıl söyleyeceğini düşünmüş. Öyle ya krala oğlunun kazanamadığını söylemek her babayiğidin harcı değil. Ama söylenmesi de gerek, zaten kral Olimpos’ta sonucu bekliyormuş.

Heyet varıp huzura mecburen korka korka sonucu bildirmiş.

* * *

Kral önce şöyle bir durmuş. Oğlunun kazanacağından o kadar eminmiş ki şaşırmış. Tabii bu sonucu kabul etmesi mümkün değilmiş.

Peki şimdi ne olacak?

Zurna çalan birinci geldi ve bunun dünyaya açıklanması gerekiyor. Diğer ülkelerin kralları sonucu duymak istiyor.

Olimpos dağının ölümsüz kralı Zeus düşünmüş, danışmış ve bir sonuca ulaşmış.

Yarışma tekrarlansın, buyurmuş!

Bu yarışmayı saymıyorum. Bir de yarışmacılar çalgılarını tersten çalsınlar, görelim bakalım, demiş.

Lir tersten de düzden de çalınan bir çalgı. Oysa zurna tersten nasıl çalınsın?! Bunu sadece kral değil herkes biliyor.

Masal bu ya zurnayı tersten çaldıran ölümsüz kral hikayesi dilsiz kuyu hikayesi ile harmanlamış, otların fısıltısıyla, rüzgarla ovaları, dağları, çağları aşıp gelmiş.”


YORUMLAR

  • 0 Yorum