Yeni Zelanda, terörizm
Birol KESKİN

Birol KESKİN

Yeni Zelanda, terörizm

20 Mart 2019 - 12:17

 21’inci yüzyıl dersleri…

21’inci yüzyıl iyi başlamadı. 2’inci milenyumdan 3’üncü milenyuma girerken çok heyecanlıydık. 

Bilmem hatırlar mısınız, ‘2000’e doğru’ diye her konuşmamızda, her yazımızda, her sohbetimizde bahsederdik, şöyle olacak, böyle olacak diye…

Biri bize uymayan bir şey söylediğinde, ama olmaz ki, dünya 2000’li yıllara giriyor, sen hala ne söylüyorsun, diye yadırgardık. Siyasetçiler her söze başladığında ‘ülkemiz 2000’li yıllarda şöyle olacak, böyle kalkınacak’ falan diye umut saçarlardı. Dünyanın nereden nereye geldiği 2000’li yılların parlaklığı ile anlatılmaya çalışılırdı. Vakti ve araştırmacılığı olan bir okurum üşenmesin benim bu notlarımı bir kütüphaneden o yılların yerel ve ulusal ve uluslararası gazete ve dergilerinden ortaya sersin. 

Hafızası kuvvetli olanlar ‘aaaa doğru söylüyor valla, aynen öyle diyorduk, küreselleşme, globalizm, evrenselcilik, hep bunlardan konuşuyorduk’ diye yanındakine anlatsın.

Artık ulus devletler dönemi bitti, şimdi dünya entegre olarak birbirine bağlanıyor, tek dünyaya gidiyoruz, diyorlardı. 

Uluslararası ajanslardan yayılan, pompalanan bu görüşlere karşı ihtiyatlı olan aydınlar da vardı. Daha doğrusu Avrupa Birliğinden ve Amerikan Tink Tenk-düşünce kuruluşu- vakıflarından her yazısı için teşvik primi alan köşe yazarları, proflar ve soldan sağa her yelpazeden aydın görünümlüler küreselleşmeyi pompalarken, emperyal ideolojiye teslim olmamış dikkatli ve ihtiyatlı olanlar haklı çıktı. 

Önce 11 Eylül 2001’de Amerikada ikiz kulelere uçaklarla saldırı oldu ve Amerikan başkanı Bush yıkıntılar üzerine çıkıp ‘Bu Amerikan ulusuna karşı yapılmış bir saldırıdır. Bunun hesabını soracağız’ dedi. ‘Bu küreselleşmeye karşı yapılmış bir saldırıdır, bütün insanlığa karşı yapılmış bir saldırıdır’ demedi.

Globalizm, küreselleşme, evrenselcilik palavraları bir anda bitti ve Amerika ikiz kuleler saldırılarını bahane edip Afganistan, Irak ve son olarak da Suriye’ye girdi. Şimdi İran ve Türkiye’ye ilişkin planlar yapıyor.

İkiz kuleler saldırıları da 21’inci yüzyıla girerken büyük bir küresel komplo olarak, işgal bahanesi olarak tarihteki yerini aldı.

Yeni Zelanda’daki iki camiye tam da cuma namazı sırasında yapılan insan vicdanında lanetlenen silahlı terör eylemini tarihsel gelişme içinde ele almazsak münferit ve tek kişinin yaptığı bir eylem olarak çok kısır bir değerlendirmeye düşeriz.

21’inci yüzyıl nereye gidiyor?

21’inci yüzyıl derslerimiz neler, bu derslere çalıştık mı?

Önümüze konanı çok geriden anlamaya çalışırsak tarihin gerisinde kalırız. Nasıl ki Türkiye 1’inci Dünya savaşından ve 2’inci Dünya savaşından ders aldı ise, 21’inci yüzyılın 3’üncü dünya savaşından da ders çıkarmalıdır. 

Amerika Sovyetlere karşı yeşil kuşak geliştirdi ve İslam dünyasında gerçek müslümanların yerine Pakistan’da, Afganistan’da, İran’da müslümanları terörle bir arada anmak için sahte şeyhlerle işbirliği yaptı. 

Oysa İslam, adı üzerinde barış demek. Selam demek. Gerçek bu. Bir dini terörle birlikte anmak yukarıda anlatmaya çalıştığım tink tenk kuruluşlarının uluslararası ajanslar aracılığı ile bir merkezden yaydıkları bir basın dili idi. Ellerinde bu konuda kendi kurdukları terör grupları vardı. Onlara islami söylemler yükleyip islamı uluslararası dünyada terörle anılır hale getirdiler. Bu propagandaya kanmamak gerekirken maalesef soldan sağa bütün yelpazedeki siyasi partiler ve yazarlar bu tuzağa düştüler. 

Uluslararası teröre karşı durmanın yolu emperyalizm tarafından üretilen bireysel terör görünümü ardından gelen emperyal terörü görmekten geçer. Budizm, Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam terörle bir arada konuşulamaz, düşünülemez. Tarihteki bütün bize sunulan dinsel savaşların temelinde ekonomi vardır. 

Yeni Zelanda’daki cami saldırısından sonra emperyal güçler dünyada din savaşları çıkarmak için bakalım daha neleri planladılar?

Endüstri 4.0 diye bizi magic box-düş kutuları, büyülü kutular-a, sanal dünyaya sokmadan önce henüz uyanmaya vakit varken ilkele, başlangıca, tarihin başlangıcına dönmeye ne dersiniz?

Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ertuğrul Özkök dünkü yazısında kıyısından yakalar gibi olmuş bu tarihsel yaklaşımı. Şöyle diyor: ‘bu 21’inci yüzyıl bütün hayatımın en büyük hayal kırıklığı oldu…’

Siz de sevgili okurlarım, hayal kırıklıkları yaşıyorsanız bu iyi bir şeydir. Hayal kırıklıklarını aşmayı düşünme vaktinin geldiğini gösterir bu; Aya, Mars’a gidebilen bir düşünce düzeyine ulaşan insanlığın Savaşsız bir dünyayı düşünmesinin vaktinin geldiğinin

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum