Zorba, bir intihar denemesi ve kıro gazeteci…
Birol KESKİN

Birol KESKİN

Zorba, bir intihar denemesi ve kıro gazeteci…

24 Ocak 2019 - 09:56

Gece. Gece yarısı daha doğrusu. Kanal kanal dolaşıyor gazeteci. Siyah beyaz bir film başlıyor. Adı: Zorba.

Nasıl yağmur yağıyor ama. Fırtına geminin limandan kalkmasına müsaade etmiyor etmesine de o gemi Girit’e kalkacak, çünkü İngiliz şık elbisesi ile şemsiyesinin korumasında bekliyor. Hırpani kılıklı kırçıl sakallı biri yanaşıyor, hani bizim Münir babamız (Özkul) aynı ona benziyor, Antoni Kuin (Anthony Quinn) İngilize sesleniyor: “Beyim beni de yanınıza alın, Girit’e götürün.”

İngiliz- Adın ne senin?

Adam(Antoni Kuin)- Alekis Zorba benim adım.

İngiliz-Ne iş yaparsın sen?

Zorba- Ellerim, kollarım, ayaklarım, kafam çalışıyor. Bir iş yapmam şart mı. Onlar çalışıyor diye ben işi mi yapmış oluyorum?

Gemi fırtınalı Akdeniz’de bata çıka çalkalana yol alıyor.

Sabah:

Sabah sabah intihar girişimi de ne demek? Oldu mu şimdi bu? Yazık değil mi seni bekleyenlere, sana?

Hukukçu, gazeteci adliyeye giderken Metronun Stadyum durağında aktarma otobüsünde son anda gördü direğin tepesindeki intiharcıyı. İtfaiye geldi, polis geldi, intiharcıyı-bu ne biçim bir tanımlama ya, intiharcı ne demek!?- İknaya çalışıyorlar inmesi için. İntihar teşebbüsündeki adamın elinde cep telefonu var. Biriyle konuşuyor. Kararlı olduğunu söylüyor. İzleyen vatandaşlar üzülüyor, kim bilir ne insani sorunu vardı diye düşünüyorlar.

Gece yarısı uykusu kaçan hukukçu gazetecinin siyah beyaz filmi devam ediyor. Kazancakis harika yazmış Zorba’yı. Teodorakis harika müzik yapmış. Kokoyannis harika yönetmiş. Zorba santur çalıyor. Filmin sonundaki trajik sirtakiye geçmeden Antoni Kuin’in harika oyunculuğuna kapılıp gidiyorsunuz.

İngiliz Zorba’yı zorluyor. “Türkler, Yunanlılar, İtalyanlar, Giritliler savaştınız, çok günah işlediniz”

Zorba – “Doğru beyim, savaştık, öldük, öldürdük.” Gömleğini yırtıyor, göğsünü gösteriyor, yaralı vücudunu. “Sırtımda yara yok beyim, hepsi önden. Asıl Günah nedir bilir misin, bir Türk bilge dostum söylediydi.”

İngiliz- “Siz Türklerle düşman değil misiniz? Türk bilge dostum diyorsun?”

Zorba- “Asıl günah yatağına, kollarına çağıran bir kadının davetini kabul etmemektir. Günah budur. Bana Türk bilge dostumun söylediği buydu. Artık Türk, Yunan, Giritli, İngiliz, İtalyan, Fransız, benim için hepsi bir, insan. Artık insan var.”

Gazeteci-hukukçu adliyeden dönüyor. Bastonlu, engelli yaşlı bir adam Alsancak’ta otobüsten indikten sonra kırmızı ışıkta geçip tramvaya yöneliyor.

-Amca kırmızı ışıkta geçtin, bak hem de engellisin, bekleyenin yok mu, torunların?

-Önden biri geçti ben de ardından ışığa bakmadan geçtim. Bende doksandokuz torun var. Mardin’den geldim ben. Dedem Çanakkale’de ölmüş, mezarına…Devlet ne verdi bize…

-Ne demek? Nasıl yani? Nerden çıktı bu? Bak, özgürce seyahat ediyorsun.

- Kıro, sen anlamazsın.

Adam tramvayın arka kapısından içeri girerken gazeteci kıro ne demek diye düşünüyordu.

Kazancakis, Teodorakis müziği ile Zorba olan Antoni Kuin’e sirtaki oynatıyordu filmin sonunda, bir adam İzmir Metro Stadyum durağında bir direkte intihar girişiminde bulunuyordu, bastonlu engelli Çanakkale şehidi torunu kentte kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçerken hayatını film şeridi gibi sunuyordu, öfkesini, dramını, gazeteci kıro ne diye düşünüyordu, Türk, Kürt, Grek, İngiliz, Fransız, Giritli, Egeli…ne…demek…ne…

Günah, en büyük günah ne, diye de düşünüyordu…en büyük günah…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum