Dört ayaklı dostumuzu kaybettik
Engin MALAY

Engin MALAY

Dört ayaklı dostumuzu kaybettik

06 Temmuz 2018 - 06:11

Evimizin neşesi, stres topumuz, sırdaşımız, canımız, ciğerimiz, arkadaşımız, kıymetlimiz, on yedi seneye yakın her şeyimizi paylaştığımız dört ayaklı dostumuz Sunny pazartesi günü saat 18’de bizi bırakıp uçup öbür dünyaya gitti.


Evlerinde dört ayaklı bir can bakıp, beslemeyen beni kesinlikle anlayamaz, anlamasını da beklemiyorum. Ben bu karşılıksız sevgi veren dostum ile on yedi yıla yakın yaşadıklarımızı, bize yaşattıklarını, gönlümden geçenleri yazıya dökmek ve bunu ilgilenen okurlar ile paylaşmak istiyorum. 
Golden Retriver cinsi bu dostumuzun; yalancılığı yok, üç kağıtçılığı yok, arkadan iş çevirmesi yok, seni satması yok, kuyunu kazması yok, arsızlığı yok, verirsen yer vermezsen çalıp yemez, ağlamaz da. Evin -bahçe dahil- hiçbir yerine pislemez. Çok sıkıştığında karşına gelip oturur ve gözlerinin içine bakar, “beni dışarıya çıkar” anlamındadır bu bakışlar. 

Biz de tüm sorumluluğumuzu bilerek en iyi şekilde bakıp besledik. En iyi mamayı aldık, aşılarını, iğnelerini zamanında yaptırdık. Taradık, tırnaklarını kestik, kulak içini temizledik, kulak içi tüylerini kesip kulaklarının daha iyi hava almasını sağladık, parmak aralarındaki tüyleri azalttık. Dişlerini sık sık kontrol ettik, diş tartarı oluşmasın diye kemik tozundan yapılmış yapay kemikler aldık yedirdik. Bizi terk ettiği gün tüm dişleri tam ve hasarsızdı. 

Evimizin bir ferdiydi o, bu nedenle yediğimizden o’na da verdik, onu mahrum etmedik. Banyosunu, yaz ve kış aylarına göre zamanında yaptırdık. Kış aylarında üşütmesin diye dakikalarca saç kurutma makinesi ile kuruttuk. Yazın yazlığımıza gittiğimizde deniz banyosu aldırdık. Denizde yüzmeyi çok seviyordu, bizler yüzerken eğer fazla açılırsak önümüze geçip daha fazla gitmemizi istemiyordu. Deniz banyosu deyip geçmeyelim, deniz banyosundan sonra evin bahçesinde şampuanlı duş yaptırmamız gerektiği için bu işlemi hiç üşenmeden yaptık. Bu anlattıklarımın büyük bir kısmını sevgili eşim bir anne hassasiyetinde ve inceliğinde yerine getirmiştir.

Evimizde onun özel yerleri vardı; kışın salondaki üçlü koltuğun sağ tarafı onun, sol tarafı benimdi. Yeri çok kıymetli idi. Yanlışlıkla oraya gazete, mecmua ya da başka bir şey koyduğumuzda hışımla burnunla iter aşağıya düşürürdü. Yazın balkon kapısının önüne uzanır dışarıdan gelen serin havayı ilk o hissederdi. Arabamızın arka koltuğu onundu. Kızımız evlenip gidince arka koltuk tamamen onun kontrolüne geçti. O koltukta da bir şey istemezdi. Bir şekilde arka koltuğa yolcu almamız gerektiğinde kapı açılır açılmaz oraya gelir çöker ve bir türlü ileriye gitmezdi.
Sunny, dostumuz bizi hiç üzmedi, iki kere hastalandı. İlkinde Ankara’ya seyahat ettiğimiz bir gün, talihsiz bir beyin kanaması geçirdiği haberi bize ulaştığında hemen uçak ile geri döndük ve günlerce onun iyileşmesi amacıyla birçok girişimde bulunduk. Bunun sonucunda iyileşip ayağa kalktı. Veterineri bize; “ben böyle bir olaydan sonra iyileşeni hayatımda ilk defa görüyorum” dedi. İkinci hastalığında ise bizi terk edip uçtu.

Sunny bize sağlıklı yavrular verip babalığını da gösterdi. Ancak biz evde bir tanesinden fazlasına zaman ayırmayacağımız için yavruları evlat edindirdik.
Yukarıda yazdığım gibi bizi hiç üzmedi, eve pozitif bir enerji yaydı, bizim neşe kaynağımız oldu. Bizimle birlikte beş yer değiştirdi. Hiç birinde yabancılık çekmedi. Karşıyaka’da oturduğumuz ev çok büyüktü ve o zaman bir yaşında bile olmadığı için hep oynamak istiyordu.

Bende hiç üşenmeden onunla ev içinde koşturmaca, saklambaç oynuyordum. Saklandığım yere derin derin koklayarak ve yavaşça yaklaşıp beni buluyordu. Bulunca da üstüme atlıyordu.  
Sunny; iyi ki hayatımıza girdin, iyi ki bizimle on yedi yıla yakın dostluğunu paylaştın. Biz seni üzmüş olabiliriz ama sen bizi hiç üzmedin. Cıvıl cıvıldın, pozitif enerji doluydun, evimize uğur getirdin. Umarım öbür dünyada en iyi yerde ışıklar içinde, huzur içinde uyursun. Sen bir meleksin. Teşekkürler ediyoruz sana.

YORUMLAR

  • 0 Yorum