Kariyer ve Duygusal Zeka
Gökhan CURA

Gökhan CURA

Kariyer ve Duygusal Zeka

03 Mayıs 2019 - 07:00

Geçtiğimiz birkaç yıl öncesine kadar duygusal zekanın önemi çok iyi kavranamamasından olsa gerek, işe alımlarda adayların teknik yeteneklerine bakılıyor; aday hakkında karar verilirken teknik yetkinlikler adeta bir pusula rolü üstleniyordu. Adayın teknik yetkinliği o işi yapabilmesine imkan sağlıyorsa işe alınıyor, kariyer yolculuğuna bu şekilde başlıyordu.

Duygusal zekanın (EQ) devreye girmesiyle birlikte ise; işe alım görüşmelerinde teknik yetkinlikler karar vericilik rolünü davranışlar yetkinliklere bırakmaya başladı. Ve bunun sonucunda ise şirketlerin adaylar hakkında daha doğru karar verdikleri anlaşıldı.

Peki! Duygusal Zeka (EQ) neden işe alımlarda ve kariyer planlamasında önemli noktaya geldi?

Duygusal zekanın en temel özelliklerinden biri, kendi duygularımızı ve başkalarının duygularını anlama kapasitesidir. İş dünyasından örnekler ve yapılan araştırmalar gösteriyor ki kendisinin ve başkalarının duygularını iyi anlayan ve kontrol edebilen kişiler daha iyi bir lider oluyor, kariyerlerinde daha sağlıklı ilerliyor.

Duygusal zekası yüksek kişilerin davranışsal yetkinlikleri de geliştiğinden mutluluk, üzüntü, şaşkınlık, korku, öfke gibi duyguları ayırt etmekte başarılıdırlar. Eğer bu kişiler yöneticiyse ekibindeki kişileri motive etme noktasından büyük katkı sağlıyorlar.

Duygusal Zekaya değindiğimize göre biraz da iş görüşmesine gidecek adaylar için duygusal zekanın ve iş yaşamındaki etkisi hakkında bir şeyler söyleyelim;

Duygusal Zeka (EQ) stresi yönetmeyi sağlar, iyi ilişkiler kurma becerisini geliştirir ve takım çalışması ruhu yaratır.

Duygusal faktörlerin (iç gözlem, empati, öz eleştiri vb..) kaynağıdır. Çevresindeki ve kendisindeki duygusal reaksiyonları fark eder.

Kriz anlarında bile pozitif kalmayı sağlar. Kişi kendisini ve çevresini motive eder.

Geri bildirim alma konusunda kendilerini geliştirmiştir, Geri bildirimi verme konusunda ise kırıcı değildir.

İşleri doğru yapmaktan çok, doğru işler yaparlar.

Kötü sonuçlanan olaylar karşısında proaktif kalarak sonuçları ve bunun nedenlerini başkalarını suçlayarak ilerlemez.

Yapılan araştırma sonucuna göre 186 üst düzey yöneticiler arasında şirketine en çok kazandıran liderlerin duygusal zekalarının (EQ)yüksek olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıdaki yazılanlardan anlaşılacağı üzere teknik yetkilerimizden ise davranışsal yetkinliklerimizin gelişimi çok daha önemlidir. Buradan “Teknik Yetkinliklerin Önemi Yok” gibi bir sonuç çıkarmayalım lütfen.

Söylenmek istenen “İş dünyası, sadece teknik bilgilerini kullanıp yer edinebileceğimiz bir platform olmaktan çıktı. Eğer bu yetkinliklerimizin yanında duygusal zekamızı geliştirip ve kullanırsak yer alabileceğiz.

Tabi eğer yer almak istiyorsak!



YORUMLAR

  • 0 Yorum