31 Mart'ın ardından
HAKKI ÜLKÜ

HAKKI ÜLKÜ

31 Mart'ın ardından

03 Nisan 2019 - 08:30

Kemal Tahir’i edebiyat ve tarih ile ilgilenenler gayet iyi bilir. Devlet Ana, Esir Şehrin İnsanları, adeta birer klasiktir. Onun, anılarında vardır. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Balkan savaşı yenilgisinden sonra ittihatçılar, yer yer Girit için miting yaptırıyorlar. Halkı “Girit bizim canımız, feda olsun kanımız!” diye bağırtıyorlar. Pazar günü seçimler vardı. Oldukça sert bir propaganda ile 31 Mart’a varıldı. Adeta savaş çığlıkları atıldı. Geçmişte de buna benzer sertliklerle sandığa gidiliyordu, ama içinde bunduğumuz yüzyılda böylesi sertleşmelere gerek yoktu. Yine Kemal Tahir’in anılarından bir alıntı yaparak devam edelim. Kastamonu'da miting yapılıyor. Bağırıp çağırıp, savaş çığlıkları atılıyor. Vali “Vay! Siz misiniz savaş isteyen!” Meydana inzibatları yerleştiriyor. Yakaladıklarını askere sevk ediyor. Bunu gören diğerleri korkuyor ve meydandan kaçan kaçana… Süleyman Demirel’in de bu konu da güzel bir sözü vardır. Ermenistan ile gerginlik yaşadığımız günlerde, barışçıl çözüm istemek yerine, savaş kışkırtıcıları, Taksim’de meydana çıkıp halkı tahrik etmek çabasında olmuşlardır. Bunun üzerine Süleyman Demirel, “Savaş istiyoruz! diyenlere, istiyorlarsa gidip savaşsınlar!” demesi hiçbir zaman boşuna değildir.

Elbette savaş yapılır, ama hiçbir çare kalmadığı zaman. O zaman hangi zamandır? Atatürk o zamanı göstermiştir. 

“Savaş, zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, savaş bir cinayettir.”

Bu seçimler, barışın ve dostluğun pekişme göstermesi dileğiyle, hayırlısı olsun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum