Belediye başkanlarına bazı öneriler
HAKKI ÜLKÜ

HAKKI ÜLKÜ

Belediye başkanlarına bazı öneriler

10 Nisan 2019 - 07:00

Yerel seçimler bitti. Mazbatalar (İstanbul hariç) alındı ve yeni belediye başkanları görevlerine başladılar. Kimse doğuştan belediye başkanı olmaya niyetli değildi. Hele kimileri belki de ölene kadar belediye başkanı olacaklarını düşünmemişlerdi. Bende eski bir Belediye Başkanıyım. Ve başkan olarak yetişmemiştim. Pratikte iş yaparken, noksanları görüp, ona göre ve kafamızın çalıştığı kadarıyla yeni bir örgütlenme modeli yaratmaya çalışmıştım. Bunu da galiba başarmıştım. Çünkü Aliağa halkı beni 3 kez aynı göreve getirdi. Siz seçilenler de, başarılı buldukça ve örgütlenmeyi doğru yaptıkça, halkın size olan teveccühü devam edecek ve yeniden görevlendirilmenize fırsat vereceklerdir. 

Geçmişte birçok deneyim yaşadım. O deneyimlerimi zaman zaman bu sütunlardan size aktarmaya çalışacağım. Hatta parlamenterlik yaptığım dönemlerde, değiştirilen belediye yasalarının çıkarılmasında da emeğim geçtiği için bahsedeceğim. Belediyeleri çok önemsiyorum. Hatta iktidara gelmenin yollarının, Belediyelerden geçtiğini düşünüyorum. Küçük bir iki tavsiyede bulunayım. Belediye başkanı seçilmiş olan arkadaşlar telefonlarını sekreterlerine vermemelidir. Kendi kullanmalıdır. Verdikleri randevulara mutlaka uymalıdırlar. Sabahleyin erken kalkıp, sokak aralarında çöplerin toplanıp toplanmadığını kontrol etmelidirler. Camiden çıkanların devam ettikleri kahvehanelere uğrayıp çay içmelidirler. En başta meslek odaları olmak üzere, gerçek sivil toplum örgütlerini ziyaret etmeyi ihmal etmemelidirler. El elden üstündür ilkesini yaşam biçimi olarak kabul edip bu konuda ukalalık yapmadan insanların ne istediğini tahmin etmelidirler. Bakın size Aziz Nesin'den bir örnek vereyim. Aliağa’da, Petkim ve Tüpraş’ın özelleştirmelerinin gündemde olduğu bir dönemde, bir panel düzenleyip, özelleştirme karşıtı bir platform oluşturmak istemiştik. Çağrılılardan birisi de Aziz Nesin‘di. Özellikle Petrol – İş Sendikasının üyeleri salonu tıklım tıklım doldurmuşlardı. Çünkü konu onlar için çok önemliydi. Panelistler masaya sıralandılar. Ortada Aziz Nesin var. Panelin açılışını ben yaptıktan sonra Aziz Nesin’e sözü verdim. “Merhaba” diye söze başlayan üstad; “Aslında bu panele ben konuşmacı olarak çağrılmıştım. Çağrı yapan kişiye benim yamalı pantalonlan, yırtık pabuçlan, eskimiş ceketten başka hayatımda doğru dürüst giysim bile yoktur. Ve bu eşyalarım da Sümerbank'tan, Beykoz kunduradan alınmış eşyalardır. Yani devlet üretmiştir. Ben ne anlarım özelleştirmeden” dedi. Panel düzenleyicileri “Aziz ağabey madem bilmiyorsun, o zaman gel yönet” dediler. “Ben de buna uyarak, koşa koşa geldim bilmiyorum ama yöneteceğim” dedi. Demek ki yöneticiler bilmeyenlerden oluşuyor.

Konuşmacılara tek tek söz verdikten sonra program bitti. Aziz Nesin kısacık boyu ile ayağa kalktı. Gülerek; “Bilmiyordum ama bir şeyler öğrendim galiba” dedi ve programı kapattı. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum