İHSAN ALYANAK
HAKKI ÜLKÜ

HAKKI ÜLKÜ

İHSAN ALYANAK

12 Şubat 2019 - 09:58

Sizlere çok renkli bir kişilik olan İzmir'in efsane belediye başkanı İhsan Alyanak’ı anarak anlatmak istiyorum. Aslında bana ayrılan bu köşe onu anlatmaya yetmez. Ama mümkün olduğunca ve özetle İhsan Alyanak kimdir, 8 yıllık belediye başkanlığı döneminde neler yapmıştır, nelerle karşılaşmıştır? Bunları özetlemeye çalışacağım.

Başkan olmazdan önce mali müşavirdi. Ayrıca boksördü. Kendine güvendiği için yanında koruma falan taşımazdı. Ama ağırlık (silah) taşırdı. Soyadı gibi yanakları al aldı. 1973 yılında seçildiğinin ertesi günü ilk işi, babasının mezarını ziyarete gitmek olmuş. Diz çöküp dua ederek, “baba baba!” demiş. “İzmir'in şu an en büyük adamı ayağına geldi.” Böylece başkanlığa ilk adımını atmış. Neler yapmış neler… Uğraşları arasında pilotluk bile yapmış. 

Şimdiki AK Parti iktidarının yapmaya hazırlandığı tanzim satış mağazalarını, o yeni belediye binasının alt katında TANSA adı altında hizmete sokmuştur. Sanırım AK Parti iktidarı onun yaptığı bu mağazacılık sistemini, ondan esinlenerek hayata geçirmeye çalışmaktadır. Üstelik Alyanak bunu 45 yıl önce yapmıştır. Zaman zaman mağazada kendisi durup pirinç, fasulye, nohut gibi temel tüketim maddelerinin yanında limona da yer vermiştir. Bunun içindir ki; Mardin’den göç edenlerin midyecilik yapmasına olanak sağlamıştır. Bu suretle Mardin’den gelenler, İzmir’deki midye pazarını ele geçirmişlerdir. 

Renkli bir kişiliği var demiştik ya, Alsancak’tan demiryolu istasyonunun yolu, İzmir için çok dardı. Genişletilmesi için Alsancak Garı karşısında bulunan İngiliz (Anglikan) Kilisesi'nin bahçe duvarını yıkarak trafik sorununu belli ölçüde çözmüştür ama İngiltere, Türkiye’ye bu konuda nota vermiştir. Hatta Ecevit kendisine telefon edip “İyi halt ettin. İngiltere ile aramızı bozdun!” diyerek çok kızmıştı.

İtfaiye erlerinden birisi rahmetli olmuş. Yeni Asır gazetesi ertesi gün büyük başlıklarla Alyanak’ı suçlarcasına yazı yazmıştı. Bunun üzerine Alyanak “tatbikat yapıyoruz” diyerek Yeni Asır’ın tavanına hortumu uzatarak baştan aşağı gazete kağıtlarını, matbaayı su altında bırakmış, sonra da gazete sahibini ziyaret ederek, “pardon tatbikat esnasında oldu yapılması gereken ne varsa yardım edelim” diyen birisidir Alyanak. 

Bir gün Ege Mahallesi diye nitelenen Romanların oturduğu Kahramanlar'da çocuklar sokakta top oynarken dikkatsiz bir şoför çocuğun birisini ezmiş ve çocukta ölmüş. Haklı olarak mahalleli toplanmış, ağlaşarak, adeta belediye binasını basmaya yeltenmişler. Onlar gelmeden Alyanak makamından çıkarak üzgün bir vaziyette, sadece şoförü ile olay yerine gidip, başınız sağ olsun dileğinde bulunmak istemiş. Ancak “yuh!” sesleri ile karşılandığından, bir süre konuşamamış. Sonra gür sesiyle onlara hitaben, “arkadaşlar çok üzüldüm. Üzüntünüzü paylaşıyorum. Ben de olsam aynı tepkiyi gösteririm. Ancak kabahatin bizde olduğunu da görüyorum. Demek ki yapacağım ilk işlerden birisi çocukların oynayacağı bir alan yaratmak ve böyle kazalara bir daha meydan vermemek. Bunu en kısa zamanda yapacağıma dair söz veriyorum. Hepimiz bu fani dünyadan göçeceğiz. Benim de bir gün cenazem buradan geçecek. Belki de bana yuh! çekeceksiniz. Ama çocuklarınıza onların yüzlerini güldürecek oyun alanı yaparsam, bu dünyadan göç ettiğimde, cenazem buradan geçerken, inanıyorum ki gönlüm rahat olarak, “Önde bando, arkada bando, arkada tabut, üstünde bayrak, içinde Alyanak! Of Alyanak off! diye üzüleceksiniz. Ve belki de alkışlayacaksınız”. Dedikten sonra büyük bir alkış tufanı kopmuş. Ve mahalleli Alyanak’ı omuzlarına alarak Belediye’ye kadar götürmüşler. Alyanak bu. 

Bazen belediye meclis toplantılarını izlerdim. Fuar içerisinde toplanırlardı. Bütün meclis üyelerinin Müjgan ablası Alyanak’ın da sağ koluydu. Sol kolu da Nimet Haytabay’dır. Bir faaliteyet raporu oturumuna denk gelmiştim. Rapor okunduktan sonra muhalefetteki AP meclis üyeleri, eleştiri yağmuruna tutmuşlardı Alyanak'ı. En son eleştiriyi de aynı zamanda dönemin AP İl Başkanı Hayri Yorgancıoğlu yaptı. Terbiye sınırları içerisinde uzun bir eleştiri yaptı. Alyanak “Bitti mi Hayri?” diye sordu. O da “evet” dedi ve yerine oturdu. Alyanak cevaben “Hayri daha geçen hafta kafile halinde İtalya'ya seyahat yaptık. Orada kaldığımız sürece bir sürü tatlı sohbetlerimiz oldu. Hatta biliyorsun birer fötr de aldık. İtalyan çizmesi de aldık. Ne çabuk unuttun, o güzel gezimizin anılarını. İsmet Paşa gibi bana çizmelerimi giydireceksin ha! Bu ne sertlik yahu!” diyerek sertleşti. Yanakları al al oldu. Hemen akabinde oylama yaptı. Faaliyet raporunu geçirdi. “Haydi arkadaşlar şimdi parti ayrımı yapmaksızın hep beraber yemeğe gidiyoruz”. Ve Müjgan Abla ve Nimet Hanım'a dönerek “yerleri ayırttınız değil mi?” diye sordu ve hep beraber sanki hiçbir tartışma olmamış gibi, kol kola girerek salondan çıktılar. Kendilerini bekleyen belediye otobüsüne bindiler. Ve gidecekleri yere doğru hareket ettiler.

Ben de bu seviyeli oturumu gıpta ile izleyen ve bundan ders çıkarıp, siyasi nezaketin nasıl olduğunu, orada öğrenmiş oldum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum