Saatini kaybetmiş zamanlar
Reklam
HAKKI ÜLKÜ

HAKKI ÜLKÜ

Saatini kaybetmiş zamanlar

19 Kasım 2018 - 09:02

 

Bir dönem Belediye Meclis Üyeliği, üç dönem Belediye Başkanlığı, 6 yıl İlçe Başkanlığı ve 22. Dönem Milletvekilliği. Eh artık bu yaşımdan sonra siyaset yapmasam da olur diyorum şimdilerde. Zira dolu dolu yaşadım siyaset yıllarımı.

Kimilerinin  Türkiye’nin en yakın komşusu  ( çağdaşlık  ifadesi olarak) diye nitelediği   cennet gibi yer olan Karşıyaka’ da yaşamımı sürdürüyorum eşim, çocuklarım gelinim ve torunlarımla. Üstelik kardeşlerim ve aileleri de burada…  Babam ve annemin mezarları da  50 km ötemizdeki 35 yılımı helalinden emek verdiğim  Aliağa’da.

Yaşım gereği arada bir doktor ziyaretleri, eş dost arkadaş ziyaretleri, toplantılar, sinema v.b  küçük çaplı eğlenceler  basket maçları, kitap okumalar gibi meşguliyetlerle sürdürüyorum yaşamımın sonbaharını.

Bazen fırsat yaratıp doğup büyüdüğüm, gençliğimin öğrenciliğimin çalışma yaşamımın belli bir bölümünü geçirdiğim Salihli’ye gidiyorum. Kardeşlerimden birisi orada yaşıyor. Çapasını yaptığım, asmalarını budadığım, pamuklarını suladığım sebzelerini yetiştirdiğim arazilerimizi geziyorum.

Benim yaşamım hep emekçilikle geçti. Öğrenciliklerimin yanı sıra çiftçilik, işçilik, esnaflık, devlet memurluğu ve siyaset, hepsini yaptım. Hatta  12 mart dönemlerinde de  zorunlu olarak 2 yıl  Fransa’da  yaşadım. Her neyse…

 

Ataol Behramoğlu bir şiirinde  der ki :  Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var, yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi. Ben de öyle yaşadım şimdiye dek hayatımı.

1950li yılların başlarında evimize 500 metre kadar mesafede kurulan bir iplik ve dokuma fabrikası  vardı. Ben orada 4 yıl dokuma işçiliği yaptım. Eşimi de orada tanıdım ve evlendim. İlk işçilik yaptığım ve sigortalı olduğum  hatta  Ecevit’in çalışma bakanlığı yaptığı dönemde çıkarılan 1475 sayılı  grevli toplu sözleşmeli sendikal hakkımızı elde ettiğimiz dönemde  1964 yılında grev  önlüğümü giymiştim bayram elbisesi gibi. Yani kısaca üretim faaliyeti vardı. “Basma da fistan “ giyiliyordu. Ancak serbest piyasa ekonomisi ve küreselleşme olgusu ülkemizi nasıl bataklığa sürüklemişse, Salihli de bundan nasibini aldı. O  3 vardiya  çalışan ve  binlerce işçi istihdam eden o fabrika artık yok. Yerine avm yapıldı. Her Salihli’ ye gidişimde kent girişinde olan o fabrikanın yerinde yeller estiğini görüyorum ve hüzünleniyorum. Üretim ekonomisinden tüketim ekonomisine geçişin en çarpıcı örneğidir benim için bu üzücü durum.

“Üretmezsen bitersin” der akıllı ekonomistler. Sanki bizi tarif etmişler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum