Seçime sayılı günler kaldı
HAKKI ÜLKÜ

HAKKI ÜLKÜ

Seçime sayılı günler kaldı

19 Mart 2019 - 10:25

Bir belediye başkanı nasıl olmalı? Gerçi her yiğidin kendine göre bir yoğurt  yiyişi vardır der atalarımız ama yine de genel seçimlere sayılı günler kaldı. Değerlendirmeler vardır ve olması da gerekir. Örneğin; her yeni seçilen başkan ilk 6 ayda stratejik plan yapma zorunluluğu vardır... Her başkan belediyesini ne kadar borçlu alırsa alsın işçi ve memurlarının ücret ve maaşlarını zamanında ödemek zorundadır. İhale yasasındaki kurallara uymk zorundadır. Belediyeden hizmet almak konusunda başvuran vatandaşlara  eşit davranmak zorundadır. Örnekler çoğaltılabilir.

Esas olan yönetim biçiminde  adaletli davranmak, kimsenin kimliğini sorgulamadan, partili olup olmadığına bakmadan hemşehrilerine hizmet götürmeyi  ilke edinmektir. Kısaca kimliklere karşı kör olmalı ama sağır olmamalıdır.. Belediye vatandaşlar için güvenceli bir sığınak olarak  görülmelidir...

         Belediyelerin yürüttüğü klasik hizmetler bütçeleriyle gerçekleşir ama refaha yönelik  hizmetler  bütçelerle değil başkan ve ekibinin vizyonu ile gerçekleşir. O nedenle başkanın vizyonu bütçeden büyük olmalıdır.

          Görüyor ve yaşıyoruz ki  serbest piyasa ekonomisi ve özelleştirmeler iktidarları yatırımlardan  uzaklaştırdı. Hatta halkı kuru soğana muhtaç hale getirdi. O halde bu boşluğu  belediyeler dolduracak. İş  ve aş sorununu mümkün olduğunca belediyeler çözecek.  Madem ki başkanın vizyonu  bütçeden büyük olmalı demiştik o halde çözüm de  ona aittir... Kaldı ki sanayinin görece olarak daha ileri boyutta olduğu bölgelerde bu konu biraz daha kolaydır... Mesela kendi vizyonu bölgenin bütün ekonomik sosyal ve kültürel kaynaklarını yöneterek  yatırıma dönüştürmenin önünü açmak, işsizliği en aza indirebilir... Vatandaşın mutluluğu refaha dönüştüğünde inanın iktidar bile değişir. Kirletici vasfı olmayan sanayilerin cazibe merkezi haline getirilmsi o yerleşim birimini yaşanabilir kılar.

         Dönemimde Sivaslı olup  Almanya'nın Hattingen kentinde yaşayan bir grup arkadaşın girişimiyle Aliağa- Hattingen kardeş kent olduk. Orada da demir çelik üretimi yoğundu, Aliağa da  yoğun. Kentler arası işbirliğini geliştirirken ortaklaşa bir proje de olsun istedik. Aliağa Meslek Lisesi öğrencilerinden bir grubu  Almanya'ya  gönderdik. Öğrenciler giderlerken küçük plastik şişelere kendi ürettikleri kolonyaları hediye olarak götürdüler. Gezileri tamamlandı ve döndüler. Orada bulundukları süre zarfında ortaklaşa olarak Aliağa'ya 12 woltluk bir rüzgar gülü yapmayı hedeflemişler. Belediyeden yer istediler, gösterdik. Hattingen’den ilçemize gelen aynı sayıdaki öğrenciler hediye olarak kendi yaptıkları dairesel çeliklerin içine yerleştirdikleri saatler verdiler bizim öğrencilerimize. İnanın ben utandım. Neyse, rügar gülünü de hep birlikte yapıp bitirdiler ve biz de hizmete sunduk. Geceleri sık sık gider kontrol eder ve içten içe sevinirdim. Etraf aydınlanıyordu çünkü. Benden sonra görev yapan  arkadaş aydınlnmayı sevmediği için olsa gerek o güzel ortak emeği kaldırıp attı.

             Demem o ki kurumlar kalıcı görevliler ve görevler geçicidir. Belediye başkanları bunlara azami dikkat göstermelidir. Benden önceki belediye başkanı sahil bandına başlamasaydı belki ben  başka tercih kullanır o güzelim kullanım alanını şimdiki gibi halka sunamazdım. Güzel bir yatırm olan Avcı Ramadan'ın bulunduğu alandaki mum fabrikasını ben kaldırmasaydım belki şu anki yatırım orada olmazdı. Bunlar çok dikkat edilmesi gereken işlerdir belediyecilikte. Rahmetli İlhan Selçuk’un çok sevdiğim bir  sözü vardır, “Herkes kendi heykelini yapar”  derdi.         

YORUMLAR

  • 0 Yorum