Yerel  seçimler yaklaşırken
Reklam
HAKKI ÜLKÜ

HAKKI ÜLKÜ

Yerel  seçimler yaklaşırken

05 Aralık 2018 - 09:30

Kasım ayını da bitmiş sayarsak yerel seçimlere 4 ay var.

Ülkemizde 30 büyükşehir belediyesi var. 51 il belediyesi var.

Büyükşehirler dahil ilçe sayısı  519. Tüm ilçe belediye sayısı 400.

İlçe belediyeleri toplam sayısı 919.

Ayrıca beldelerimiz var. Onların sayısı da 397.

Mahalle sayısı 20 mart 2018 itibarıyla 32052. Köy sayısı 18336.

31 mart 2019  tarihinde yapılacak  yerel seçimlerde sadece  belediye  başkanları değil, belediye meclis  üyeleri, büyükşehirler haricinde  il genel  meclis üyeleri, mahalle ve köy  muhtar ile azaları  seçilecektir.

Seçimlere giderken bol bol vaadler yapılacak, sözler verilecektir. Yeni seçilenler eski başkanlardan enkaz aldıklarını söyleyecek, borç ödemekten başka herhangi bir yatırım yapamayacaklarını dolaylı yoldan anlatmaya başlayacaklardır. Her ay toplanacak meclis toplantılarında eskilere yükleneceklerdir. Bütçe yapacaklar ancak istenilen gelirleri sağlayamayacaklar, büyükşehirlerden  yardım talebinde bulunacaklar, suya ve diğer hizmetlere zam yapacaklar, bu defa halk tepkisiyle karşılaşacaklar işçiler toplu iş sözleşmesinde haklı olarak zam isteyecekler, başkan sigorta primlerinizi bile ödeyemiyorum size nasıl zam vereceğim diye kara kara düşünecektir.Yandaş olanlar bir süre merkezden yardım koparabilecekler ama diğerleri kıvranıp duracaklardır.

       Oysa, yerel yönetimleri tanımlarken doğrudan demokrasinin uygulandığı yerlerdir deriz. Bunu söylerken, vatandaşa merkeze göre yakın olmasını ihtiyaçları daha kolay ve doğru saptayabileceklerini ve dolayısıyla en az para ile en iyi hizmeti götürebileceklerini söyleriz. Bu arada demokratikleşmeye de büyük katkı koyabileceğini düşünürüz.

     Bu güçlükleri sıraladıktan sonra, nasıl bir çıkış yolu bulabiliriz.

      Örneğin; belediyeler  istedikleri  gerek teknik eleman konusunda gerekse idari kadrolar konusunda  eleman  almada özgür değiller. Öyleyse çare bulmak zorundadırlar. Ben şöyle yaptım. Tmmob’a bağlı ne kadar oda varsa onları belediyeye davet ettim. Onlarla birlikte hazırlamış olduğumuz tip sözleşmeler yaptım. Uzmanlık alanlarına göre inşaattan ağaçlandırmaya kadar her konuda hem raporlar hazırlattım hem de onların önerilerine göre üretim ve yatırımları hayata geçirdim. Bu anlayış denetlemeyi de beraberinde getirdi. Onu da  katılımcılığı özendirmek açısından adına “ kent parlamentosu” dediğimiz  bir örgütlenme modeli geliştirdik. Bir yandan bilimi öne çıkardık, diğer yandan da ihtiyaçlara göre kurduğumuz 8 komisyona denetleme yetkisi verdik. Ayrıca hukukçulardan oluşan komisyonun hazırladıkları raporlara göre hangi gündem maddeleri uygunsa belediye meclisinin gündemine koyduk. Meclis toplantılarını çeşitli iletişim araçlarıyla halka duyurduk.

Meclis toplantısının olduğu gün, televizyonların hangi kanalında dizi yoksa o kanalda evlerinden  herkesin  izlemesini sağladık. Böylece saydam bir belediyeciliği hayata geçirmiş olduk. Bugünkü gecekondusuz sanayi kenti, kültür ve sanat kenti, emeğin kenti Aliağa, zorlu mücadelelerden sonra  yerel demokrasiyi soluyarak ilerledi. Devamı var

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum