Hilmi GÜLTAY

Hilmi GÜLTAY

ALTINYOL…

19 Nisan 2019 - 07:00

Değerli trafik dostlarım, trafikte yaşanan çirkinlikler ile ilgili okuyucu sorularını çoğu kez  cevaplayamıyorum. Çok sorulan örnek bir soru; Altınyol da yaşanan çile nedendir?                                                                                                                                                 

Altınyol dediğimiz ise; 1960'lı yıllarda meles deltasından, şimdiki turan üst geçitinin olduğu noktaya yakın mesafeye kadar denizin doldurularak elde edildiği sahil yoludur.                                                           

Adı ise; senelerce Anadolu caddesi' nin trafik sıkışıklığı ile Bayraklı ve Karşıyaka'ya ulaşımlarda zorluk çeken, halkın söylentileriyle belirlenmiştir. Çünkü, bu yolun geçtiği Meles deltası ile Turan arasında; İzmir'in meşhur balığı olan Çipuraların yaşadığı ve avlandığı bölgelerdi. Geçmişte ise; burada (Banyolar) dedikleri, plajlar olup denize girilirmiş. Meşhur Süleyman Ferit köşkü ise; bu bölgenin en heybetli malikhanesi olarak bilinir. Benimde hatırlayabildiğim bu zamanlarda 'Bayraklı' adlı körfez vapuru çalışırdı. Ancak bu yolun mevcut Anadolu caddesinin arasına By-pass edilen ara yol olduğu unutulmamalıdır. Bu günlere gelindiğinde; her ne kadar çevre yolu yapılmış ise dahi yine de şehrin kuzey yönünde giriş-çıkışları çoğunlukla yine de bu yol üstlenir. Özellikle ağır sanayinin oluştuğu Aliağa sanayi bölgesinden gelen ve yüklü ağır vasıta araçlar yani tır ve tankerler günün her saatinde bu yolu kullanır ve sıkışıklığa sebep olurlar. Evet, bu yolun tıkanmasına sebep olurlar. Çünkü, Soğukkuyu'dan başlayıp Alsancak yönünde yolun, sol veya orta şeritini kullanırlar. İzmir trafiği için; şehre giriş ve çıkış noktası ile yol boyunca en büyük  engeldirler. 

Özellikle Naldöken ile Turan köprü arası 'trafikte bir darboğaz' dır. Ancak bu yol üzerindeki bir diğer önemli kör noktada unutulmamalıdır. Her iki yönden gelen otobüs, minibüs ve nicelerinin yolcu indirme ve bindirme noktalarıdır. Burası Turan otobüs duraklarıdır. Burada yayalar için üst geçit yapılmış olsa dahi; otobüslerin duraklara girişleri ve çıkışları yoldan geçmekte olan araçlar için tehlike yaratır. Bu durum sadece trafik kazaları sebebi olmayıp, trafik akışının yoğun olduğu fakat engellendiği bir nokta oluşturur. İşte bu noktada her iki yönde araçlar hız keser veya durarak çıkış yapan otobüslerden korunurlar ki; böylece akan trafik ise yavaşlar. Bazen de durur. Yabancı sürücüler için ise; bir tuzaktır. Çünkü, durakların bulunduğu her iki noktada uyarıcı sarı ikaz ışıkları veya benzeri tedbir eksik veya yetersiz olduğu iddia edilir. Hatta belirgin trafik levhaları dahi yoktur. Çünkü; DUR! yazmayan bir levha olmayınca veya olsa dahi, hiçbir sürücü yine durmaz. İstese dahi, arkasından süratli gelen; tır, otobüs, minibüs ve niceleri  buna izin vermezler. Üstelik yolun doğasındaki bu çukurlaşan bu kısım yağmurlar sonrası trafik akışını engeller.  Her birisi 18 metreyi bulan uzun otobüsler, cep durağa giremezler dahi. Anlayacağınız böylesine geniş bir yolda trafik her zaman tıkanabilmektedir. Çünkü, bu yol ortadan bölünerek, kaza sonrası diğer araçlar için kaçış yolu yoktur, bekler dururlar. Yol boyunca orta şeritte dikili çiçekler eksoz dumanında siyahlaşırlar. Garibim sulamacı işçiler ise, her an tehlike yaşarlar. Trafikte böyle bir uygulama nerede var acaba?                                                                                                             

Çünkü, böylesi yol hataları yanı sıra, nice ihmallerin olduğu bu yolda, bence; (araç kullanması dahi yasaklanması gerekli) kişilerin de  sol şerit de seyrettikleri bilinir. Üstelik, her bir şeritte makas atan motosikletler kol gezer. Ancak ağır vasıtalar ise daha bilinçli ve insaflı olup, çoğu kez yolun orta şeritini kullanırlar.                                                                                                                                                                               

Ne diyebilirim ki; çocukluk yıllarımızda denize girdiğimiz bu bölge sonradan Altınyol OLURKEN yaşam sevincimiz ise kaybolmakta...                






YORUMLAR

  • 0 Yorum