Doğa candır canınıza kıymayın lütfen!
Hülya DİNÇEL

Hülya DİNÇEL

Doğa candır canınıza kıymayın lütfen!

07 Şubat 2019 - 00:47

Güzel bir doğada yaşamak günümüzde ayrıcalık oldu.

İnsanlar köylere göç etmeye başladı.

Temiz hava ve yeşil aranır hale geldi.

Ancak köyleri de tahribe başladık.

Siteler yaparak doğal akışı bozuyoruz.

İnsanoğlu gerçekten çok nankör, acımasız ve bencil.

Doğa, kendisine bunca nimetlerini sunarken, insanlar doğayı tahrip işinde adeta yarışmakta!

En küçük bir menfaati için ormanları yok ediyor, nehirleri kurutuyor, yeşillikleri betonlaştırıyor.

Hiç ama hiç acımadan kesiyor biçiyor ve yakıyor.

Yazık çok yazık.

Hiç düşünmediği konu doğadaki denge.

Doğada kendine özgü bir denge var.

Doğa çok dengeli bir şekilde yaşamımızda yer alıyor.

Dengeyi bozduğunuz zaman, cezasını da çekmek kaçınılmaz bence.

Bir Kızılderili atasözü var, hepimizin bildiği.

Gerçekten çok anlamlı.

Son ağaç kesildiğinde,

Son nehir kuruduğunda,

Son balık avlandığında,

İşte o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız…

Doğaya verilen zararın anlamını ve insanlığın bencilliğini bu kadar iyi ifade eden başka söz olamaz.

Bugün böyle bir yazıyı yazmamım nedeni son doğa felaketleri.

Bazı il ve ilçelerimizde insanların canına mal olan sel felaketleri, fırtınalar yaşadık.

Günlerce aylarca uğraşıldı; doğanın yok ettiklerini tamir etmek, kaybolan canların bulunması için.

"Doğa acaba intikam mı alıyor" sorusu geldi aklıma.

Evet dostlar, doğa intikam alıyor.

Çokta haklı, söz konusu alanlarda yaşanan doğa katliamlarını bir düşünün lütfen.

Rant uğruna, şehirlerin ne hallere geldikleri ortada.

Dünyanın en büyük, en güzel ormanlarını yok ettik, yaktık, ağaçları kestik.

Dere yataklarına çok katlı apartmanlar diktik.

İnsanların havasını kestik.

Olabilecek tehlikeleri göz ardı ettik.

Rantlara dayalı imar planları yüzünden seller, heyelanlar, depremlerde çok sayıda ölümler yaşanması kaçınılmaz oldu.

Erozyon hiç umurumuzda olmadı.

Topraklar kaydı, istinad duvarları yıkıldı.

Denizleri, dere yataklarını doldurduk, evler, apartmanlar yaptık.

Gölcük depreminde gördüm.

Denizi doldurup yapılan en ön sıralardaki apartmanları deniz yutmuştu adeta.

Yani kendine ait olanı geri almıştı.

Doğayı, hiç kimse dize getiremez.

Aaaa bu arada doğayı nasıl kirlettiğimizi dereleri, denizleri, ormanları nasıl çöp yığınları ve atıklarla doldurduğumuzu unuttum sanmayın sakın.

Plastikleri, naylonları, kimyasalları daha sonra anlatacağım.

Atıkların yarattığı öldürücü tahribat tek yazı ile sonlanamaz.

Doğayı tahrip ederseniz, çok acı olan sonuçlarına da katlanmanız gerekecektir.

Mis gibi havalı, güzel bir doğanın sizi sarıp sarmaladığı yaşam mutluluğu dolu günler dilerim.


YORUMLAR

  • 0 Yorum