İbrahim PAKER

İbrahim PAKER

"İstila"

09 Mayıs 2019 - 07:00

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Geçici Özel Danışmanı Jane Holl Lute ile dün akşam bir telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede BM Güvelik Konseyi’ne sunulan rapor ve sonrasındaki olası gelişmeler ele alındı. Cumhurbaşkanı Akıncı görüşmede ayrıca, Jane Holl Lute’dan tüm taraflarla yapmakta olduğu temasların son durumu hakkında da bilgi aldı.  Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununda hem masada hem sahada haklı ve tutarlı tavırlarını sürdürmeye devam edeceklerini ifade ederek, “Haklılığımızın verdiği bir güçlülükle yolumuza devem edeceğiz. Hem sahada, hem masada güçlü olmaya devam edeceğiz. Sahada güçlü oldukça, masa da daha güçlü olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’ı kabul etti. Görüşmede, Kıbrıs sorunu ve güven artırıcı önlemler konusunda gelinen son durumla ilgili görüş alışverişinde bulunuldu. KKTC ile Türkiye doğal kaynaklar konusunda her zaman tek yanlı hareketlere karşı çıkmış ve tüm tarafların işbirliği yapması gerektiğini savunmuştur. İşbirliği çağrılarımızı reddederek tek yanlı adımlar atmaya devam eden Rum tarafı, haklarımızı korumak için attığımız mukabil adımları çığırtkanlık yaparak kendi gasp girişimlerini gizleyemez. Kıbrıs Rum tarafının, uluslararası hukuka göre özel bir konuma sahip olan Doğu Akdeniz Bölgesi’ne en uzun kıyısı bulunan Türkiye’nin kıta sahanlığı bölgesine girdiği aşikar olan bir alanda, aynı zamanda kendisinin de kabul ettiği gibi Kıbrıslı Türklere de ait olan bir alanda, yine kendisinin yaptığı gibi faaliyetler yapılmasını haksız ve anlamsız şekilde “istila” olarak tanımlaması aslında kendisinin ne yapıyor olduğunun itirafıdır. Rum tarafı “istila” görmek istiyorsa, bu alanlarda kendi attığı tek yanlı adımlara bakmalıdır. Bu kadar yıldır sürekli olarak Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp etmeye çalışan Kıbrıs Rum liderliğinin, kendi hakları için tutarlı bir biçimde söylediklerini yapmaya yönelen KKTC  ve Türkiye’ye bu şekilde “istila” ve benzeri kavramlarla dil uzatmaya çalışması bizzat kendisinin haklarımızı gasp etmeye yönelik eylemlerini gizleme girişiminden başka bir şey değildir. KKTC ve Türkiye’nin hidrokarbon kaynakları konusundaki baştan beri tutumu ve atmış olduğu adımlar hem barışçı hem de tutarlıdır.  Asıl tutarsızlık, bir yandan bu kaynaklar Kıbrıslı Türklere de aittir derken, diğer yandan Kıbrıslı Türklerin iradesi yok sayılarak bu kadar yıldır tek yanlı faaliyetlerde bulunmaktır. 

TC Dışişleri Bakanlığından "AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yapılan açıklamayı reddediyoruz" açıklaması yapıldı. Yazılı açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin faaliyetlerinin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarına dayandığı vurgulandı. "Mogherini tarafından ülkemizin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine ilişkin yapılan açıklamayı reddediyoruz." ifadesi kullanılan açıklamada, Türkiye'nin evvelce de defaatle vurguladığı üzere bölgede en uzun kıyıya sahip ülke olarak kendi kıta sahanlığındaki hak ve çıkarlarını koruyacağının altı çizildi. Açıklamada, Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Kıbrıs Adası etrafındaki asli haklarını da koruyacağı kaydedildi. Bu bağlamda, Türkiye'nin gereken her türlü adımı atmaktan bugüne kadar çekinmediği ve bundan sonra da çekinmeyeceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Esasen, Doğu Akdeniz'de güvenlik ve istikrarı sorumsuzca riske atmaktan çekinmeyen, Kıbrıs Adası'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki asli haklarını hiçe sayan, iş birliği tekliflerini reddeden ve tüm uyarılarımıza rağmen tek taraflı faaliyetlerinden vazgeçmeyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'dir. Doğu Akdeniz dışındaki tüm aktörlerin, Türkiye'nin ve KKTC'nin bölgedeki enerji denkleminden dışlanamayacağını kabul etmesi ve GKRY'ye koşulsuz bir biçimde destek vermekten vazgeçmesi, bölgenin daha da istikrarsızlaşmasını önleyecek sağduyulu bir yaklaşım olacaktır." 


YORUMLAR

  • 0 Yorum