YUSUF NALKESEN ANIEVİ
Işık Teoman

Işık Teoman

YUSUF NALKESEN ANIEVİ

27 Nisan 2019 - 07:00

Rahmetli, ünlü bestekar Yusuf Nalkesen’in dillerden düşmeyen eserlerini bilmeyen yoktur. Veda Busesi, O Ağacın Altı, Avuçlarımda Hala Sıcaklığın Var, Bir Gün Karşılaşırsak Ayrıldığımız Yerde, Ayrılsak da Beraberiz, Bülbülün Çilesi Yanmakmış Güle, Çatılmış Kaşlarında Kime Düşman Gibisin, Kapın Her Çalındıkça, Kimi Dertten İçermiş… Hepsini yazmaya kalksak gazete sayfalarına sığmaz.

2003 yılında seksen yaşında yaşama veda etmeden önce Nalkesen, Elele Yaşam dergisine verdiği son röportajında beş yüz seksen üç bestesi, bin güftesi olduğunu söylemiş. Her sohbetinde biraz içine kapanık olduğunu, hiçbir yerde şarkı söylemediğini ve enstrüman çalmadığını ısrarla vurgulayan Yusuf Nalkesen, bestelerini on yıl boyunca göstermeye cesaret edememiş. Bir gazetecinin Zeki Müren’e söz etmesiyle birlikte başlayan beste üretimi, yaşamını yitirene kadar devam etti.

Yusuf Nalkesen ve ailesi ile çeyrek asır aynı mahallede ve aynı sokakta oturduk. Küçük oğlu Selçuk yakın arkadaşımdı, evlerine girer çıkardık. İlk udumu aldığımda Yusuf Abi’ye götürdüm, eline aldı baktı, “Çalabiliyor musun” diye sordu. Acemice biraz tıngırdattım, “Devam et” dedi. Daha sonraki yıllarda udi olarak çaldım söyledim.

Fuar dönemi geldiğinde bizim mahalle şenlenirdi, dönemin ünlü şarkıcıları Yusuf Nalkesen’in yeni bestelerini kapmak için adeta yarışırlardı. Sanatçının biri gelir biri giderdi, bize de onları izlemek düşerdi. Zeki Müren, Yaşar Özel, Ahmet Özhan, Güneri Tecer, Samime Sanay, Saime Sinan, Bülent Ersoy, Gönül Yazar, Behiye Aksoy ve daha niceleri… Onları izlemenin yanında, sanatçılara dokunmak ve onlardan bir gülücükle karşılık almak bizi pek mutlu ederdi.

Yusuf Nalkesen Türkiye’nin ünlü bestekarıydı ama bizim abimizdi. Ona ulaşmak, sohbet etmek, 1967 model Anadol marka otomobilleri ile ailece gidip gelişlerini izlemek bize film sahnesi gibi geliyordu. Güler yüzü ile mahallenin tüm çocukları ile selamlaşır, ünlü olması kimliğinin önüne hiç geçmezdi. Tepecik Güney Mahallesi’nde yirmi beş yıl boyunca iç içe yaşadık Yusuf Nalkesen ve ailesi ile. En güzel bestelerini, en güzel güftelerini burada, bu sokakta, bu evde yazdı, daha sonraki yıllarda kızı İnci Abla’yı illet hastalık nedeniyle kaybetti.

Yirmi beş yıl boyunca oturduğu 1150 Sokak 37 numaradaki evlerini sattılar, ailece Karşıyaka’ya göç ettiler. Bayramlarda yakın dostlarını görmek ve ziyaret için semte gelmeye devam ettiler. En yakın aile dostları Lütfü Ömüriş’lerdi. Onlara geldikçe, biz de Selçuk ile sohbet eder eski günleri anardık, pek çok hatıramız vardır.

Şimdi nereye gelmek istiyorum, Tepecik Güney Mahallesi’ndeki bu evde Yusuf Nalkesen ve ailesi yirmi beş yıl boyunca yaşamını sürdürdü, besteler, güfteler yaptı, ünlüleri konuk etti. Yani bu ev bir ‘anı ev’ konumuna geldi.  Konak Belediyesi 2018 yılında bu anı evin duvarına çakılmak üzere bir anı plaketi hazırladı, ama her nedense yerine çakılmadı. Plaket en son Fen İşleri Müdürlüğü’nün raflarında duruyordu, hala yerinde mi bilmiyorum!

Birçok Avrupa ülkesinde bu tür evler koruma altına alınır, sahiplenilir, yerli ve yabancı turizme bile açılır. Tepecik semti yüz yıl önce Muhacir diye tabir ettiğimiz insanların göç etmesiyle kurulmuş bir semt; Arnavut, Boşnak, İştipli ve Roman her renkten kültürü içinde barındırır, Yusuf Nalkesen de İştip’liydi. Bu ev de bir anı ev olarak Konak Belediyesi tarafından sahiplenilmeli, ev elden geçirilmeli, sahipleri ile konuşulmalı. Binanın bir odası Yusuf Nalkesen’in haberlerinin, fotoğraflarının yer aldığı bir konuma getirilebilir. Eve gelen ziyaretçiler, Nalkesen’in bestelerini dinleyebilir. Ailesinden izin alınarak özel eşyaları sergilenebilir.

Bugün Avrupa ülkelerinin cadde ve sokaklarında gezerken, birçok ünlü bestecinin heykellerine rastlarsınız, yaşamlarını sürdürdükleri evler koruma altındadır, müzedir, ziyarete açıktır. Yusuf Nalkesen de bu ülkenin gelmiş geçmiş en ünlü bestekarlarındandır. Eserleri hala televizyonlarda, radyolarda çalmaya devam ediyor. Konak Belediye Başkanı sevgili Abdül Batur’a seçim çalışmaları sırasında konudan biraz söz etmiş, olumlu yanıt almıştım. İlgili müdürlük bir girişimde bulunur ve Yusuf Nalkesen Anıevi yaşama geçirilirse, adı son yıllarda kötülükler ile anılan bu tarihi semt de bir nebze olsun nefes alır diye düşünüyorum.


YORUMLAR

  • 0 Yorum