Hizmet ve nefret
Reklam
Mehmet Ali ÇAVUŞ

Mehmet Ali ÇAVUŞ

Hizmet ve nefret

02 Kasım 2018 - 08:36

                  

Cumhuriyet Bayramı günü açılan İstanbul Havalimanı, sadece Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir başarı öyküsü değildir, aynı zamanda tüm dünya genelinde ses getirecek önemli bir olaydır. Dünyanın en büyük havalimanı olan bu eseri 42 ay gibi rekor sürede tamamlamak ise başlı başına bir olaydır.

Ortada göz kamaştıran, herkeste hayranlık duygusu uyandıran büyük bir şaheser var. Evet, bu eser Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırım projelerinden birisidir. Birbiri ardına açılan dev eserlerin en göz alıcısıdır ve hepimizin göğsünü kabartmıştır.

Normalde her Türk vatandaşının bu eserden gurur duyması, iftihar etmesi beklenir değil mi? Ne yazık ki bazıları için öyle olmuyor. Onların Erdoğan ve Ak Parti düşmanlığı iliklerine kadar öyle işlemiş ki; bu büyük başarıyı takdir edemeyip, alkışlayamıyorlar bile. Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuyla birleştirilen bu açılışa katılmamak için sudan sebepler üretiyorlar, havanda su döğüyorlar. Olayın özündeki anlamı ıskalayıp, formel eleştirilerle değersizleştirmeye çalışıyorlar.

Aslında, bu açılışa tepki olarak katılmamak bile en basitinden bir çiğliktir. Ama bu eseri yapan insanları aşağılamak, “rantiyecilerin şantiyesi” gibi laflarla içindeki kin ve nefreti kusmak hem bir ahlak, hem de bir karakter sorunudur.

Evet, bugüne kadar onların yapamadığı eserleri Erdoğan yaptı, onların hayal bile edemediği projeleri Erdoğan gerçekleştirdi, onların süklüm püklüm olduğu dünya liderleri karşısında Erdoğan aslanlar gibi kükredi. Bütün bunlar bazılarında bir aşağılık kompleksi yaratmış olabilir. Ama “Yiğidi öldür ama hakkını da yeme” diyen bir atasözümüz de vardır. Bükülemeyen bilek de öpülür. En azından susmak da bir erdemdir.

Bakınız Bayram günü, bir yanda Cumhuriyetimize armağan edilen dev bir eser var, diğer yanda dünya liderlerini İstanbul’da toplayıp, ortaya konulan büyük bir liderlik vizyonu var. Fransız, Rus, Alman liderlerin Suriye başlığı altında İstanbul’da buluşması, Erdoğan liderliğinin sadece hizmet ve icraat alanında değil, diplomasi ve küresel siyaset alanında da büyük bir fark yarattığını ortaya koyuyor. Türkiye, Suriye bataklığını kurutmak, insani dramı sonlandırmak ve terör tehdidini sona erdirmek için gerçekten çok önemli inisiyatifler üstleniyor.

Liderler zirvesinde birçok konuda mutabık kalındı ama Türkiye için en hayati hususlardan birisi YPG’nin devlet yapılanmasına karşı uluslararası bir bariyer çekilmesini ifade eden maddelerdi. ‘Toprak bütünlüğü’ ve ‘ayrılıkçılığa geçit vermemek’ doğrudan YPG’nin hayallerini yıkan maddelerdir.

Cumhuriyetimiz AK Parti iktidarında ortaya konan dev eserlerle daha güçlenerek yoluna devam ederken, iflah olmaz nefretini kusan tipler de hariçten gazel okumaya devam ediyor. M. Kırıkkanat isimli gazetecinin tehdit ve hakaret karışımı sözleri hastalık boyutunda bir kindarlığı deşifre ediyor.

Ortada büyük bir kin ve nefret var. Bu sadece psikolojik bir hal olmanın ötesinde, hesaplaşma özlemi içinde bir intikam çabasını da yansıtıyor. AK Parti’nin rövanşist davrandığını iddia edenlerin, kendilerinin rövanşist bir tavır içinde olması, aslında gerçeğin ne kadar ters yüz edildiğini de gösteriyor.

Peki, Türkiye’ye yakışan manzara hangisidir?

Bir yanda dünya liderlerini İstanbul’da bir araya getirip Türkiye’yi bölgesel aktör olarak konumlandıran bir vizyon, diğer yanda küfür ve hakaretlerle kin ve nefret kusan bir gözüdönmüşlük.

Bir yanda dünyanın en büyük eserlerinden birini ülkeye kazandıran bir hizmet aşkı, diğer yanda yapılan her eseri küçümseyen, milletin selametini değil kendi intikamını önemseyen bir zihniyet.

Cumhuriyetimizin 95’inci yıldönümünde iki zihin dünyasının yansıması budur.

Birisi vizyonu, hizmeti, millet aşkını, küresel bakışı temsil ediyor, diğeri kin ve intikamı, hakaret ve bağnazlığı, küçük düşünme ve içe kapanmayı…

Milletimiz hangisinin aydınlık bir geleceği yansıttığını çok iyi görüyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum