Eğlence sektörü ve müzisyenler
Mehmet Çırıka

Mehmet Çırıka

Eğlence sektörü ve müzisyenler

23 Mayıs 2018 - 10:25

Eğlence sektörü ve müzisyenler

  
Çalışma sürecime rastlayan12 Mart 1971 darbe , 1974 Petrol  Krizi ve Kıbrıs Barış Harekatı dönemlerini müzisyen  olarak geçirdim. Yine 12 Eylül 1980 darbe ,24.01.1980 ve  05.04.1994 ekonomik kararları, Kasım 2000 ve Şubat 2001 ekonomik kriz  ve kemer sıkma önlemleri gibi  ülkemizin yaşadığı önemli ekonomik bunalım dönemlerini de müzisyen ve müzik işkolunda sendikacı olarak yaşam deneyimlerime kattım.
Darbeler  ve ekonomik kriz dönemleri eğlence sektörüne önemli zararlar vermiştir.Ama hiçbir dönemde eğlence sektörü bugün içinde bulunduğumuz durum kadar olumsuz koşulları yaşamamış ve bu denli ağır bunalıma girmemiştir.
Terör, doğal afet, ekonomik kriz, siyasi kriz, toplumsal olaylar, darbe, uluslararası ilişkilerde oluşan olumsuz gelişmeler,olağanüstü haller,genel yas ilanı  vb nedenlerle müzikli etkinlikler iptal ediliyor, müzikli işyerleri sürekli yada geçici olarak kapatılıyor.
Batılı turistler gelmiyor,turist sayısı azaldı,turizm geriledi,iş alanları gün be gün daralıyor.
Üstelik özellikle güneydeki turistik tesisler  yabancı müzisyenlerce adeta işgali edildi,
Okul ve resmi kurumların müzikli etkinlikleri yasaklandı,
Üniversite  kampüslerinde yer alan sosyal tesislere alkol yasağı getirildi,
Eğlence sektörünün temel girdileri arasında yer alan et, meyve ve alkol vb. ürünlerin fiyatları olağanüstü artırıldı,içkili eğlence yerleri müşteri kaybına uğradı ve birçoğu kapanma noktasına geldi.
Fiyatları düşürmek için çözümü etil alkolle yapılan özel imalat içkide arayan eğlence işyerleri idari makamlarca hemen kapatılıyor ve bu şekilde işverenler değil, çalışanlar cezalandırılıyor.
Süreklilik gösteren içkili eğlence işyerleri yok denecek kadar azaldı ve çalışma günleri çoğunlukla hafta sonlarına kaldı .Bu günlerde de müşteri yoksa ücret de yok.
Temel çalışma alanı çoğunlukla hafta sonlarına yığılan düğün ve nişanlar oldu ama resmi kurumların denetimsizliği nedeniyle düğün salonlarının büyük bir çoğunluğu da memur müzisyenlerle dolduruldu.
Özellikle güney kıyılarımızda organizatör/menager olarak adlandırılan taşeron kuruluşlar eliyle yürütülen vahşi kapitalizm süreci ve yabancı müzisyenlerden kaynaklanan haksız rekabet nedeniyle, bu bölgelerimizde müzik emekçilerinin çalışma koşullarında adeta çöküntü yaşanıyor.
Zaten uzunca bir süredir bilgisayar teknolojisinin olumsuz kullanılması sonucu, müzik guruplarında çalışan müzisyenlerin yerini bilgisayarlaşmış klavyeler (orglar) almış ve   bu durum da müzik guruplarında çalışan müzisyen sayısı azalmasında ve  işsizliğin artmasında önemli etken olmuştur.
Bütün bu olumsuzluklara ek olarak  gazino,pavyon ve bar gibi içkili ve konsomasyonlu eğlence yerlerine x-ray cihazı bulundurma ve özel güvenlik görevlisi çalıştırma  zorunluluğu getirildi ve   bu yükümlülüğe uymayan işyerleri hakkında idari makamlarca sürdürülen derhal kapatma uygulaması bu konuda da kendini gösterdi.Kapatmalardan da işverenden ziyade özellikle  çalışanlar zarar görüyor.
Kuşkusuz günümüzde güvenlik sorunu başta ülkemiz olmak üzere tüm dünyada  büyük önem taşımaktadır.Caydırıcı ve halkın güvenliğini sağlayacak önlemleri almak tabi ki devletlerin temel görevleri arasındadır.
Bununla birlikte  Ankara’dan bir örnekle parantez açarak güvenlik önlemleri konusunda yaşanan çelişkiyi vurgulamak istiyorum.
Her gün yüz binlerce kişinin yararlandığı Ankara Metrosunda yaklaşık altı ay önce  kurulan x-ray sistemi personel istihdamından kaynaklanan sorun gerekçesiyle bir türlü çalıştırılamıyor.
Bu denli güvenlik riski  taşıyan metronun x-ray sisteminin çalıştırılamaması ve girişte yapılan kontrollerin de dostlar alışverişte görüsün hesabıyla yerine getirilmesi karşısında, gazino pavyon ve bar gibi içkili ve konsomasyonlu eğlence yerlerinin Metrodan daha önemli olduğunu düşünmeden edemiyor insan.
Parantezi kapatıp özetlemek gerekirse;
Eğlence sektöründe sosyal güvence yok,temel yasal haklar yok, iş ve ücret güvencesi yok.Yeterli müşteri varsa yevmiye var,yoksa yok.Giderek telefonla işe çağırma ,yevmiyesiz  alaturaya (bahşişe) çalışma ve  alaturada  patronla yarıcılık uygulamaları sonucu müzik emekçilerinin büyük bir çoğunluğun ortalama geliri yoksulluk sınırının altında kalıyor.
Bütün bu olumsuzlukların sonucunda ,eğlence sektörü sektör tarihinin en ağır koşulları içerisinde çırpınıyor,bundan paylarını alan  özellikle müzik ve sahne  emekçileri de her türlü güvenceden yoksun bir şekilde  çalışma yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. 
Özetlemek gerekirse, günümüzde adeta ekonominin görünmez eli (!) içkili eğlence yerlerini ve giderek ülkemizdeki eğlence yaşamını yok etmek için özel görev yapmaktadır.
Eğlence sektörünün içinde düştüğü bu durum, bana Lenin’in ünlü sorusunu çağrıştırdı.
Ne yapmalı?

YORUMLAR

  • 0 Yorum