MÜZİKTE YAŞLANMAK
Mehmet Çırıka

Mehmet Çırıka

MÜZİKTE YAŞLANMAK

22 Ağustos 2018 - 07:58

 

Her meslekte yaşlanmanın kendine özgü koşul ve sonuçları vardır. Bazı mesleklerde yaşlanmak bilgi ve  tecrübe kazandıkça çalışan lehine sonuçlar getirirken, mesleklerin çoğunluğunda  genellikle tersi yaşanmaktadır.

Müzikte yaşlanmanın  koşul ve sonuçları, diğer mesleklerden farklı olduğu gibi, diğer güzel sanat dallarından da farklılık gösterir.

Müzikte geçen zamanla birlikte  tecrübe, beceri ve repertuar gelişmekle birlikte, yaş ilerleyip  saçlar beyazlaşmaya veya dökülmeye başlayınca, bu özellikler genellikle  fazla işe yaramamakta ve yaşlanmak müzik ve sahne sanatçıları  aleyhine sonuç doğurmaktadır.

İşitselliğin yanı sıra, görselliğin de önem taşıdığı hatta giderek öne çıktığı müzik alanında, yetenek,tecrübe,repertuar ve beceri gibi mesleki  özellikler artık anlamını yitirmektedir.

Yaş almakla birlikte, özellikle solist  ve dansözlük gibi meslek dalları için  hayat daha da zorlaşmakta ve her geçen gün 18-20 yaşlarındaki  gençlerin yer tutmaya başladığı eğlence piyasasında, mesleki özellikler ikinci plana itilirken, istisnai durumlar haricinde  kırklı yaşlara gelen solist ve dansözlerin iş bulma ve çalışma olanakları giderek azalmaktadır.

Yaşlanmanın farklı bir boyutu da grup çalışmalarında yaşanmaktadır. Müzik gruplarında amaç, ve kültür gibi kuşak farklılıkların yanı sıra, müzikal  anlayış ve önceliklerden kaynaklanan uyumsuzluk nedeniyle, genç müzisyenler daha ileri yaştaki meslektaşlarıyla  çalışma konusunda genellikle istekli olmamakta, işverenler de müşterilerin talebi doğrultusunda genç müzisyen çalıştırmaya öncelik vermektedirler.

Nitekim, yaşlanmaya başlamış müzisyenler de artık bu durumu kanıksamış olduklarından fosil, dinazor, “ bara mı geldik mezarlığa mı“ gibi espriler artık alınganlık yaratmamakta,  hatta şaka malzemesine dönüşmektedir.

Ülkemizdeki  müzik ve sahne sanatçılarının büyük bir çoğunluğu sınıfsal olarak genellikle dar gelirli, hatta yoksul sayılabilecek  alt gelir grubuna mensup ailelerden geldiğinden,zaten çok da uzun olmayan meslek yaşamından elde edilen kazanımların en verimli şekilde değerlendirilmesi diğer meslek dallarına göre çok daha fazla önem taşımaktadır.  

Giderek dijitalleşen  dünyamızda, günümüzün solist ve ses sanatçıları kazançlarını en iyi şekilde değerlendirebilmek için neredeyse ellerinde hesap makinesiyle sahneye çıkıp  geleceklerini  güvence altına almaya çalışırken,geçmişin romantik dönem sanatçıları  bu meslektaşlarının aksine, çoğunlukla  içinde bulundukları renkli ,bohem, dünyanın baş döndürücü ortamında gelecek kaygısı taşımadan günü  gün etmişler ve  bunun bedelini  ömürlerinin son yıllarını zorluk ve yokluk içerisinde tamamlayarak ödemek durumunda kalmışlardır.

Yeri gelmişken kısa sürede şöhreti kaybedip gözden düşen solist arkadaşımın şöhretten sonra yaşadıklarına dair küçük bir anekdota yer ver vermek istiyorum.

Dünyanın henüz dijitalleşmediği ve maddeleşmediği 1970’li yıllarda üne kavuşan arkadaşım geleceğine  yönelik herhangi bir endişe taşımaksızın günü yaşamış  bir süre sonra gözden düşmüştü.

Bu arkadaşım,şöhret bitip durum tersine dönünce başına gelenleri   “Param yoktu  taksiye binemiyordum. Tanınıyordum, otobüse ,dolmuşa binemiyordum çünkü utanıyordum.Çoğunlukla yürümek zorunda kalıyordum” şeklinde yansıtmıştı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum