Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

AĞA

02 Şubat 2017 - 13:21

Vefatından iki yıl önce Florya Köşkü’nde bulunan Gazi, sıkılmıştır ve Nuri Conker’e Köşk’ten kaçma isteğini dile getirir. İsmet Paşa’dan işiteceği azarı hesaplayan Conker başta rıza göstermese de Gazi’nin ısrarlarına dayanamaz. Plan hayata geçirilir ve Köşk’ten kaçarlar. Biraz yol aldıklarında Gazi’nin gözleri çift süren bir köylüye takılır. Yaşlı adam bir yanında öküz, bir yanında merkep bulunan yalpalayan sapanın sapına sıkı sıkıya yapışmıştır. Bu durumu gören Gazi köylüyü yanına çağırarak sorar:

- Ağa; bakıyorum da sapanın bir yanında öküz, bir yanında merkep koşulu. Öküzün yok mu senin?

Köylünün “Vardı da vergi memurları sattılar.” cevabı üzerine modern çiftçilik için verdiği mücadeleler gözü önüne gelir; bu köylünün bürokrasi karşısında yenildiğini görerek üzülür, canı sıkılır. Hemen dönüş emri verir ve akşam İstanbul’da bulunan milletvekillerini, Vali’yi ve İsmet Paşa’yı çağırmasını söyler. Conker’e dönerek der ki:

-Yahu şu Halil Ağa’nın vergi borcu yüzünden öküzünü satmışız, merkeple çift sürüyor, hâlâ daha “Devlet Baba” diyor. Ne mübarek ulus bu ulus!..”  İfadesi bugün daha iyi okunması gereken bir ifadedir.

Akşam sofrasına davet edilen Ağa yaşananları sofradakilere de anlatır. Yemek sonrası Ağa köyüne döner.

O akşam yemeğinin sonunda Gazi sofradakilere dönerek:

- Halil Ağa’nın öküzünü satıp üretimi aksatan yasayı ya biz yaptık ya da bizim yaptığımız yasa yanlış yorumlanarak Halil Ağa’nın öküzünü satıyor. İkisi de bence bir… Böyle bir yasa yaptıksa yurt çıkarlarına aykırıdır, nasıl yaparız? Eğer yaptığımız yasa böyle yorumlanıyorsa hükümet nasıl bir yönetim içindedir? Sonra unutmayın ki olay İstanbul’da geçiyor. Bunun Van’ı var, Bitlis’i var, kıyı bucak ilçesi var; acaba oralarda neler oluyor? Bu çark iyi dönmüyor beyefendiler!..

            Bu olaydan günümüze bakarak bugüne gelmemizdeki sebepleri sanırım daha net görmemiz gerekmektedir. Cumhuriyet sonrası ülkemizi temel hedef olan Muasır Medeniyetler seviyesine ulaştırmak için biz neler yaptık? Buna bakmamız ve sadece yönetenler açısından değil bir birey, bir vatandaş olarak hepimizin kendi muhasebesini yapması gerekmez mi? Ne kadar biz olabildik, koltuk sevdasıyla nasıl ben kavgasına düştük...

            Bulunduğumuz mevkiler, bulunduğumuz makamlar gelip geçicidir diyerek mevcuda ya dört elle sarıldık, ya da elde edebilmek adına olmaz yollara saptık. Yapıp ettiklerimizin bir gün hesabı sorulacak, biliyoruz dedik de uygulama safhasında neler yaptık? Galiba benlik çizgisinin ucunu biraz fazlaca açık bıraktık ve neresinden tutup çekeceğimizi de kestiremez olduk.

Hikâyeden ders almanın zamanını kaçırmadan farkımıza varalım; biz emperyalizmin kulağından çekmiş bir milletiz, dişlerini de sökeriz, yeter ki BİZ olalım. Başka da bir şeye ihtiyacımız yoktur.

            

YORUMLAR

  • 0 Yorum