ALTERNATİF ÇÖZÜMLER
Reklam
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

ALTERNATİF ÇÖZÜMLER

03 Eylül 2018 - 08:45

 

15 Temmuz ve sonrasında yaşanan olaylar yaşadıklarımızın tesadüf olmadığını, geçmişe dayalı uzun soluklu bir stratejik plan olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Coğrafyamızda kendimizi bildik bileli süregelen kaos ortamının yazanı ve uygulayanı pozisyonundakilere bugüne kadar maalesef sadece seyirci düzeyinde kalabildiğimizi kabul etmeliyiz. Bu kabul bizi bugüne kadar getiren sebeplerin neler olduğunu ve nerede hata yaptığımızı daha doğru anlamamıza yardımcı olacaktır.

John Perkins’in ilk baskısı 2005 yılında yapılan “ Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları “ kitabında anlattıklarından payımıza düşeni almamız gerekmektedir. Kitapta dünyanın hemen her köşesinde ve istisnasız her ülkesinde ekonomik seviyede başlayan sömürü eylemlerinin bir kısmının anlatıldığı aşikârdır. Dünyanın her köşesinde faaliyette bulunan ekonomik tetikçilerin istihbarat teşkilatlarıyla işbirliği içerisinde hareket ettikleri de bir gerçekliktir. Artık bilinen bu gerçeklere rağmen emperyalizmin sömürü düzeni bukelamun misali renk değiştirerek eylemlerine devam etmektedir. Bugün Suriye’de yaşadıklarımız ortadadır. Ekonomik tetikçilerin bir ülkede yaptıkları eylemlerin küresel bağlamda etki alanını da hesaba katmamız gerekmektedir.

Ülke olarak ekonomik tetikçilerin eylemlerine maruz kalmadık mı? Tarihi geriye sardığımızda neleri yaşadığımızı çok net bir biçimde görmemiz olasıdır. Peki bu yaşadıklarımızdan ders aldık mı? Cevap: Maalesef…

Bugün artık yediğimiz en büyük darbe olan 15 Temmuz sonrası milliyetçi-muhafazakar yapıların birlikte hareket etmek suretiyle emperyalizme karşı bir mücadele içerisinde olması gerektiği gerçeği geldiğimiz noktanın tek alternatifi durumundadır. Bu birliktelik bugün içerisinde bulunduğumuz ekonomik saldırıların da esasında ana noktasıdır. Emperyalizmin ülkemizde bir araya gelmesini arzu etmediği fikirler birlikte hareket etme gayretindedirler. Bu birliktelik soğukçuların kazanlarda kaynamasına sebep olmaktadır. Elbette bu durum karşısında ET’ler iş başındadır. Üzücü olan ise sadece dışardan müdahaleler değil içeriden iş yürütmeye çalışanların varlığıdır.

Bugünlerde siyaseti bir kenara bırakmak durumundayız. Bu topraklar üzerinde oynanan oyunları hep birlikte bertaraf etmek için üretmek durumundayız. Her alanda üretmek zorundayız. Özellikle üniversitelerimizin bu anlamda fikir üretmeleri çok büyük önem arz etmektedir. Elbette konjonktüre göre değil ilmin gerekleri çerçevesinde hareket eden ilim insanlarını dikkate almalıyız. Yıllardır gerek köşelerinden gerekse TV ekranlarından hemen her konuda alim kesilenlerden vazgeçmeyi de bilmek durumundayız.

Milli Eğitim Bakanlığının Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği içeriğinde Atatürkçülük konularının işlenişi ile ilgili karar sonuna kadar desteklenecek bir karardır. Ancak bugüne kadar neden sorusunu sormalı ve muhatapları ile ilgili gerekenleri de gözden geçirmeliyiz.

Alternatif çözümler üretmeliyiz. Eğitim konusunda atacağımız adımlarla birlikte atılacak ekonomik adımları da doğru hesaplamalıyız. Üretime dair örnekler verecek olursak bugün ithal etmek durumunda kaldığımız et ürünleri konusunda geçmiş yıllarda et ürünleri ihraç eden bir ülke konumundan nasıl geriye gittiğimizi doğru değerlendirmeliyiz. Et ve Balık Kurumu gibi ülkenin et ürünleri ihtiyacını karşılayan ve ihraç noktasında özel sektörle işbirliği içerisinde faaliyet gösteren bir kurumun yeniden ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Yine kağıt üretimi konusunda Seka örneğini gösterebiliriz, kağıt bugün ithal eder duruma geldiğimiz bir ürün olmuştur.

Katma değeri yüksek çıktısı olan teknolojik ürünler konusunda eğitim ekonomi işbirliğini ivedilikle hayata geçirmeli ve dünyada rekabet edecek seviyeye ulaşmalıyız. Neo-Liberalizmin acımasız var oluş gerçeğini kabul etmeli ve dünyada örnek teşkil edecek uygulamaları alternatif çözümler olarak ortaya koyma kabiliyetini geliştirmeliyiz.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum