ARA KAN DİNMEYEN GÖZYAŞI
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

ARA KAN DİNMEYEN GÖZYAŞI

07 Eylül 2017 - 14:52

İslam âlemi Kurban Bayramını kutlarken Arakanlı Müslümanlar bir vahşetin ortasına düştüler. Bir mazisi olan Arakan meselesi esasında tüm dünyanın özellikle de Müslüman âleminin enikonu düşünmesi gereken bir meseledir.

Nihayetinde sadece ülkemizden en azından gıda yardımı gidecek olması bir nebze de olsa umut vericidir. Ancak sorunun derinliklerinde yatan asıl sebebin ortadan kalkması, o coğrafyada yaşamını idame ettirmeye çalışan Müslümanların geleceği nasıl olacaktır? Pek de aydınlık olmayan bir durumun önümüzde olduğunu da kabul etmemiz gerekmektedir.

Özellikle Trump sonrası ABD siyasetinin nerelere evrileceği ve yarının neler getireceği ile ilgili daha seçildiği ilk günden yaşanan belirsizlik yavaş yavaş ortaya çıkmaya ve manzara netleşmeye başlamaktadır.

Sınırımızda kurulmaya çalışılan sözde devlet ile gelecek tarihlerdeki hesaplamaların ulusal çıkar çerçevesinde değerlendirilmesi, yine o bölgelerde terör örgütlerine yapılan yardımların ileriye dönük hangi amaca hizmet ettiğinin günlük siyasete alet edilmeden geleceğe dönük planlarımız içerisinde ehemmiyetli bir yerde olmasına dikkat edilmelidir.

Soğuk savaş sonrası yaşananlar ve ABD’nin sadece kendi çıkarları çerçevesinde dünya hâkimiyeti iddiası sürmektedir. Kendisine rakip olarak gördüğü Rusya ve Çin ile olan rekabetinde bulunduğu noktayı da kendi penceremizden doğru analiz etmeliyiz.

Bugün Arakan ’da yaşananların bu pencereden de okumasını yapmak durumundayız. ABD’nin Wilson prensipleriyle “kendi kaderini tayin diyebileceğimiz etnik ve dilsel birlikle tanımlanan her ulusa bir devlet anlayışı”bakışını yeniden gözden geçirmeliyiz.

Görünen manzarada ülkelerin özellikle nükleer silahlanma ve son zamanlarda şiddeti artan meydan okumalarından bir takım çevrelerin de işine geldiği gibi anlamlandırmasından dolayı her ne kadar bir savaş izlenimi ve çığırtkanlığı yapılıyor gibi görünse de bu durumu farklı düşünenlerdenim. Savaş olasılığına ihtimal vermeyenlerdenim. Ortada bir güç gösterisi olduğunu, olayın esasında ekonomik çıkarlar ve ülke ekonomileri çerçevesinde bir restleşme oyunundan ibaret olduğunu düşünüyorum.

Bu tabloda vahim olan ise dünyanın neresinde olursa olsun Müslümanların yaşamış olduklarıdır. İslam dünyasının sessizliğidir. Bazı İslam ülkelerinden bir şey beklemek sanırım zaten safdillik olacaktır. ABD’nin mandası ülkelerin büyük ağabeyden talimat almadan hareket etmeleri mümkün görünmemektedir.

Dünyanın medeniyetler savaşının tam ortasında olduğu ve geleceğin bu konuda çok daha ileri noktalara gebe olduğunu düşünürsek ülkemizin geleceği için önemi adımlar atma mecburiyetimiz kaçınılmazdır. Bize bizden başka dost yok anlayışının esasında kimsenin kimseye dost olmadığı yaşamın sadece çıkarlar çerçevesinde döndüğünü ve ülke olarak kendi ulusal çıkarlarımızı en üst noktada planlamak, değerlendirmek ve stratejilerimizi belirleyerek geleceğe emin adımlar atma bilincinde olmalıyız. Bu konuda atabileceğimiz en önemli adım ise geleceğimizi emanet edeceğimiz evlatlarımızın eğitimleri konusunda yapmamız gerekenlerdir.

2017-2018 eğitim öğretim yılı başlarken güncellenen müfredat, müfredat üzerinde bir kesimin haklı kaygı ifadeleri ana muhalefet partisinin müfredata ve eğitimle ilgili yapacağı çalıştaydan çıkacak sonuçlar ehemmiyet arz etmektedir.

Kendi tarihini okuma kabiliyeti olmayan bir gelecekten söz etmemiz mümkün değildir. Müfredatımızdan eksilttiğimiz Atatürkçülük konularını gözden geçirmeli; emperyalizme karşı verilmiş tarihin en büyük mücadelesini ve tarihin en büyük devlet adamlarından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anlayışını gelecek nesillerimize yerleştirmek mecburiyetindeyiz.

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum