BEN Mİ KALACAĞIZ BİZ Mİ OLACAĞIZ?
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

BEN Mİ KALACAĞIZ BİZ Mİ OLACAĞIZ?

27 Ekim 2017 - 12:19

BEN Mİ KALACAĞIZ BİZ Mİ OLACAĞIZ?

Ünlü siyaset teorisyeni Machiavelli’nin dünya literatürüne kazandırdığı Makyevelizm, kişinin çeşitli manipülasyonlar yoluyla sürekli kazanma odaklı anlayışı temsil eden bir davranışlar bütünü olarak adlandırılabilir. Burada en önemli husus kazanma hırsı olarak adlandırabileceğimiz olgunun toplumun genel kabul görmüş ahlaki değerlerini engel olarak gördüğünde çiğnenebileceğidir.

Makyevelist kişilikler için genel geçer kural kazanmak üzerine kurguludur, değer kavramı yoktur. Bizim ahlaki değerler olarak kabul ettiğimiz yalan söylememek, içtenlik, dürüstlük, dostluk, güven gibi kavramlar bu kişilikler için bir anlam ifade etmezler.

Yukarıdaki tanımlamadan yola çıkarak yakın çevremizden başlayarak uzaklara doğru uzandığımızda yaşadığımız dünyada nasıl bir profil görmekteyiz? Hiç merak ettiniz mi? Sorunun cevabını aramaya başladığınızda aslında ne durumda olduğumuzu görüp aklınızın karıştığınızı ve onlarca soruya cevap aradığınızı duyar gibiyim. Galiba en önemlisi de neden?

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hâkim değilsiniz. Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.” Sözleri özellikle sık sık sosyal medyada karşılaştığımız ve her karşılaştığımızda da sanırım bir anlık durup kendimizi sorguladığımız türden sözlerdir. Sonrasında? Bildiğimiz yoldan devam etmez miyiz? O zaman aynı soruyu tekrar sorayım, neden?

Yine sosyal medyada sık rastladığımız rahmetli Rauf Denktaş’ın “Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın. Her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın!" Sözleri de bizlere aynı yol haritasını çizmiyor mu? Her okuduğumuzda yine birkaç dakikalığına da olsa durup düşündükten sonra bildiğimiz yolda ilerlemeye devam etmiyor muyuz? Peki, neden?

Geldiğimiz nokta esiri olduğumuz ve adına ne derseniz deyiniz bulunduğunuz ortamla ilgilidir. Mevki, makam, para, otorite, saygınlık, koltuk, bunların size kattığını zannettiğiniz bazı değerler olabilir. Bu saydıklarımı kaybettiklerinde yanlarındaki dost zannettiklerini kaybeden ve yalnızlığa sürüklenen insanlara hayatımızın herhangi bir anında rastlamıyor muyuz?

Hiç kendinize sordunuz mu biz millet olarak bugün yaşadıklarımızı hak ediyor muyuz? Kendi ülkelerinde milliyetçilik naraları atanlar terör örgütleriyle el ele vererek var güçleriyle üzerimize üzerimize gelmekteler. İçimizden bazı kesimler de bu duruma ne hazindir ki siyasi gelecek hesapları çerçevesinde alkış tutarak bıyık altı gülümsemekte ve sinsice beklemektedirler. Ülkemiz üzerine oynanan oyunlardan içeride siyasi malzeme çıkarma gayreti içerisinde olanlar zaman içerisinde kaybetmeye mahkûmdurlar. Buradan ekmek çıkmaz. Bu millet Oğuz Ata’dan gelen kadim bir kültüre sahiptir. Her ne kadar gelişen teknoloji ile esaret altına alınmaya ve makyevelizmin esiri yapılmaya çalışılsa da zamanı geldiğinde titrer ve kendine gelir. Bunu 15 Temmuz günü dünya âleme ispat etmiştir.

Bugünden sonra da hep birlikte kazanmak ve evlatlarımıza daha iyi bir Türkiye bırakmak için ben kavramından kaçınmak ve siyasi tercihlerimizi bir kenara bırakarak emperyalizme karşı içeride ahlaki temeller çerçevesinde siyasetimizi yapmak kaydıyla biz olmak mecburiyetindeyiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum