EĞİTİM MÜFREDATINDA CİHAT
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

EĞİTİM MÜFREDATINDA CİHAT

28 Temmuz 2017 - 17:21

Milli Eğitim Bakanlığı Ocak ayı içerisinde müfredat güncellemesini kamuoyu ile paylaşmış ve toplumun bu konuda katkı ve eleştirilerini almak üzere askıya çıkararak paydaşlarının bilgilerine başvurmuştur. Paydaşlar tarafından yapılan katkı ve eleştiriler doğrultusunda da önümüzdeki eğitim öğretim yılında yeni bir müfredat ile eğitim öğretim hayatımız devam edecektir. Müfredatın askıda kaldığı sürece paydaşların katkı ve eleştirilerinin ne kadar dikkate alındığını bakanlığımızın yapacağı açıklamalar neticesinde öğrenebileceğiz.

Müfredat güncellemesine genel bakışımızı eğitimden beklentilerimiz ve eğitim geleceğimiz adına getireceklerini 19 Ocak ve 29 Ocak 2017 tarihlerinde yine bu köşemizde Müfredat Güncellemesi ve Eğitim Geleceğimiz başlıkları altında iki yazı dizisi olarak siz değerli okurlarımızla paylaşmıştık.

Müfredat güncellemesi ile ilgili bugünlerde kamuoyu askıya çıkarılan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ile ilgili görüş ve önerilerini paylaşmaktadır. Tartışmalar ise müfredata giren Cihat kavramı üzerinden yapılmaktadır. Cihat kavramı ile ilgili değerlendirmemizden önce dile getirmemiz gereken sanırım güncellemenin böylesine bir konu üzerinden değil de genel bir bakış açısı olarak değerlendirilmesi olması beklentisi olduğudur. Ancak Cihat konusu başlı başına anlamı itibariyle güncellemenin geneline bir yorum getirme imkânını kısıtlamaktadır.

Güncelleme ile ilgili diğer bir tartışma konusu ise Atatürkçülük konularının çıkarılmış olmasıdır.

Cihat kavramının müfredat içeriğine konulmasını birkaç açıdan değerlendirmek gerekmektedir. Nerden çıktı şimdi bu? Diyerek ve kolaycı yolu seçerek istemezükçü anlayış ile ben yaptım böyle olacak anlayışlarını karşılaştırarak her iki kesimin de konuya artı değer katacak yaklaşımlar göstermesini ve geleceğimizi emanet edeceğimiz evlatlarımızın eğitiminde doğruyu bulmaya gayret göstermeliyiz.

Bir parantez açarak bakanlığımızın çok inanarak getirmiş olduğu, anket çalışması sonucunda dahi vazgeçmediği bitişik eğik yazı uygulamasında anket çalışmasının bir yıl sonrasında vazgeçmiş olduğunu da bir kenara koyalım.

Dünyamızın içerisinde bulunduğu durumları da okuyarak geleceği buna göre kurgulamak durumundayız. Modern Batı ve Geleneksel Doğu penceresinden konuyu çok daha geniş açıdan ele almamız gerektiği düşüncesindeyim.

Cihat kavramına bu perspektiften bakmak ve doğru tanımlama konusunda ihtimam göstermek durumundayız.Cihat kavramı, günümüzde yaşanan birçok olay nedeniyle hem yıpranmış hem de yanlış anlaşılan bir kavramdır.Yıpranmıştır, çünkü dünyanın birçok yerinde icra edilen terör olayları cihat kavramı altında paketlenerek sunulmaktadır.Yanlış anlaşılmaktadır, çünkü cihat denildiğinde ‘kıtal’ yani karşılıklı çatışma ve savaş anlaşılmaktadır. Oysa cihat, insan hayatını kapsayan her alanda olumlu ve sürekli gayretin adıdır. Bilgi üretmek, doğru bilgiyi keşfetme gayreti içinde olmak da cihattır. İnsan nefsini terbiye etmek, bir şeyi iyi ve sağlam yapmak, sözü yerinde kullanmak ve birlikte yaşama kültürünü geliştirmek, yardımlaşmak ve çaresizlerin derdine merhem olmakta cihattır. İşin doğrusu bu kadar kabalığın, bencilliğin, çıkarın yaygın olduğu bir ortamda cihada ihtiyacımız var. Kıtal, yani savaş cihadın bir unsurudur. Bir milletin varlığını, egemenliğini korumak için buna da ihtiyaç var. Ne var ki bu noktada dikkat etmemiz gereken bir nokta var. Bu cihat şahsi heveslerin ötesinde milletin ve devletin bekası için olmalıdır.

            İşte bu ana tema çerçevesinde kalarak ve dünya ölçeğinde yaşanan kaosunda etkilerini irdeleyerek konuyu gelecek nesillere sağlıklı bir biçimde aktarmamız gerekecektir. Aksi takdirde gelecek için içinden çıkılamaz sorunlarla karşı karşıya kalacağımız gerçeğini de gözden kaçırmamalıyız. Ülkemiz üzerinde Osmanlı’dan itibaren oynanan oyunlar neticesinde gelinen bağımsızlık mücadelesi süreci ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının da bu konuda yapmış oldukları da çok daha derinlikli bir şekilde işlenmek durumundadır. Cumhuriyet sonrası Atatürk’ün İslamiyet özelinde yaklaşım ve uygulamaları da dikkate alınarak müfredatımızın askı sürecinin doğru değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum