EĞİTİMİN ROLÜ: GERÇEKLER ve HEDEFLER-I
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

EĞİTİMİN ROLÜ: GERÇEKLER ve HEDEFLER-I

03 Mart 2017 - 12:16

Bir ülkede toplumu oluşturan bireylerin dünyaya bakış açıları, aile eğitimi ile birlikte, çevre ve okul eğitimi bütününde şekillenmektedir. Türk toplumunun nasıl şekillendiği, 15 Temmuz gerçeği ile çok daha net olarak görülebilmektedir. Devletin hangi konumda olduğu, adına şeyh, hoca ya da nasıl ifade edilirse edilsin bu toplumda eğitim almış bir kişi tarafından ülkeye yapılan darbe girişiminden anlaşılabilecek konumdadır. "Bu noktaya gelişimizde eksiklerimiz, hatalarımız nelerdir?" tespitini yaparak gelecek kurgumuzu düzenlemeli ve yeni neslin bu durumlarla karşı karşıya kalmasının önüne geçecek tedbirleri almak durumundayız. Nereden başlamalıyız? Cevabını arayacağımız temel sorumuz bu olmak durumundadır.

Başlayacağımız nokta, yaşadıklarımızın sebeplerini araştırmak olmalıdır. Toplumun dini ihtiyaçlarını teslim ettiğimiz yapıların kontrolünün ne şekilde yapıldığının ya da “Ne istediler de vermedik?" noktasındaki yanlışlarımızı kabullenmek mecburiyetindeyiz. Elbette bu söz, esasında sadece bugünü bağlayan bir söz değildir. Bu yapılar, toplumun ihtiyaçlarından doğmuş ve zaman içerisinde günden güne büyüyerek bugünlere gelmiş; amip misali içerisinden çıkan yeni yapılarla da bir müddet sonra önü alınamaz bir duruma gelmişlerdir.

Peki, özellikle Anadolu coğrafyası ve temelde İslâm’ın yayılmasında Türklerin rolü göz önüne alındığında, bu noktaya nasıl geldiğimiz konusunda bugüne kadar nerede durmuşuz? İrdelememiz gereken temel argümanlardan birisi olmalıdır. İslâm'ı yeni kabul etmiş Türk topluluklarına dinin irfan yönünü tanıtan ve İslâm’ı kolaylaştırarak benimseten Hoca Ahmed Yesevi anlayışı ortada dururken farklı yönelimler içerisine girerek geldiğimiz durumu doğru okumak ve yeniden Yesevi anlayışıyla toplumu bilinçlendirerek gelecek kurgumuzu yapılandırmalıyız. Hac-ı Bektaş Veli, Ahi Evran, Hac-ı Bayram Veli, Mevlana gerçeğini okumak durumundayız. Başındaki sarıkla da olsa ilmin olmadığı bir anlayışla toplumun dini duyguları üzerinden para toplarken ağlayan bir zihniyetin geldiği noktayı göz önünde bulundurarak geleceğe dair emin adımlar atmalıyız.

Ülkemizin yaşadığı 15 Temmuz darbe girişimini milat kabul ederek eğitimi okul öncesinden başlamak üzere yeniden ele almak mecburiyetindeyiz. Eğitime, okul öncesi eğitimde % 100 okullaşma oranı temel hedef alarak başlanmalı; ilk hedef olarak okul öncesi eğitim fiziki koşullar çerçevesinde değerlendirmeye alınarak kurumlarımızın fiziki koşullarının okul öncesi yaş gurubu öğrencilerine hitap edecek uygunlukta düzenlenmesi yoluna gidilmelidir.

Temel eğitim, okul öncesi eğitimde olduğu gibi okullarımızın fiziki koşulları bağlamında ele alınmalı; müfredat ve ders saatleri açısından yeniden değerlendirilmelidir. Özellikle ülkemizde ilkokul 1. sınıftan itibaren başlatılan bitişik-eğik yazı çalışmaları acilen terk edilmelidir.  Temel bakış açısı ilkokul çağındaki çocuklarımızın maalesef bugüne kadar gözden kaçan yaş gurubu olarak oyun çağı çocukları oldukları gerçeği, artık göz ardı edilmemelidir. Okullarımızın fiziki ortamları, ilkokul çocuklarımıza hitap edecek düzeyde sadece eğitim ve öğretim alabilecekleri ortamlar olmaktan çıkarılmalıdır. Çocuklarımızın bu yaşların temel ihtiyacı olan oyun ihtiyaçlarını ve kendi yaş gurubu çocuklar ile vakitlerini geçirebilecekleri ortamlar haline getirilmelidir. Müfredat yeniden gözden geçirilmeli, günlük 6 saatlik ders uygulamasından vazgeçilmelidir. Tam gün eğitim ilkokul öğrencileri için bir an evvel uygulanmalıdır. Tam gün uygulaması sabah 2 ders saati ve öğleden sonra 2 ders saati olarak belirlenmelidir. Ders saatleri 40 dakika ile sınırlı tutulmalıdır. Kısaca eğitim okula yeni başlayan bu yaş gurubu evlatlarımız için cazip hale getirilmelidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum