Reklam
Merih Eyyüp DEMİR

Merih Eyyüp DEMİR

ETİK HAFTASI

22 Mayıs 2018 - 09:47

ETİK HAFTASI
25 Mayıs 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen 5176 sayılı kanun ile ülkemizde Kamu Görevlileri Etik Kurulu oluşturulmuştur. Kurul’un görevi ilgili kanunda “Kurul, kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken uymaları gereken etik davranış ilkelerini hazırlayacağı yönetmeliklerle belirlemek, etik davranış ilkelerinin ihlâl edildiği iddiasıyla re’sen veya yapılacak başvurular üzerine gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak sonucu ilgili makamlara bildirmek, kamuda etik kültürünü yerleştirmek üzere çalışmalar yapmak veya yaptırmak ve bu konuda yapılacak çalışmalara destek olmakla görevli ve yetkilidir.” Olarak tanımlanmıştır. 2008 yılından itibaren de her yıl 25 Mayıs gününün ülke genelinde “Etik Günü” aynı günün yer aldığı haftanın “Etik Haftası” olarak kutlanılmasına karar verilmiştir.
2016 ve 2017 yıllarında Başbakanlık Etik Kurulu davetlisi olarak Antalya ve Ankara’da yapılan etik çalışmalarında bulundum. Etik konusunda ülkemizin geleceğine dair bir katkı sundu isek ne mutlu bize. Önemsediğim; yaşam boyu dikkat etmemiz gereken bir konu olduğuna inandığım, almamız gereken çok uzun bir yol olduğunu da maalesef hayatımızın neredeyse her alanında rastladığımız olaylarla gözlemlediğim etik kuralları, kurumlarımızda bir kültür olarak yerleştirmenin zorunlu olduğunu düşünüyorum.
Etik, pratik felsefenin bir konusudur. Yani insanların günlük yaşamalarında ne şekilde davranmalarıyla ilgili pratik somut bilgiler sunar. Ahlak ile arasındaki fark; ahlakın toplumdan topluma farklı davranış biçimlerine göre değişebilen doğru kabul edilen değerlerin ve düşüncelerin toplamı iken, etik; kuralları mantık çerçevesinde yorumlamaya çalışmaktadır.
Türk toplumu olarak esasında etik kültürü bilen bir toplumuzdur. Selçuklu Medeniyeti içerisindeki unsurlardan birisi olan Ahilik Kültürü etiğin sistematik uygulamasına bir örnektir. Ahilik; 13. Yüzyılda Anadolu Türklerinde esnaf ve sanatkârların çalışma usulleri, birlik ve beraberliği amacıyla oluşturulmuş sosyo-ekonomik bir kurumdur.
Medeniyetimiz açısından etik kültürünü kurumlarımıza yerleştirmek ve geleceğimizin çok daha ileri atılımları yapabilecek bir seviyeye ulaşabilmesi için bu konuda çalışmalıyız. Ahilik kültürünü örnek almalıyız. Hz. Muhammed’in “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” İfadesinden yola çıkarak toplum içerisinde ahlâki değerlerin yeniden gözden geçirilmesine ve kurumlarımızda etik kültürün yerleşmesine olan ihtiyacımız gerçeği ortadadır.
Kurumlarımızın etik kültüre olan ihtiyacı had safhalara ulaşmıştır. Bugün kamu ya da sivil hangi kuruluşa bakarsanız etik kültürden uzak bir yapıda olduklarını tartışabiliriz. Kurum kültüründe olması gereken BİZ kavramı maalesef BEN karşısında mağlup olmuştur. Liyakat sözcüğünü dillerinden düşürmeyenlerin liyakat anlayışı “emredersiniz efendim” karşısında hükmen yenik sayılmıştır. Bugün için bu durumlara itiraz yükselmemektedir. Benlik toplumumuzu esir almıştır. Bu durumdan kurtulmak zorundayız. İvedilikle kurumlarımızın etik kültürünü oluşturmak durumundayız. Aksi benler çoğaldıkça biz yok olacağız. Bu duruma izin vermemeliyiz.
Yunus Emre’nin “Az söz erin yüküdür, çok söz hayvan yüküdür.” Sözündeki ince nüansı fark etmek ve artık sözün yapıp ettiklerimiz karşısında mağlup olduğu zamanlarda yaşamak durumundayız. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum